MANTIK Nasıl Çalışır Ve ZİHİN Kendisini Niçin Göstermez?

Zihin, gönlün ete-kemiğe bürünmüş SIĞ şeklidir. Gönül zihnin mana derinliği
Mantık, bir duygudur. Çıkarsamalarıyla çekim gücüne sahiptir
Kişi hedefinde hangi KARARlılıktaysa mantık da bu yönde ‘çeken’ oluşturur
Bütün duyguları çekim sistemine tabi tutar
Önermeler arasındaki tutarlığı ölçer

 

MANTIK, Eğilimlerin Çekimidir

Duygunun, düşünceye konverte olduğu ilk istasyon
Duygudan gasp eder, düşünceye verir. Neyi? İradeyi…
Böylece duygular düşünceler (ilkin mantık şubesinde) karışır
Çünkü cüz mantığın hedeften haberi yoktur
Unutmayalım, zihin karışıklığının nedeni ‘hedefsizliktir’

Cüz mantık, karardan ziyade tercihlerde çekim yapar

 

Mantık, hedefsiz kaldığı an bunları böyle yapmakla beraber
duygulardaki iradede ‘parazit’ meydana getirir
Parazit salan duygulardaki irade sonradan düşüncenin gaspına uğrayacaktır

Gerçek kararı öne çıkaran mantık değildir, amaçlanıştır

 

Cüz mantığa sadece tercihler yüklenir. Amaçsa karar alışlarda izlenir
Yani tercihler sıralamasının önceden yükleniş yeridir şu ‘cüz mantık’
Kül mantıksa AŞK’ın mantığıdır. Aşk bir tercih değildir. Karar bile değildir
Aşk! Kararlılığın en sağlam yolu. Aşkta mantığı kavrayamayan meczup olur
Böylece, (ola ki) kendi amacından hareket etmeyen mantık,
bu maksatlar ortamında hem kendisi bir çekime tabi olur
(ki bu zihin işgalinin değirmenidir)
hem de kendi alt çekenlerini bu yönde oluşturur, seçicilik yapar, tasnif eder

Mantık, önermeler arasındaki tutarlığı ölçen bilimdir!
Hem tek cümlelik salt anlayışları hem anlayışların birbirleriyle farkını ölçmez
İddiaları, ÖNERMELERLE ortaya konmuş şekliyle ölçer. Önerme şarttır:
‘Bu böyle olduğundan şu da bu demekse o halde buradan anlaşılacak şudur’
(İşte önermenin iskelet denklemi…)

 

Duygu,

 

zihne daha varmadan bilinçte duyduğumuz, henüz düşünce olmamış itişler
Düşünce, iradeleri hedefsiz mantık tarafından parazite uğramış duygulardır

Düşünce, duygu değildir

 

Düşünce, duygudan gasp edilen iradenin parazite dönüşmüş halidir
Duygu-düşünce ilişkisi budur. Düşünce, duygunun saldırıya uğramış halidir

 

Zihin bir SUNUM sahası… Düşünceler, SUNUŞ…

 

Duyguların parazite uğrayıp düşünceye dönüşmesi zihne girerken olur ve
düşüncelerin BİLİNÇLE çatışma halinde olmasının sebebi budur
Öz yapın, senin üzerinden senden isteklerini, duyguyla önüne getirirken
(yani zihin alanında bir sonra tasavvur edebileceğin bölüme girerken)
yol üzerinde ‘doğru akışla yol alan bu duygulara’ yamanmaya çalışarak
duygudan gasp edilen iradenin, parazitlere dönüşmesine ‘düşünce’ diyoruz
Kısa izahı bu!

Düşüncelerin, bilinçte/gönülde karşılığı yoktur, duyguların vardır ama!
Karşılığı bulunmasa da etkilemeye çalışmasının sebebi akledemeyişimizdir
Yani DÜŞÜNMENİN ne olduğunu bilmeyişimiz sebebiyle AKLI kullanamayız!

Düşünmek, iradelerin tasnifi, sorumluluğun idaresi yani AKLEDİŞ olurken
Düşünce, duygularımızı fark ettiğimiz aynı anda ‘tüm sunuların’
ve her türden isteklerin ‘parazit irade kazandığı’ yapının ta kendisidir
Olumlu-olumsuz ‘bir sunuştur’ Tefekkür olan, düşünce değil düşünmektir
Yol, Düşünmek/akledebilmektir. Şarampol, DÜŞÜNCEDİR. Düşersen savurur
Yaratmak için uğraşma, zaten her an düşüncelerinle kaderini yaratmaktasın
DÜŞÜNMEK üzerinden AKLET ki KAZÂN mübarek olsun. Bu da fikredişledir
Aksi taktirde:
Bir şey, DÜŞÜNCENİN KUCAĞINA DÜŞTÜĞÜ AN artık İDEOLOJİ olmuştur

 

Bütün duygularımız isteklerden meydana gelir

 

İstek, bir itişle senden ister! İtişler ‘duygu kanallarıyla’ akar, bunları duyarsın
Duygu, boyutlardan geçerken dış çevrenin yamaları, bu duygulara etki eder
Böylece Öz’den ‘ÖZ’ün istekleri’ olarak gelen güdümler,
duyular ve duyumlar aşamasıyla duygulara çevrilip
(oradan da çevresel yamaların parazitiyle düşünceler açığa çıkarmasıyla)
ve böylece ‘DUYGU ve DÜŞÜNCE adı altında’ ZİHİN dairemize girer
Bu gelenlerin, (ilk halleri olarak) bir itişle Rabbın isteği olduğunu bilir isek
‘can noktasından yaşamak’ anlaşılmış olur. Bu nokta, gönlün merkezidir

 

Duygularımız,

uzay irtisamlı bakacak olursak ‘solucan tünellerden’ geçip zihnimize ulaşır


Düşüncede irade yoktur!

Duygu bu boyutlardan geçerken çevre yamaların duyguya parazit olmasıyla
düşünceler, duyguların tasarrufuna verilmiş eylem iradesini çalarlar
Gasp edilen bu irade, duygu değil düşüncelerin kuvvetlenmesini oluşturarak
‘korsan nefs’ böylece zihinde güçlenir
Oysaki düşünce, düşünmenin emri tasarrufuna geçmesiyle ‘fikrediş’ yaşanır
ve böylelikle düşünce olsun, düşünmek olsun, son tahlilde aynı yapı olurlar
Hedef sahibi olmak, böyle bir zihin yönlenişi ile gerçekleşir
Zihin karışıklığı-kirliliği, hedefsizliktendir de ondan

 

Gönülde kirlilik olmaz ama kirlilik olmayan o bölüm, can noktası katıdır
Yani gönlün merkezleri var, gönlün bahçeleri var. Atomun balansları gibi…
Bu nedenle gönül bahçemize koyduğumuz değerleri atmak kolay olmaz
Fakat gönlün merkezinden gelen uyarıları da zihinde faaliyete dönüştürmek
(işşu şartlanmalardan dolayı) kolay olmaz. Öz’den yüze, akışı düzeltmeliyiz

Anlayışlı olmak?
Duyguyu bilincinden duyarsan duygunun bilincindesin, öz’den duyuyorsun
Zihninde karşılaşıyorsan artık düşüncelerle meşgulsün! Algıların yamalıdır!
Zihninde fark ettiğin an geç kalmışsındır, köklerine uzanmalısın

Duygular, isteklerden bir itişle, has bir harekete yönelmiş akmaktayken
düşünceler etkisiyle ‘parazite maruz kalarak’ hedef dışı ek bir irade yüklenir
Duyguların, düşünceler üzerinden yüklendiği bu ‘ek irade’
kendi öz varlığının iradesi değildir
Duygu, ‘en baştan yöneldiği özgün hareketine’ engel çıkaran bu iradeyle
sonuçları tatmin edici olmayacak karışık haller yumağına dönüşüverecektir
İçinde artık katkı bulunan bir duygudur bu. Sadece duygu mu? Tabi ki hayır!
Sözler, tutum-davranış, tüm fiiller, bu ‘katkılı duygudan’ çıkışla harekettedir
Artık bunun adına ‘mantık’ dense ne.. ‘duygu’ dense ne..?

Duygunun kendine has ilk iradesi ‘kullanılsın-kullanılmasın’ her an taşınır;
ancak buna devam olarak düşüncenin tesirinden yüklendiği parazit irade,
zihinde çelişkinin ilk başladığı an kabul ettiğimiz ‘YAMA’dan gelen iradedir
Düşünce nefstir kısaca… Ham nefis/Korsan nefis…
Düşünce, DÜŞÜNME’nin emri tasarrufuna geçmedikçe AKIL ortaya çıkmaz
Düşünceyi bilen, Rabbını bilir. Bilmezse ‘korsan nefs’ olarak ayrı bir benliktir

 

 

İnsan, heves ve korkularından tasmalanıp yönetilir!
Bu nasıl olur?

 

Zekayı burada saymazsak akla yön veren DUYGULAR değildir de nedir?


Duygu, tecellilerin lezzetidir. Duygu amellerinin maaşıdır, bazısı da külfetidir
Aklın her faaliyetinde ‘bu lezzetin peşine düşülmesi’, nümayişliğini açıklar
Tabi ki DUYGU, cüz akla yön vermeli ki (buradan) akıl tamlığına ulaşılsın
Duygu-akıl-gönül (böylece) bir ‘birlem’ halde yürüsün, seni yürütsün!

Duyguya, ek sipariş veren ‘hevesler’ olursa.. duygu şartlanır, akıl YAMAlanır


Duygudaki asalet, bu şekilde “düşüncelere” dönüşerek iradesini yitirir
İrade, bir korsan eline geçer, korsanlaşır!
Düşünce, (maalesef ancak bu şekilde) zihnimizde tilki olur, at koşturur
Duygularımızı şartlandırdığımız, tecellileri YAMAdığımızdandır. Çünkü
duygularımıza ‘heveslerimizden ve korkularımızdan’ sipariş vermişizdir!
Bu siparişi duygulara karıştıran “düşüncelerimizdir” Başka bir şey olamaz
Aslında korkan sen değilsin, şimdi anladık mı?
Korkan kim ise, o yapının korkusu ve heveslerini benimsemiş ah şu sen!

 

“Duygu, ‘aklın-mantığın’ önüne geçmiş” deniyorsa bil ki duygudan kasıt,

 

(özgün iradesini) artık düşüncelere gasp ettirmiş duygulardır!
Zira mantık da bir duygudur. Biri diğerinin önüne geçse de seçim değişmez
Her ikisi de aynı yerden beslenerek o yerin heves ve korkulardan yönetilir
Çünkü duygu, iradesini (Ol! yetkisini,) düşünceye kaptırarak parazite uğradı!
Bu şartlarda insanoğlu, ‘düşünceye dönüşmüş duygu’ ve hatta
hislerinden başka davranamaz, hem his dünyası onu daha çok yanıltacaktır

Kişi, ‘duygudan değil, mantıktan hareket et’ diyerek yanlışı tavsiye ediyor
Kişi: ‘Duygu, aklın-mantığın önüne geçmiş’ diyerek olumsuza işaret etmişse
denmek isteneni kendi kavramınla anla ki bunu böyle diyeni de kırmayasın
Bilmez ki mantık da duygudur, fikretmedikçe hangisiyle davranırsan davran!
Böylece teknik olarak yanlış dizili ifadelerle ‘sana anlatmak isteyen cahili’,
söylemek istediği şeyde onu güzelce anla! Kendi kavramlarında tercüme et
Yeter ki kendi kavramların ‘örgün’ çalışsın, TÜM’ü kavrayabilsin… Engel yok

 

Duygu yanıl(T)maz, duyuş yanıltır. Sebebi, düşünce parazitleri…

 

Biraz açarsak mantığa vurulmuş yama ve kurgularımız,
‘kuruntu kuluçkasına’ yatmış beklentiler ve takıntılardır

Ayrıca aklın zihne sürdüğü ilk duygu, doğru uyarıdır
Doğru yönden gelir. Fakat bu ‘istek’,
Rab’dan bir öz-itişle (duygu kanallarından geçip gelse dahi)
düşüncelerin parazitiyle yamanmış olabilir
Kısaca, sende oluşan istekler(öyle-ya da böyle) temelde rabbının istekleridir

Hareket ve hareketin istekleri, öz güdüm vasfına dönüşüp
duygu kanallarından geçerek zihin dediğimiz sahaya kadar akıyor
Zihin, aklın bize en yakın faaliyet alanı… Sorumluluk faaliyeti burada başlıyor

Düşünce ile düşünmeyi birbirinden ayırarak bu sonuçları pratikte izledik
Bu ayrımı, başından sonuna ilk kez bir kitapla döküman hale getirdik
Şu kısa izah, dikkatle takip edilirse bir ön-tespit, bir ön-fikir sağlayacaktır
Salt bu izahla ‘buradaki ayrımı belki anlayamayan’ olabilir
Çünkü ön çalışmalar eksikse, yoksa.. gecikme buradan kaynaklıdır
Anlamak isteyen de diğer açıklamaları gayretle değerlendirip tekrarlayarak
bir fark edişe ulaşsın… Kısaca:
Duygular, isteklerden itilir
Düşüncelerle ‘parazit irade’ye uğrar. Temizlendiğinde Fikirle öne çıkar
Düşünmeyle hız ve tasnif, sevk ve idare kazanır
Aklın karar ve sorumluluğunda fiile dönüşürler
Akıl, tüm bu aşamalarda SORUMLULUĞUN TAKDİR EDİLEBİLDİĞİ tek yer!

 

Güzel Bakalım demek, Güzel Düşünelim demektir

 

Olayların akışını iyiye yoralım ki iyi şeylerle karşılaşalım demektir
Zira kurgu (zanlarla) kuruntuya, takıntıya dönüşürse kuluçka dönemi başlar
Beynimiz kötü işle sürekli meşgul olur ve biz bir kötü sahne çağırmış oluruz

Kişi, zannıyla bile gerçeği çürütürken*1 bir yandan da beklenti ve istekleriyle
zihnindeki dekorları değiştirme ‘OL’umuna sahiplik yetkisindedir
Nasıl bakıyorsa öyle göreceği için, görmek istediğine hedeflenmesiyle
güzel düşünüp güzellik yaratma kudretine sahiptir

Zihnimize giren düşünceler bize ait düşünceler değil ki!
Zihin insanlığın ortak sahasıdır. Santraldir
Kötü düşünen kimse bu ortak zihnin kötü ambarından “ihaleyi” ALIR!
AŞTİ de o yolcuyu şuraya, bu yolcuyu şuraya taşıyan seferler, nasıl ki varsa
ORTAK ZİHİNdeki ‘düşünce dağıtım santralleri de’ aynı böyledir

YOLCULARIN ortak alanı AŞTİ olması gibi
zihnimiz de (giriş-çıkış yapıp akan düşüncelerin) ortak sahasıdır
Her yolcu gideceği yönü bu ortak sahada gerçekleştirerek
insanlık iradesi, bu ortak sahanın seferberliği ile topyekun bir fiile dönüşür

Ortak ambardan ‘iyi düşünce’ çekenler, güzel yere gider, güzel fiil oluşturur
İşte güzel bir bilet kaptın!
Kötü planlama peşinde olan da kötü yer seçimi yaptı
Kötü onu çağırdı, kötülük onu çağırdı. Kısaca böyle…
Biz düşünce değil ‘Düşünmek/akledebilmek’ olanız derken kastedilen budur
Düşünceler, düşünmemizin emri tasarrufuna girdikçe irade kazanırız
Biz biz oluruz, OL emri irademize bağlanır. Teknik olarak kazın ayağı budur

KAZIN AYAĞINI Söyleyelim başlığında yazı devam ediyor
 
/Okyanusta Şadırvan. 2012

______________________________________________________

 İlgili Yazılar
 
AKIL Nedir?
        MANTIK Nasıl Çalışır Ve Zihin Kendisini Niçin Göstermez?
        ZİHİN İŞGALİNE ‘DUR!’ De
              
ZİHİN İşgalinden KURTULMAK
              ZİHNİYET mi? ŞAHSİYET mi? İşte ‘açık ara’ Ayrıntılar
        BİLİNÇALTI Nedir?
        Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (1)
              Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (2)
              Düşünce Başka Şey, DÜŞÜNMEK Başka Şey… (3)
              1- Düşüncenin Pankartları
              2- Düşünceler Zihin Alanımıza Düşerler. ‘Düşünmemiz’ Bunları Karşılar
              3- Düşünce bir yerlere zaten disiplinsizce gidiyor. Görevi istekler taşımak!
       FİKİR Nedir? Fikirle İdeoloji Arasındaki Fark! 
              FİKİR Nedir? (2)
       RUH Nedir? Niçin Ruhundan Haberin YOK?
       KAFAM KARIŞIYOR!
       KÖTÜLÜĞÜ “PAYLAŞMA!”
       Aradığın Şey Kesinlikle Gösterilmiştir
       ANLAMAMAK Diye Bir Şey Niçin Yok? Şunun İçin Yok:
              Demek ŞAİR, Demek FELSEFİK! Peki, Kim Bu?
              Anlayıp da işine gelmez ‘Ayar Verici Tiplere’ toplu cevaplar
 
NEDİR SANAT? Nedir Bilim?
BİLİM Denen Neymiş? (Bilimde Rolü Kime Veririz?)
Yapay ZEKA Diye Bir Şey YOKTUR
BİLGİ Nedir?
BİLGİ ve EĞİTİM ÜZERİNE Kısa Kısa
 
KAVRAMLANDIRMA Nedir Peki? (Anlamakta HIZ, Kavramlandırmadır)
Kavramları KENDİSİNE ait olmayan kimse, DÜŞÜNCEYE mağlup olur

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

İçindekiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir