Yaratılanı Sevmesi Yaratandan Ötürüymüş?

Yazılarımızı dikkatle takip eden,
Çağa ‘Deli Gömleği’ giydirdiğimizi fark eder


Düşün Ki Bir Nebinin Karşısına Bir Adam Çıkıp
Şunu Dedi:

“Yaratılanı (yani seni) severim yaratandan ötürü?..”
Adama “höst” derler! Oysa hadise ne?.. Burada ne diyecek?

Seni çok sevdim! Sevdiğim için senin Rabbını sevebiliyorum”
“Sana inandığım için O’na inanıyorum!” Bu böyle olur


Hiç şöyle olur mu? Başlangıç hiç şöyle olur mu?

“Yaratılanı severim yaratandan ötürü”
Yani arif kişinin bu içsel sözünü -avama yönelik hep nakleder dururuz da
nerede, ne şartta söylenmiştir hiç bilmeyiz

Bu sözü ‘Rabbın öncelik hakkını’ bilmeyen birine dedin:
“Seni severim yaratandan ötürü!”
O nefis de demez mi ki: “Önce beni sev kardeşim, karıştırma rabbını
Bana gelen sevgiye ortak etme şimdi. Bende sevilmeye ihtiyaç var”

Başka bir nefis:
— Beni doğrudan sevesin, beni ben olduğum için sevesin

Başka bir nefis:
— Şuna bak, neredeyse sevmeyecek. Allah‘tan başka sevdiği yok bunun bea


Ey muhterem aktör! Bırakasın kopya şekilleri. Bunlar mikrofonda söylenmez
Umuma söylenmez. Tabağındaki kuru fasulyeye, pirzolaya söylüyor musun?
O zaman fasülyeden söyleyenlerden olma:

“Ey kuru! Seni seviyorum yaratandan ötürü!!!”

Çağda hepimiz Şeytanın mutfağından yiyoruz! ‘Allah yarattı-yaratmadı’ yok!
Ahçı der ki ‘annem babam katkıdır. İster sevme, ister yeme!’


“Seni severim yaratandan ötürüymüş”
Dost Yunus niye mikrofonda söylemiş; değinsek konu genişler, genişlemesin

Şurasına Dikkatimizi Verelim Ama. Sadece Şu Yönde Şu Kadar Genişlesin


Allah, insanla sevilir. İnsansız Allah sevilmez* Yani önce başından şu geçer:
Allah’ı sevmek mi? Allah’ı mı sevmek istiyoruz? İşin en başı insan sevmektir
İnsanı sevdiğin için O’na ulaşırsın da O’nu seversin her şeyde. Bu var mı? Yok
Bu olsa o zaman zaten bunu karşındaki kime/hangi ekrana söylediğini bilirsin
Bilirsin ki cahil nefs!..
İşbu halde bu denmezi dediğinde karşı gönlün büzülüp kapattığını görürsün
Az yukarıda yazmıştık ya.. işte o diyalog bu!
Hatta cahil nefse şöyle desek yeridir:
“Allah’ı bırakalım abi, ben doğrudan seni seviyorum peşinen!” Bayılır buna
Muhtevayı tam anlatmak niyetiyle absürt vurgu yaptık ama yanlış da değil…
SÖYLEYEBİLENE! Allah ile aradan su sızmaz bir samimiyete o an emin olana!
Meleklerin bile anlayamayacağı sözü ve hareketi ortaya koyan emin kişiye!
YAKIŞIR be abi!

Yaratılanı severmiş, yaratandan ötürü… E sevdin de ne oldu? Dedin, ne oldu?
Karşı gönül sana kapısını kapattı. Ehil gönül olsa ne dediğine bakmaz zaten
Görevini yapar. Allah için. Şıkır-şıkır. Kimseye de demez ki ‘yaratandan ötürü’
Yaratana bile ‘bak, senden ötürü ha!’ demeye utanır. İlim, edep ya hani? Ee?
Mikrofon, edebi bozar! Tıngırtıcılığımız ifşa olur. Olmasın mı? Olsun
Öyleysek yuh ola, tıngırtısını görmeyene de yuh! Saklayana da yuh!
Niçin mi yazdık? Siyasal islamın ne zımbırtı şey olduğunu ibraz ettik
Etmese miydik? İşte kıblelerimiz ayrıdır


Hepimizin bildiği akideyle konuyu bitirelim

İman, İnsana imandır, kendine imandır. Sen kendin misin? Mesele, bu!

 

Kendine inanmayanda (kendinde güven oluşmamışta) inanç mı olurmuş?
İman bir incelik, anlayış, kavrayış ve ‘ölmek’ meselesi…
Bunlar bilgiyle olabilecek şeyler mi?
‘Tenezzül edilen şu proflukla’ edinilecek şeyler mi?
Kamil olmayana prof dedirten ‘şu mektepçiliğe’ meydan okumayan imanın,
‘eşek tepsin’ rabbını
Göremediğin burnun ucuna diktiğin radarın eşek tepsin çanağını
Muhatabımız Basiret… Muhatabımız FİKİR

RAB, ancak
BİR İNSANI SEVDİKTEN SONRA (onun Rabbına yönelerek) sevilir
Kendi başına allah neyim sevilmez öyle!

 
/Okyanusta Şadırvan. 2015

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir