DEMOKRASİ BİR MAVAL

 

 

Hali hazır ‘mevcut İsyanist Krallığı’ örten bir maval!
Her devir ve gerçekte var olan da krallıktır zaten. Görelim görmeyelim

 

Dünya Kuruldu-Kurulalı Ortada Bir Krallık Var

Şayet bu ‘çelik-çomak muhtar devletler’in ardındaki
gerçek güç ve yönetimi çakazlıyosan yönetimden anlıyorsan…
Yok, anlamıyorsan ‘tabi ki demokrasi‘ hay-hay!

Aklını peynir-ekmekle yemiş demokrat körler
ve batıcı entelektüelliği, kıvanç hale getirmiş ‘bilimsel kafaların’
başkanlık sistemi hakkında kuru patırtıdan öte tepinişleri yoktur, olamaz da
Başkanlık sistemi ‘güdük’ kalır. Yaşasın Ahenkte Çok Seslilik!
Yaşasın Çok Sesliliğe Yüreğinde Tasarruf Eden Kral ve Krallık!
Yaşasın Monarşi, Batsın Demokratanarşi… Sussun ahenksiz bok seslilik
Kırılsın, keşmekeşliğin düğmesine basan eller

 

YAŞASIN KRALLIK! Yaşasın millî irade!

 

Millî irade’nin sayısı olmaz! Millî irade, sayılarla ölçülemez bir niteliktir
20 insan millî iradeyi temsil eder de bunlar, milyonları-milyarları güder!
Toplumların insanlık eğilimlerinden razılık ala-ala hem de…

Kuvvetler ayrılığı, milli iradenin ola ki ‘kendine geliş siyasasına’ törpüdür!
‘Hukuk Devlet’ten kasıt, ‘kuvvetler didişmesiyle’ amaçlar bulamacı! 
Hukuk Devletten kasıt, ‘kuvvetler tiyatrosuyla’ siyasi, hukuki, içtimai kaos!
‘Hukuk devlet olacaksın’ uyarısından kasıt, ‘seni yıkarım!’ tehditidir
Anayasası bağımsız olmayan hukukun eşek tepsin profunu
Anayasası bağımsız olmayan yargının komitacıları, senin itin olur ey adalet!

Kuvvetler ayrımı ideologları, ‘Spiritüalizme dolgu yapan kozmik sofistikler’ 
dediğimiz tarikatların ‘Işıkçılar Kolunun ağababası New Age’in arterlerine
kan pompalayan beynelmilelci küresel komitacılardır
Ve başlarındaki tek bir kralla tam aktif olarak 400 yıldır senin her türlü
dünyanı yönetmekteler! Kendilerine alternatif her milli irade liderlerine
diktatör derler. İşte bu yazıya bunun için açsın-iştahlısın ya da tepkili… Seç!

Böylece çoğumuz, doğru belgelerle karşılaştığımız halde değişemeyiz
Çünkü bizim anladığımız ‘yeterli değişimin’ ilk adımı,
kendine kıyabilme/ kendini devirebilme sahasında elde edilir
Kişi, çürük şekilde taşıdığı ön-fikirlerinin yıkılışına,
ister istemez razılık gösterebilmesinden hareket kazanır
‘Korkularından sarsılmayı’ dikkate almazlığıyla fark ve onun bilgisine ulaşır

 

Çokluklar ya da sürüler ya da halkın % 90’ı olan AVAM,

şu düzende güçlü bir azınlıktan ne (emeğinde) bir hak iddia edebilir, ne de
işçi fabrikaya ortaktır, sermaye ve kapital proletarya sınıfına aittir’ deyip
‘aslen hayat gerçeği bu kılavuzdan’ kendine şu şartlarda bir pay çıkarabilir
Bunu sadece devlet olmuş iktidarlar, (ki bu paylaşıma kendileri inanmayıp)
devlet eliyle bir yerlere komünist hareket pompalayıp
sokak eylemleriyle bir icrayı (sözümona tabî bir ayıklanma hareketi olarak)
o da zavallılara yutturmaya kalkabilir! Prensiplerinde emeğe saygı yoktur

 

Sokaklarda taş-sopa sallattırılarak ‘halk egemenliği, krallık hayali’ kurmayın!

 

Sokak kalabalıklarından kral olmaz, kral da çıkmaz! Bir baş olma hevesliliği!
Küba’da aşırtan, Bolivya’da şaşırtan bir emperyalist krallığın Cia-Mossat eli,
Bir Kral Vilademir de ben olacam diyen hevesliyi kendi masonlarından seçer!
Diğer hevesliler mi? ‘Karşı gruba verilen listelerde’ bir isim kalabalığı sadece!

Demokrasi denen kuru patırtı da aynen böyle aldatmalı bir martavaldır
Kalabalıkların veryansını, demokrasi gazlarıyla kontrol edilerek böylece
kalabalıkları meşguliyete sardırmanın reçetesi, topluma muhatap kılınmıştır
Doğa’nın bir yerdeki bağıntısı, bütün insicamı açıklar
Hayattan kopuk bir tespit, tüm mantık zincirini hayatın dışına atar

Görmediğin Allah‘a inanmayacaksın elbet. Peki, arka planını görmediğimiz
sokak hareketlerinin ‘demokrasinin yansıması’ olduğuna nasıl inanırız?
Aslında inanmayız! Sadece hevesler tatmini! Ama düpedüz egemenlere alet!
Oysa Fikir, imanın tespitle elde edilişi. Öyleyse inandırılmak niye?

 

Demokrasi, (yıkıcıya muhalif ‘yapıcı krallığın’) her an dağınık parçalı tutulup
mevcut siyonist krallıkça güdülmesidir

 

Yıkıcının, kendisine muhalif (bu) ‘malum grupları’,
kendi eliyle maksatlı doldurup karşı krallığı ‘planlı kontröl etmesi’ sistemidir
Halkın, yöneticisini kendisinin atamasına SAFSATA,
Siyon yöneticilerinin (halk içinden) lider atamasına DİKTATÖRLÜK denir

 

Başlangıçtan bu yana bitkiler, hayvanlar, eşyalar da dahil olmak üzere
tüm dünya her iki şekilde de KRALLIKLA yönetildi

 

Dünya hayatı başladığından bu yana krallar vardı. Bu hep böyle oldu
Zaten kral(lar)dan başkası, toplumları ve çağı yönetemezdi, yönetmedi de!
Bunun dışında hiçbir sistem yeryüzünde ne olmuştur, ne de olacak!

Biz galiba, İnsan Haklarıyla Demokrasiyi birbirine katmış, iyice karıştırmışız
Milli irade başka şey, demokrasi başka şey

 

Doğada hiçbir yönetici, yönetmek istediği toplumdan, yönetme izni almaz

Bu izni, avamdan almayı düşünmez bile! Hiç almamıştır da!
Hiçbir krala, durduk yere “bizi sen yönet” denmemiştir. Eğer ki denilmişse
zaten önü kesilemez bir kralın ilk yasası o an işliyor, sonuç alındı demektir
Çoban, çobanlığını sayılardan istemez! Kral, tacını sayılardan istemez!
Demokrasi bir sera tipi yönetim! Doğada filizlenemez bir sera tohum!

Doğrusu ve hali hazırda işleyen gerçeğin icabı, kral gelir yumruğunu kaldırır:
‘İster seve seve, ister tepe tepe razı olun. Kral benim ve sizi yönetecem!’ der
Buna karşılık ahaliden biri de aynı sözü ‘kulakça duyulur bir sesle’ söylerse
savaş başlamıştır!

Savaşta donanımlar konuşur
Kimin adalet ve hak anlayışından nasıl bir hukuk doğmuşsa
tarafların savaş meydanında sergiledikleri de budur

Bu içsel donanımlar merhamet, müşfiklik, güç, barış adına ikna ya da zulüm,
ihtiras, sömürü vb. birçok duygu ya da zaaflardan örülü ‘krallık savaşıdır’

 

Gerçekte dünyayı krallar yönetir

Yer ve gökyüzünde bunun dışında bir yönetim ne olmuş, ne de olacak!

Doğa’nın bir yerdeki bağıntısı, bütün insicamı açıklar
Hayattan kopuk bir tespit, tüm mantık zincirini hayatın dışına atar!

Duymanız gerekeni muhakkak bir gün biri size söyler
Çünkü Sanat sana ‘duyman gerekeni’ söyler, asıl açlık noktana seslenir
Yapını bul, öz-yapını..! Bul ki DEVLET görsün şu alem!

 

ARTIK ANLAYALIM 

 

Demokrasi bir maval! Hali hazır ‘mevcut İsyanist Krallığı’ örten bir maval!
Her devir ve gerçekte var olan da krallıktır zaten. Görelim görmeyelim
Çağımızı yöneten bugünkü krallık, Onyediseksendokuzda
(güya) Fransız ellerinden kurdurulmuş bir siyon krallığıdır
Fransa köylüleri eli ile yapılan “OnyediSeksenDokuz Tarikatı Darbesi”,
günümüzde “reel İsyanizim Krallığının” darbesidir

Avusturya imparatorluğu, Çin-Mançurya-Japon imparatorluğu,
Çarlık Rusyası ve Osmanlı İmparatorluklarının 1789’da ipleri çekildi
Böylece İsyanizim (kısa bir süreçte) bu halkları kendi krallığına halk etti!

Köleyiz! Köle düşünemez! Şadırvan’la ortaya konan gerçeklere hoplar
Körsen.. (halkın kendi kendisini yönetme martavalı işşu cumhuriyeti!) kutla!
İşte sen bu asil ve doğal krallıkların yıkılışını kutluyorsun!
Kimin ne için kutladığı kendini bağlar bağlamasına ama
bu maksatlı planlar seni-beni herkesi bağlayınca
(iyi niyetli düşünmeler) insanlığın bu kördüğümünü çözemez
Çarkın durmasını hak etmeyenler yüzünden, çevirenler de haklı olamaz ya!
Yıkıcıların icat ettiklerini kutlamak zorunda mı ki bu vatandaş?


Kişi, kendi gerçeğini ortaya koyamazsa

zihinlere YAMAnmış toplumsal aşının hayallerini ‘kendi hedefim’dir sanır

Onyediseksendokuz’da tramboline çıkartılmış bu ‘demokrat kafalar’
ayakları hala yere basmadan (demokrasi temposuyla)
hop oturup hop kalkan ‘soket beyin’ takımıdır

Demokrasi kılıfıyla devletlerin başına atanan küresel işgalin ‘muhtarları’
emperyalist hünkarın modern sadrazamlarıdır

 

Anlamak ‘Yazılı Kuran Papirüsü’ndeki alfabenin ne dediğini bilmek değil,
Kuran’ın SETAP HALDE İNSANDA AÇILDIĞINI anlamaktır
İmanda ölçü, allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır
Böylece dünyayı allaha inananlar değil, ‘kendine inananlar’ yönetir
Yönetmekte ihale ‘kendine inananlara’ verilmiştir. Sünnetullah budur
Avam, ‘kendi dışarısında bir varlığa’ inanırken ‘kendine inanana’ kral denir
Sadece güdülmeye alışmış güdükler demokrattır! Tepe yönetici kraldır
(tıklanırsa bu bölüm Anlamak sezişe ve idrake bağlıdır başlığıyla genişler)

 

Bu yazı bu konudaki külliyatımızın %1’i olur. Sıkıştırılmış draje kabilindendir

 

Sanat-bilim-hukuk-kuvvetler ayrımı-inanç-laiklik-demokrasi gibi mavalların
dayandırılmaya çalışıldığı yaş tahtaları yıllar öncesinden yazdık
Bazısını makaleledik, tartışmaya açtık da bilim adamı denen
siyonist kampüs kahyalarından, öğretim üyesi mollalarından,
talebeleri derviş eden bu mekteplerin ‘profları kabilindeki’ şeyhlerinden
‘rektörleri kabilindeki’ mezhep imamlarından,
en tepe Columbia’sına, Harvard, Yale’ine,
Oksfort ve Sorbon’una kadar cevaplayabilene kimsemiz denk gelmedi

Neye, nereden, niçin baktığımın referanslarını ortaya koymam için
elin kavramlarıyla konuşmayı, elin kelimesiyle düşünmeyi, kendi aczim bilip
konuşmada-düşünmede kavramlara baştan başlayıp tek-tek kendim ördüm
Kendi değerlerimi konuşabilmem için 50 yılımı verdim

Cumhuriyet-Demokrasi-Krallık yazıları,
6 bin sayfalık Şadırvan dökümanlarında zaten yıllar önce açıklanmış konular
Bunlar bugüne özel yazılmadı (Yazılar 2009’da yayınlanmıştır)

Bunlar bir magazin, bir zorunlu gündem yazısı değil. Her bir kavram ve
hadisenin hem teknik haritası, hem tarihi sebep ve dayanakları,
inceden inceye değerlendirilerek ispatlarıyla ortaya konmuş makalelerdir
Yaslandığı mutlaklığı da fikredişle açıklar

Katılmamak serbest fakat aynı tip emek ve delillerle,
çağın yıkıcı dayatmalarına karşı olduklarına dair oturup yazsınlar, yaysınlar
Sloganlarla cumhuriyet kelimesini savunanların, FİKRÎ DURUŞ olarak
bu karanlık çağda ne olması gerektiği yönünde TEK BİR CÜMLELERİ YOK!
Cumhuriyeti, siyasal islama duyulmuş tepkiye bağlamaktan başka…

 

Mantık bir bilimdir

 

Ancak şöyle ki: Önermeler arasındaki tutarlığı ölçen bilimdir!
Hem tek cümlelik salt anlayışları hem anlayışların birbirleriyle farkını ölçmez
İddiaları, ÖNERMELERLE ortaya konmuş şekliyle ölçer. Önerme şarttır:
‘Bu böyle olduğundan şu da bu demekse o halde buradan anlaşılacak şudur’
İşte önermenin iskelet denklemi…

Makalelerimizi eleştirecekseniz
hayatınızın tümünü ‘gerçeği aramak uğruna yaşamak’ yapmalısınız
Ucuz tepkilerle Şadırvan sayfalarına bir-iki slogan çekmek, kişiyi basitleştirir

 

KISMÎ SONUÇ

 

Bilgi ve hareketin kaynağı, senden başka kimse değil!
Kendini bu ‘referansa’ koydun koydun.. aksi taktirde bir insanoğlunun ya da
ideolojinin, sana monte ettiği bir referansı, yamadığı bütün kültür ve zanları
din edinirsin de buna rağmen ‘ben kula ram olmam, allahtan başka tınmam,
onun yönetiminden başka şeriat tanımam’ der durursun
Yahut ateist isen (her ne isen dahi)
‘ben bağımsızım, hürüm, ilericiyim’ der durursun bu işgalin kesin şartlarında

Hayat seni-sana bağlamadıkça ‘beni kimsenin görüşü bağlamaz’ demelerin
bir komediden ibaret! Kendi planlarını sende inanç yapmışlarsa sen necisin?

Bazı çağlarda gerçekler, ‘kimi kurallara’ göre izah edildiği için
kuralları da kimlerin yazdığı gözden kaçtığından; hürriyetin adı hürriyetken
zihnimize tepilen kurallara bağlı düşünmek işgaline de demokrasi demişiz

Kendi referansını bul! OKUmak budur, her şey bunun için
Tüm kavga-zulüm bunun için. Çünkü zulüm, insanın amacında durduruluşu!
Zulüm hakkında başka bir tanım arama. Her kavramı, köküyle kavra!
Meseleyi kökü-temelinden kavradın kavradın, aksi taktirde kavrayamazsan;
henüz demokrasinin, insanlığın beklentilerini gidermediğini fark eder etmez
[insanlığın saadetini ŞİMDİLİK(!) KARŞILAMASA da…] diye lafa başlayan,
sonra ‘gerçek demokrasilerde bu böyle olmaz’ diyerek gerekçe getiren
şu içindeki suflörün telkinleri içinde sürüp giden zulüm sebebinin
(burada henüz tam oturmamış bir demokrasiden!) kaynaklandığı masalına
kolayca ikna edilirsin. Sahneyi göremeyişinin nedeni budur!

Çünkü demokraside ‘Bir Gün Mutlaka’ çoktur(!)
Oysa yalanın ‘bir gün mutlakası’ ASLA YOK!
“Azimle osuran mermeri delermiş” misali…
Yıkıcı Sistem Kurucuları (tüm muhtar devletler halkına) şunu dedi:
“Çekin altınıza şu graniti-mermeri.. bir müddet azmedin!
Sonra ‘deliğin altından’ gerçek demokrasi çıkacak”

Ha gayret! “Gemlik’e Doğru Denizi göreceksin. Sakın Şaşırma!”
Bir gün mutlaka!

Demokrasi ve Cumhuriyet Martavalı adlı 1’inci makalenin sonu…

Demokrasi konusunda 2’nci makale, Diktatörlük Başka Şey.. Krallık Başka Şey
yazısıyla başlıyor

Konuda bir önceki yazı Cahilin Kafasında ‘Baş’ Yok, Başkanlık Hakkında Konuşur!

/Okyanusta Şadırvan. 2010-2012

_______________________________________________________

İlgili Yazılar:
 
Hakimiyet Kayıtsız Şartsız İnsandadır
 
Demokrasi ve Cumhuriyet Martavalı (Giriş)
    
Siyon Liderlerinin Protokolleri’ Kitabında KENDİLERİ ŞUNU DİYOR
    
Tüm Zamanlarda Krallar, Kralların da Mutlaka Danışma Meclisleri Vardı
    
Egemenliğin Halkta Olduğunu Kim İddia Edebilir? Devlet Şahsa Münhasırdır
    
ŞİMDİ SÖYLE BAKALIM, KİM ÇAĞDAŞ? Kim Bilinçli?
    
Cahilin Kafasında ‘Baş’ Yok, Başkanlık Hakkında Konuşur!
    
DEMOKRASİ BİR MAVAL
     
Diktatörlük Başka Şey.. Krallık Başka Şey…
     DEMOKRASİ, Hayatın Doğasında Yoktur. GÖSTERİLEMEZ!

     DEMOKRASİ MAVALI – İnisiyatifler
     DEMOKRASİ MAVALI – Erdemli Sözü Olan Varsa Söylesin!
Siyasal İslam Nedir? (Siyasal islam zımbırtısı Nedir?)
       Millî Piyango! Fikir ve İnanç Bu Siyasetin Neresinde?
       
Antropomorfizm-İstanbul Kanalı-Fetöcülük-DinAyet
       
MEZHEP Nedir? Mezhep ve Anlayış İlişkisi
 
LAİKLİK: İsyanist BİLİM’in Kendiyle Yüzleşmeyen Martavalı
ÇAĞDA METOT NEDİR? Niçin Her Devir İçin Değişir? (ÖZET YAZI)
MEZHEP Nedir? Mezhep ve Anlayış İlişkisi
 
BİLİM Denen Neymiş? (Bilimde Rolü Kime Veririz?)
    TEKNOLOJİYE Secde Etmiyor Muyuz?
    Hangi TIP, Hangi BİLİM?
    BİLİM Kendini Aklıyor!?
    Yapay ZEKA Diye Bir Şey YOKTUR
    Gelişmiş Toplumu Neyiyle Ölçersiniz?
 
BİLGİ Nedir?
       Bilgi, KABUL’ün Sonucu… Kabul Ettiysek Uygularız
       Aradığın Şey Kesinlikle Gösterilmiştir
       DUR Bi Dakka! Neye BİLGİ Diyorsun?
       
BİLGİ ve EĞİTİM ÜZERİNE Kısa Kısa
 
AKIL Nedir?
        MANTIK Nasıl Çalışır Ve Zihin Kendisini Niçin Göstermez?
        ZİHİN İŞGALİNE ‘DUR!’ De
              
ZİHİN İşgalinden KURTULMAK
              ZİHNİYET mi? ŞAHSİYET mi? İşte ‘açık ara’ Ayrıntılar
        BİLİNÇALTI Nedir?
        Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (1)
              Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (2)
              Düşünce Başka Şey, DÜŞÜNMEK Başka Şey… (3)
              1- Düşüncenin Pankartları
              2- Düşünceler Zihin Alanımıza Düşerler. ‘Düşünmemiz’ Bunları Karşılar
              3- Düşünce bir yerlere zaten disiplinsizce gidiyor. Görevi istekler taşımak!
       FİKİR Nedir? Fikirle İdeoloji Arasındaki Fark! 
              FİKİR Nedir? (2)
       RUH Nedir? Niçin Ruhundan Haberin YOK?
       KAFAM KARIŞIYOR!
       KÖTÜLÜĞÜ “PAYLAŞMA!”
       Aradığın Şey Kesinlikle Gösterilmiştir
       ANLAMAMAK Diye Bir Şey Niçin Yok? Şunun İçin Yok:
              Demek ŞAİR, Demek FELSEFİK! Peki, Kim Bu?
              Anlayıp da işine gelmez ‘Ayar Verici Tiplere’ toplu cevaplar
 
Gerçekler Hoplatır, Masallar Amortisör Gibidir

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

İçindekiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir