ŞİRK Nedir? İyi Anlayalım!

1) Düşünün ki Allah, İnsanlığa Gönderdiği Son Nebiye:

— İnsanlığa şunu söyleyeceksin:

[Hiçbir insana biat etmemeyi, ram olmamayı…
Hiçbir insana, her şeyinden vaz geçerek ‘başka bir insanı’ sevmemeyi!
Gerçek İnsan’a itaat etmesinler ki böylece sadece Beni sevsinler’i,
insana inanmasınlar(iman etmesinler) ki sadece bana inansınlar’ı

İşte, sen bir İNSAN olarak bunları öğreteceksin ki
“şirkten kurtarasın onları!??”]

 

Böyle bir allah var mı diye sormacam! Böyle bir mantık var mı diye soracam
Çünkü insana inanılmamasını “kendini inandırarak(?) anlatacaksın” gibi
Tutarsız, Mantıksız bir şey olurdu bu… Müşrik bu kanıtları gene kabul etmez!
Tamam, işine gelmez kabul etmez… Peki şu ayetleri nere koyuyor sizce:

‘De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun /Al-i İmran 31’
[Sana biat- itaat etmeyen bana biat-itaat etmemiştir*/Nisa 80
‘Sana iman etmedikçe bana iman etmemişlerdir*’ konulu Nisa 59, 64, 65, 69
‘Anasından-babasından, çocuğundan çok beni sevmedikçe iman etmemiştir
/Hadis]

Papirüsçü müşrikleri ‘bahaneli sapıklığa’ götüren yanılgılarının temeli şu:
İnsanda amaç ve vazifeyi ve de biat/itaat konusundaki ayetlerdeki hatırı
sadece Nebiye atfetmek: ‘O peygamberdir. Sen, ben peygamber miyiz?!’
Hayır! Böyle değil… Yıllarca buradan yanılıp durdular… El Cevap: Nebi,
son kapıyı ilk kez açarak insanın dinini ilk kez tamamlamakla özel ve tektir
Bu hariç her vazifesi sana-bana, genele emirdir. İtaat-biat ayetleri de öyle…
Her insanın itaat edilmeye ‘örneklik emr-i mecburiyeti’ vardır. Nöbet diyelim
Kimden bahsediyoruz? Kitabı kendisine açılmış her resul kişiden…
Günümüz resullerinin: “bana itaat edin” deme mecburiyetleri yok
Dost Nebi, bu akideyi her resulü için de temsili söylememiş miydi? E örnek!
Çok da derin değil, gayet açıkta bir konu. NEBİ Kimdir, Kime Nebi Denir?

 

 

2) Gerçek İnsan kimdir? Kendi Gerçeğine Ulaşmış Resul Kişidir

 

Yani nebiden devamla, “insan-insana” aynı münasebeti sürdürür
Nebi, her insan gibi ölümü tattıktan sonra,
kendisinden sonra sürekli var olan ve
kopmasız bir akışla gelen Resulleri üzerinden tüm insanlığı
hep aynı şekilde (yani insana biat etmek sınavından) geçirir
İman hakikatlerini öğretmiş olur
Doğru inancı ve gidişatı, böylelikle ‘hedefi’ göstermiş olur

 

 

3) Nebi Kimdir, Kime Nebi Denir?

 

Nebi, insanlığın yaşadığı o devirde, insanlığın yükseliş kapısını ilk açandır
Ondan başka kimse açamayandır. Bir sonraki nebi gelir, sonraki kapıyı açar!
Son nebi dost MUHAMMED
Artık başka da olmayan SON KAPIYI ondan başka kimse açamaz
Allah rasulü ne demek?
Ha Allah rasulü, ha nebi rasulü (yani nebi varisi) demek!
Kelimelere takılma
Son Nebi’den sonra da aynı sınav sürekli devam eder
‘İnsana biat edecek misin etmeyecek misin’ sınavıdır bu*
Böylece Son Nebi, her an vazifesini eda etmektedir
Nebiler aynı zamanda resuldür. Fakat resuller nebi değildir, olamazlar
Nebi-Resul farkı hakkında açıklama

_______________________________________________________

(*) Biat: içsel secde, gerçek secde… Ritüeldeki secdeyse biatın dışa vurumu
Secdeden kasıt, Biattır

 

 

4) ŞİRK NEDİR mi? Öyleyse İyi Anlaşıla!
(Bölüm sonunda bunu biraz açacaz)

 

(Şirk) “Sizden öncekilerin başına gelenlerin,
SİZİN BAŞINIZA GELMEDEN (yani ‘aynı kabul sınav’dan geçmeden)
cennete gireceğinizi mi sanmaktasınız!” ayetine muhatap olamamışlara!
Şirk, GÖRÜNEN İNSANI KABUL ETMEK sınavını,
‘Sadece 622 Asr-ı ashabına has sayan’ kurnazlara..!

Oysaki nebilerin tüm insanlığı o dönemlerde geçirdiği sınavdan
her devirde herkes mesul olduğu için; aynı nebi, son resulleri üzerinden,
bu sınavı herkeste her devirde ‘tek-tek yapmaya’ devam eder
“İnsan’a iman ediyor musun-etmiyor musun” sınavıdır bu
SEN BUNDAN MUAF MISIN? Resuller bunun için kesintisizdir

 

 

5) GERÇEK İNSAN

 

Gerçek insan, aniden oluşmuş ve oluşabilecek, rastlantısal bir sonuç değildir
Onun erdemlik süreci,
Sadece o anlık ışığa bağlı hareketlenecek kadar GÖLGE
Sadece tek bir ışığın hareketine uyumlu bir EŞYA

Özgür iradesini kullanma hareketinin coğrafyasında bir BİTKİ
Bu (BİTKİ kimliğini) kendi midesine attığı bir HAYVAN
Ve bu ‘HAYVAN TİPİ’ yönetmek zorunda olduğunu idrak eden ŞAHSİYETTİR

 

 

Vurgulamak İstediğimizi Şu Basit Örnekle Özetleyelim:

 

Allah, İnsan’ı işaretle:
“Buna secde et öyleyse” deyişini, bize duyurmasının lüzumu-manası nedir?

[Varsayalım ortamda
Genelkurmay Başkanıyla Karacı-Havacı-Denizci-Jandarma olarak beraberiz
G. Kurmay Başkanı dedi ki:

‘Bir fotoğrafçı yüzbaşı asker vardı. Denizci bir albaya esas duruş yapmamıştı
Uyardım, tekrar edince bastım cezayı, sürdüm cehenneme!’ Ne demek bu?

Burada anladığın şu mu? ‘Ben binbaşı olduğum için konu beni anlatmıyor!’
Ya da ‘benim sas duruş yapmam gereken rütbe sadece albaymış!?’
Ya da ‘sas duruş yapmam gereken yalnızca Denizcilermiş?!’ Ya da
‘ben fotoğrafçı olmadığım için örnek bana değil. Bende sas duruş çalışmaz!’

Şunu da der miyiz?
“Tamam, rütbe omuzda delildir. Ama İnsanı, Şeytanı neresinden bilecez?
Nereden mi bilecez? Papirüs anlatıyor ya! Bil de öğren mümkünse
Hem o kadar delille hareket ediyorsak insan olduğumuza delilimiz nedir?
Hem ahiret bilgisinin, bu dünyamızda işi-gereği ne?! Demek ki bu bilgi,
ahiretini-mahşerini, cennetini-cehennemini burada yaşayanlara bilgidir
‘Hele bakalım’ misali -bunu sonradan yaşayacağını düşünene, ‘üçün biri’ var
Alt olan, üst olana ram olacak, biat edecek, sas duracak, secde edecek!
“Birbiriniz arasında, kimilerinize üstünlük verdik*” ne demek?
Üstünlüğünün delili nedir? Üstün olanı ara-bul
Şu ana kadar bulamamışsan alçaklığının delili yeter de artar bile]

 

Üstünlük kategorisi ‘arıcılıkta-sütçülükte-çiftçilikte-sporda-nakitte midir?

Anlayış, adalet, cömertlik gibi bilgi ve şefkat üzere AHLAKTA değil midir?

Allah, İnsan’ı işaretle:
“Buna secde et öyleyse*” deyişini, bize duyurmasının lüzumu-manası nedir?

‘Ne ararsan kendinde ara’ya inanıyorsun da, firariyi kimde görüyorsun peki?
Kazanın doğuşuna inandırılman an meselesi, kazanın vefatına bozulma ama!
Kazanın doğum raporunu papirüsten çıkarmak kolay ama ya raporun gerisi?

 

 

ŞİRKİ Tanımlıyor! ‘İKİLİK’ imiş!?

İkilik neymiş?
Dualiteymiş! Way be! Demek heybetli bir sorun… DU A Lİ TE!
Dualite neymiş? Ortak koşmakmış.. peh!
Sanki sabana öküz koşmak fiilinden bir çekim
Ben koşmam şirk, sen koşman şirk, o koşmaz şirk
Yani iyi de bu bu sabanı kim çekecek?

Koşmak. Ortak koşmak… Vay be!
Sanki bir olimpiyat kurmuşlar el ele, kol kola bayrak yarışı. E ortak koşu ya!
Neredeyse ‘SPORA KARŞI’ bir iman hali! Sakın koşma!
Atletizmden bi tabir ettiniz ki sorma! Koşma da yanında yürü gitsin

 

 

ORTAK KOŞMAK, ORTAK KOŞMAK!.. Niye..? Yalnız Koşamıyon mu?

 

Bu ilkokulcu tabirlerle yürüdük işte tam 400 yıl
Hala da aynı tabirleri seslendiriyoruz. Dublajın patenti kimdeyse artık?

 

İşte ‘Şirk Koşmak-Şirk Koşmak’ diye Sakızını Çiğnediğimiz Müşriklik Budur

 

Şirk koşmak sakızlı bir geviş teranne!
Şirk koşmak, şirk koşmak! Sanki öküzü sabana koşmak!
Sanki atletizmde bir etap, bir maraton koşmak! Pes artık. Bırakın şu koşmayı
Koşma tınısı dışında ‘başka bir marşla kafamız niçin almaz ki’ bu meseleyi?
Kafamız işin doğrusuna basmadığı için marş etmiyoruz da koşup duruyoruz
Koşma! Koşma! Ne koşmaymış be! Maraton bitti, akidede şeref turu atıyoruz
İnancımız bize huzur ve güven sağlamadıkça daha çok şekil daha çok bilgi!
Daha çok döküman. Daha çok kamyonet tefsir. Daha daha süs ki ne süs!

 

 

Oysa Müşriklik, İNANDIĞINI ‘KENDİNDEN ÖTE BİLMEK’

 

Ne dedi Şadırvan ŞİRK hakkında?
‘Yapıları Allah’tan gayri görmek…’ Bu da bizi hangi çukura düşürüyor? 
Şuna: Yaratanın yarattığında açığa çıkacağına iman etmeyen MÜŞRİKTİR
Şirkin bu tanım dairesinden başka bir tanımı ne oldu ne de olacak!
Yaratılan, yaratanı açığa çıkarmaya! Ki insanoğlu İnsana secdeden firar ede!
Müşriklik kuramı, bu anlayışın üzerine temellenmiş bir bahane ideolojisidir
‘La İlahe İllallah’ı, (kelime-i şahadet) saçmalığıyla kavramlaştıran bunlardır
‘La İlahe İllallah, ‘kelime-i şahadet’ değildir. Ne kelimesiymiş?
Bunu, TEVHİT kelimesi olarak zihne yerleştirmek dahi imanla alakasızlıktır
Tevhid, bunu hal olarak yaşayan muvahhidin ispatlamakta olduğu duruştur

İnandığını söylediği şeyi ‘kendinde bulamayan’ cahil
Bunu kendinde açığa çıkaracağına inanmayan müşrik
Bu kimse nebiye inandığını söylüyorsa bu kez de münafıktır

 

Müşriğin Tanımı, Niçin MEKKELİ MÜŞRİKLER Üzerinden Yapıldı?

 

Onlar şunu dedi: “Allah, kulunda açığa çıkamaz, çıksa bizden çıkardı
Muhammed’den çıkmış bir Allah’a inanmayız (bizden çıksaydı o başka!)”

 

Anla Ki Şirkin Koşmakla, Maratonla-Sporla Alakası Yok!

‘Allah’tan başkalarını ilah edinmek’ yakıştırması, şirkin temelini anlatmaz:

1) Sen Allah’ın açığa çıktığı kuluna secde(biat) etmez isen pek tabidir ki
ilah yurduna koydukların (aklın,) sana Allah’tan gayri ilah olmuş olmaz mı?

2) “O’nu bırakıp yaratılanlara secde edenler” kimmiş? Şimdi düşün:
Onlar kendi kafalarında yarattıklarına secde etmişlerdir. Değiller midir?
Bunlar, nebiyi de kafalarında yaratanlardır
Bunlar allaha da secde etseler hem kendi kafalarına secde etmişlerdir hem
yaratılana secde etmekten kendilerini gene kurtaramayanların kendileridir
Üstelik şuna dikkat:

a) Bi defa Muhammedler yaratılmamış olandır!
Ete kemiğe bürünüp Muhammed olarak görünendir*
Gövdeyi öldürüp YARATILMAMIŞ OLANI yaşatandır
Allah her kimde açığa çıktığı an, (o an) yaratılmamışla karşı karşıyasın!
Ya da huzurdasın, seç!

b) Müşriklerin işte bu yapıyı (gerçek varlığı), her gördükleri varlıklar gibi
‘yaratılmış birer varlığa indirgiyor olmaları’ bu müşriklerin,
yaratan karşısında yaratana muhalif ‘birer yaratan’ olmalarıdır!
“Allah yaşatandır, insan yaratandır” düsturunu bunun için söyledik*1

c) İnsanoğlu, düşünmenin emri tasarrufu altına girmeyen düşünceleriyle
yaratarak şirk halindedir

d) Fakat eğitiminin sonucunda bu kez de DÜŞÜNMESİYLE yaratan İNSAN,
kendi ‘Ol’ deyişiyle oldurtan bir yaratmaya geçmekle ’emrolunmuş olarak’
kendi geleceğini yaratır. Ayıklayasın pirincin taşını!

Yaratanın yarattığında açığa çıkacağına inanmayan müşriktir. Bu kadar sade!
Bunun başka tanımı yok, hiç olmadı da. Gerçekte tanımı budur
Senin bildiğin müşriklik, müftülerin ve
gerçek mayası aslen selefilik olan DinAyet ruhbanlı komitacıların uydurması
Müşrik, son tahlilde ‘sadece dilde inkar etmeyen olarak’ münkirle aynı tiptir

Yaratanın yarattığında açığa çıkacağına inanmamak:
Bu tanım, Açık Şirk içindir
Çıkacağına inandığını söyleyen kimse (ama) şayet sallıyor ise
gene şirk duvarını aşamamıştır
Gizli Şirk, böylece diğer gruptan ayrılarak ‘bu kimseler’ tarafından taşınır
_______________________________________________________

(*1) Bu konunun geniş anlatımı Güzel Bakalım demek, Güzel Düşünelim demektir bahsinde ve KAZIN AYAĞINI Söyleyelim yazısında

 

 

 

 

ŞİRK bir YAMA’dır. Algılarla Oluşturursun

 

Marks’ın ikazı yabancılaşma ile dost Muhammed’in ikazı ŞİRK aynı şeydir
İslam terminolojisinden aşırılıp
İsyanist kademeden işçi sınıfına argüman olarak satılan şu şey…
YABANCILAŞMA = ŞİRK

Bu, öyle bir kendine yabancılaşma ki bu zan ve algı, müşriğin YAMAsıdır
Ortak koşmak-Ortak koşmak ha!.. Hala aynı sembol ifade ha!

Birileri hala ‘Ortak koşmak, Ortak koşmak’ atletizmini
imanın trafik lambası olarak anlatıyorsa
Şadırvan kimilerine gerçekten fazla gelmiş oluyor, kabul ederim

‘Ortak koşmak’ tabiri, tabi ki meseleyi gayet anlatıyor
Fakat bu ifade ‘sembol’dür. Sembolleri rutinleştiren kafa, manayı göremiyor
Manasız akıl, idrake yüzünü döner, kapalıdır
Yaşantı, test, tecrübe idraki tetikler. Yani yazılı dilde geçen semboller,
kişice ancak şuurda idrak edildikten sonra bir rehberdir
Öncesinde papirüstür sadece

Bu şu demek:
Tamam ‘ortak koşmak’ kavram ve sembolü ‘şirki’ net açıklıyor.. fakat
(müşrik) bu ‘sembol ifadelerle ‘kendisinin müşrik olduğunu öğrenemiyor
Bu itibarla işte bunun için çağımızda ‘test’ ifadeler, FİKİR olmuş oluyor
Böylece semboller (yani ayet terminolojisi,)
sadece fikreden için bir rehber, bir test, bir harita
Kişi, yaşantısını bu ‘Yazılı Kuran’ın değişmez ifadelerini gayet anlamış olarak
‘kendi mevcut haline’ test yapmış olabiliyor
Yani fikrediş/tefekkür/düşünmek/AKLEDEBİLMEK

Sembollere takılı bir anlayıştan, (ortak koşmak) gibi şu nakliyat ifadeden
hiç kimse elbette müşrik olduğunu göremeyecek ve kabul de etmeyecektir

 

‘Ortak Koşmak’ Sembolü, Günümüzde Hiçbir Şey İfade Etmez

 

‘Yaratanın yarattığında açığa çıkacağına inanmayan müşriktir’ ifademizle
(yani bu önermeyle) müşrik, kendini tanıyacaktır! Çürüğünü algılayacaktır
Bunu kesin ve net rahatça algılar-görür! Ya da reddeder, o başka

1- Kendisine, “(niçin) yarattıklarından açığa çıkma engeli koyan bir allaha”
bu şekilde inanmasının, ‘gerçekte iman olmadığını’ cesaretle düşünebilirse
bu inancının bilime yaslı olmadığını da sorgulamaya başlayacaktır
Zira açığa çıkmayacaksa O’nun ‘her yerde olması inancı da’ çökmüş olur,
her yerde olduğunun bilgisini kullarına vermekteki kastı da manasız kalır

2- Yaratanın, kulunda açığa çıkacağına şayet ‘inanıyorum’ diyor ise
bunu -idrak ve (her türlü) çağcıl tespitler olarak ortaya koyup
inançta ‘bir isabet’ yaşadığını kanıtlamış olacak
Ya açığa çıkarmış bir ustayı bulmuş olacak ya da arayışta samimi olmadığını,
yaşantısını ‘bu önemin dışında’ değersiz geçirdiğini kabul etmiş olacaktır
“Gerçeği arıyorum ama bulamıyorum” Böyle bir şey yok!
Kaldı ki insan buna amaçlıdır

Sonuç olarak ‘ortak koşmak’ sembolü, idraksize hiçbir şey ifade etmez
Bu çağımızda genele hitap etmeyen (üstelik ‘oldum’ dedirten) sembolleri
hala kullanmak, bu rutin kalıplarla ‘aslı ölçmeye kalkmak’ neyin nesi?

 

ŞİRK, İnsanı reddetmek huyuyla papirüsü tavaf etmek huyunun bileşkesi!

Şirk yabancılaşmanın ta kendisi, inandığını ‘kendinden öte’ bilmek!

Şirk, yazılı kitaplara, kitap kafalara, papirüsçülüğe, bilgiye, Ufo’ya secde!
Şirk, papirüse/yazılı kitaba tutku! Hakk’a kulluksa Oku‘lu Kitap İnsana iman

‘Kula kulluk’ diye kavramla.. yaftala-yapıştır, böylece İnsanı reddet!

Dikkat! ‘Kula kulluk yapmam’ diyerek böbürlenen müşriğin kul dediği şey,
kul değil, KULDA açığa çıkan hakikattir ama!

Zaten İMAN, Hakk’ın KUL’da AÇIĞA ÇIKABİLDİĞİNE iman
O kula kulluk etmiyorsun, bu kuldaki tecelliye kulluk duruşu yapıyorsun!
Sonra salt bu duruşla da kalmıyorsun. ‘Hem-hal’ oluyorsun

Şirk der ki: “Bence allah ‘öyle bir varlık olmalı ki hiçbir yerde olmamalı…
Ben sadece ona kulluk ederim”
Halt eder… Bir defa öyle bir hakikat yok! Bulamaz
Kulunda ve yarattığı her şeyde açığa çıkmaktan aciz olan İLAH DEĞİLDİR

Test budur:
“Yaratanın yarattığında açığa çıkacağına inanmayan MÜŞRİKTİR!”
Bu ifade reelde vaziyetimizi test eder

İNSİCAM (2) Senin Sana İrşatın, Sana Hidayet Olur! (Özet Yazı) başlığında yazı devam ediyor
Konuda bir önceki yazı ASIL HURAFE Nedir? 
 
/Okyanusta Şadırvan. 2014

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir