RUH Nedir? Niçin Ruhundan Haberin YOK?

 

 

Ruh hakkında size çok az bildirildi*’ ayeti,
arif için başkadır, kör için başka!

 

Ruh senin kamyonun, kamyonetin, TIR’ındır, belki de el araban…
Habersiz de olsan gene ruhunla yaşıyorsun. Ama ondan yararlanamıyorsun
Habersizsen yararlanamazsın, kim bilir ruhun kimlerin elinde işgalde tutulu?
Senin ruh hesabından gör ki kimler kendine çıkar sağlıyor kendi davalarında
Kişi şayet zihin işgalindeyse ki çok muhtemel ruhunu da -işgal eden kullanır
Ruh, ebedi yaşayacağın duyuyu, ölüm ötesine buradan yüklediğin dorsendir
Sen buna amel diyorsun, hayır! Amel vb. değerlerin, senin yükündür. Fakat
burada yükten bahsetmiyoruz. Yüklediğinin, mananda ebedi açığa çıkışına
ruh diyoruz, yani yüklediğinin sonsuz mana hayatına aktarma işlevini gören
ve ölümden sonra artık hep bu yükünle yaşayacağın KOZA’na RUH diyoruz

Böylece artık sende çalışan öz, böyle bir koza’nda ‘tüm hayat sonuçların’dır
Günlük enerji-ibadet-tefekkür üretimimiz, nasıl bir teknikle ruha aktarılıyor,
sonra bu dorseyi bizden kimler çalıyor da kendi toplu römorklarına katıyor?
Katıyor da kendilerinde tasarruf-kudret, yıkıcı olsun, yapıcı olsun büyüyor!?
Bunlar büyürken birileri niçin küçülüyor? Yani çoğumuz RUHSUZ yaşıyoruz!
Ruhlarımız çalınmışsa bu bir zihin işgaliyle başlayan köleliğin sonucudur!
Ruhundan/ruhuyla yaşamayanın her ibadeti, ruhunu çalanın hanesine yazar!
Gübrelerini de sana taşıtırlar ama!

İşte secdeyi ‘o çalana’ ediyorsun! Allah‘ın bu sistemine ediyorsun!
Ruhla temas, secdeyle çalışır. Ruhun kimlerin tekelindeyse secden onadır!
Sistemi okuyamayan kişi, ‘bu gaspçısına’ ruhunu kaptırmıştır
Şuna-buna (bir kullukla) secde ediyor da gene ona secde ediyor!
Ona etmeyen mi var? E İşte O var o var! O’nun hangi gerçeğine kulluktasın?
Bugüne kadarki secdelerin seni bir huzura çıkarmadıysa ruhun gaspçıdadır
Ustayı bulmuşsan bil ki ruhun Muhammed eliyle gaspçıdan alınıp kurtarılmış
arınıp tekrar sana emanet edilecektir. Şayet korur da tekrar kaptırmazsan

 

İnsan, ruhuyla karşılaştı ve bildi! Hiç de yabancı gelmedi kendisine!

 

Bazılarına da şöyle dendi: ‘Ruh hakkında size çok az bildirildi*’
‘Onlar bilmezler*’ hitabı kime? Sen bilmiyorsan bileni bağlamaz, kime ne?
“Meleklerin bile bilmediğini sen nereden biliyorsun”muş?

 

Sadece Allah’ın Bildiğini nasıl-nereden Biliriz?

 

Allah’tan BAŞKAsının bilemeyişi, sadece ‘Allah’ın bilmesiyledir
Yoksa sadece Allah’ın bilmesi,
kendinde ‘BAŞKAlık bilmeyen KULUNUN’ bilmemesi demek değildir

Allah’ın bilmesi ‘bir bilgiyi, kuluna çok özelde vermesiyle’ kanıttır! Yoksa,
bilginin sadece Allah’ın katı ve tekelinde olduğunu nasıl öğrenebilirdik ki?

“Sadece Allah bilir” demek, ne demek? Yalnızca Allah bilir’e delilin nedir?!!
‘Sadece sana özel bildirir’ demek…
Yalnız sana özel bildirmesiyle biliriz. Sen kimsin? Şahit olursan Muhammed!
Muhammediliğin, dost Muhammed’ten nakşolduğun kadardır
Yahudilik hakikati seviyesine kadar bile çıkamamışa Muhammedi denemez
Bu papirüsçü kimselerin, kendi akılları bile kendilerine GAYBDIR!

 

Bugün İnsanlığın (Temel) Sorunu, Ruhundan Habersiz Yaşamasıdır

 

Ruh vardır diyenler dahi, ruhlarından habersiz yaşamakta.. ve
kullanmadıkları (şu) ruh, ruh çalıcılar tarafından stoklanıp
sömürüçlerin kudretlerine kudretler eklenmesini gerçekleştirmektedir
Yığınların sürüleştirilip (çeşitli maksatlarda) güdülmesi, durumun (ancak)
bu ruh çalıcılar tarafından gerçekleştirilebildiğini kolayca anlatmaktadır

Ruh konusu gayb konusuymuş, Allah’tan başka hiç kimse bilemezmiş!
Hayır!.. Ruh, senin sonsuzda yaşayacağın boyuta,
her duyundaki safi özellikleri, vagonlarına taşıdığın lokomotifindir
Kısmetindeki nimetini, dünyadayken (bu ruhuna 5 aşamayla) yüklersin
Ulaştığın her boyutta, bu dünyandan taşıdıklarınla yaşar ve duyarsın!
“Dünya nimetlerinden payınızı alın*” bu demektir
Şu an ruhsuz yaşasan da bu durum, bu sünnetullahı değiştirmez
Ruhunla mutlaka karşılaşacak, ilk anında ‘kavrayış levelini’ anlayacaksın
Bunlar senin ömür dilimindeki kararların, tutumun, gerçekteki benliğindir
Ruhuna, ebedi kullanabileceğin duyuş özelliklerini her an yüklemektesin
Lokomotif, 5’e ayrılmış vakitlerde gelir. Vakit kaçtıkça son vagona yüklersin
Son vagonlar tesirsizdir. Çoğu, gümrüğe takılır. İkinci işlem! Çoğu zayiat!

 

Ruh konusu gayp konusuymuş, Allah’tan başka hiç kimse bilemezmiş!

 

Hayır! “Size ruh hakkında az bir ilim verilmiştir*” hitabı, (o zamanki)
ruh hakkında soru soran Yahudilere ve Yahudilik seviyesindeki nefsleredir
Bu, şimdiki DinAyet müftülerine, bilumum müşriklere, ElifBacılara denk gelir
Çünkü kimler için söylenmiş bu sözü, (baksanıza) kendilerine söylüyorlar:
“Ruh konusunu bilmeyiz!” Bilmiyorsan nasıl müminsin peki? Bu nasıl halife?
Sen bilmiyorsan ‘arif kişiler de bilmemeli’ değil ya!
Allah katındaki bilgi, onun kulları-dostları için senin-benim için değil de ne?
Günümüz Yahudileri ruh bilgisine bu müşriklerden daha vakıftır!
Olmasaydı devr-i üstünlüklerini yürütebilirler miydi?
Seni “ruhsuz yaşatmada” başarılı olabilirler mi? Ruh bilgisi sana yasak!
Ahiret boyutunun, iman hususlarının GAYB oluşu, beş duyuyadır
Beş duyudan hareket edenlere, kalbî tınıları algılayamayanlaradır!

Bir sırrın ya da özelliğin, beş duyuya kapalı olması,
o hususun hiç bilinemeyeceği anlamı taşımaz
İman, beş duyunun da dışında yaşanan bir şey…
Bu nedenle mevcut temel 5 duyu, iman için yeterli olamıyor
Başka özellikleriyle tanışması lazım gelir ki meseleyi özünden kavrayabile!
İman ruha ait bir konu! Kendisini gövdeden mütevellit bilen kimse için gayp!
Ruh konusu, gayb konusu değildir. Bilmeyen gövde, bunu gayp sanır tabi ki
‘Kalbî mesele’ye vakıf olan için hiçbir konu gayp değildir

 

Kendisini Gövdeden İbaret Sananlara Denir Ki: Ruhunu Kullan!

 

İnsan zaten ruhtur (ruhu nasıl tarif ederse etsin ruhtur)
Bunu kavrayıp yerli yerine oturtan gövdesini, fiziğini ‘ruhuyla’ kullanıyordur
Kendisini nasıl gördüğüne bağlıdır tavsiye…
Hasta diyelim.. kendini nasıl gördüğüne bağlıdır hastaya tavsiye yaklaşım

Ruh, senin taşıyıcın olarak görevde! Ruhla taşıyacaksın!
Sen bir şeyi elinde mi taşıyorsun aklında mı taşıyorsun?
Aklında taşımadığını elinde taşıyamazsın? Bir müddet sonra taşıyamadığını
batırıp döktüğünü anlarsın da yolculuğunun devamına bir şey götüremezsin
Akıl da akılsa hani!.. Bu aklı da bir şeyle taşıyacaksın, işte neyle?
Akıl seni taşıyor ama aklı da taşıyan kudretlerin var
ki o akıl kendisini bile taşıyamaz şayet Öz Benliğiyle bağlantısı koptuğu an
Kişi, dorseyi iyi anlasın ki dorseyle taşınan ne? Burayı anlayacak daha!
Bakalım ki dorsesi kendinde mi? Kişiden gasp etti de ya da rızasıyla kaptı da
acaba kim kendi ruhuna vagon yaptı aldırışsızın bu dorsesini yani ruhunu?
Burasının anlaşılmaması nasıl oluyor?
Şöyle oluyor: Ruhuyla hiç karşılaşmadı ki! O dehşeti yaşamadı ki!
Sonra ‘ben bu halle(hakikat hali içinde/ yani ruhla) birlikte yaşayamam ki’
deyip demeyeceği sınavında, karar vereceği o aşamayı henüz yaşamadı ki
Sonra ruhen yaşamanın (gövde KAFA’ya) ne kadar zor geldiğini tatmadı ki
Ama zorluğu sezdiğinden aslında bir şekilde ruhunu hep reddedip sattığını
(bu uykusunda farkına varamadığı için) hatırlamadı ki!
Ruh nedir, insan, kendi ruhuyla ne zaman, nasıl karşılaşır,
karşılaşır da ardı ardına neler geçirir, neler yaşar ya da takılır ilerleyemez..
bunları bilmedi ki!

Ruhundan hissedebilir kişi
Fakat bu onun aynı zamanda ruhundan davranacağı kesinliğini sağlamaz
Yine gelelim dorse konusuna: Dorse ve el arabası… Nedir bu kaptırma?!
Ruhun gövdeyi, fizik alemini kuşatış kudretini taşımakta zorlanan sadr!
Bi defa ameller taşınamaz bu dorse olmadan. Bir sonraki boyuta geçsen de
amelleri intikal ettirici bir işletim sisteminden yoksundur kişi
Amellerin boşa’lığı bu! Yani boyutlararası geçiş yaparken bu dorsedir ki
ha işte bununla taşırsın ne taşırsan. Yani kişi ruhuna yükler taşır da kazanır
Kaybettirdiği amel bile ruhla taşınır zira bu ameliyle yüzleşmesi,
yüzleşip cehennem yaşaması, şedit bir akıl savaşı geçirmesinin yolu bile
evvela bu ruhunla karşılaşmanla açılır

Dilediğimiz kadar kötü-çirkin davranış ve duyuşlarımızı hatırlayalım,
hiçbiri için şiddetli bir vicdan çalkantısı geçirmeyiz, niye?
Çünkü ruhun yok da ondan! Alabildiğine güzellikler hayal et, hatta
gerçekleştir gene ruhsuz, gene ruhsuz ise güzelliği keskin yaşayamaz
Yani HAZ NOKSANIDIR bu sefer de

Dorseyi iyi anlamak için traktörün çalışma sistemini iyi bilmek,
bu pürüzü gidermek lazım gelir ki: Artık bundan sonra seni çeken nedir?
Senin çektiğin nedir? Bak bakalım nasıl da yerler değişiyormuş?
Nasıl da kafayı sıyırmadan iki zıt şey ‘nasıl bir BİRde’ birlem oluyormuş
da ancak böyle kurtulmaya kurtulmak deniyormuş?

 

Bir Örnek Daha:

 

“Sana kıyametten soracaklar, onun bilgisi sadece Allah’ın katındadır*”
Papirüsçü kişi, bu ayetten yola çıkıp şunu anlıyor ve ilan ediyor:
Demek ki, diyor: ‘Ahiret ve gayb hakkındaki hadisler uydurma imiş’
İşte düz mantık diye tam da buna denir! Bakın ne diyecez?
Ölmeden önce ölünüz emri varsa ölen kişi ne görür? Kıyameti bizzat görür!
İşte hem AllahRasulü, hem arifler de kıyameti buradan ikaz ettiler topluma
Gene de anlaşıldı mı? Hayır anlaşılmadı!
Hala birilerince: Cenaze namazımız kılınacak da.. kıyamet sonraya çıka!

 

Allah “Sadece Resullerine Bildirir” Derken Müşriğin Açmazı Şu:

 

Resulun ne demek olduğu..? Resullerin devamlılığı..! Bu açmazın sebebi de:
(aslen o kişinin) gerçeğinde nebiye iman etmediğidir!
Oysaki ‘nebiye iman’dan kasıt, nübüvvete imandır
Bu saate kadar bu mevzuyu kavramak isteyen pekala kavrayabilirdi…
Fakat gene de bir-kaç şekilde değinelim

İmanın ilk şartı İnsan’a iman!
AllahRasulü, İnsan’ı ve İnsan’a ‘ineni-indireni’ ortaya kor!
İnanılması gereken bu!
Nebilere bunun için iman edilip teslim olunur! Başka niye sanıyoruz!?
Nebiye inanmış olmak, onun rasulluğüne de inanmak şartına bağlar
Rasulluğüne inanmak demek silsileye, silsileler içinde zuhur eden risalete
ve AllahRasulünün varislerine iman etmektir
Yaşatan Allah’ın tecelli etmesinden dem vuruyoruz da,
Dost Muhammed’in tecelli etmesini hiç düşünmüyoruz niyeyse..?
Allah tecelli ediyor da mazhar oluyorsak risalet de tecelli eder veli kulunda
Ustaya ram olmamış kişi, ehlisünnetim dese de hiç bir anlamı olmaz
O kişi REDD-İ SÜNNETTİR! Sünnetullah’a iman, tecelliler yasasına imandır

İnsan, insan sevmedikçe hakikat bilgisine eremez çünkü sevmek ruhun işidir
Bilgiyi bir paralık papirüslerden çıkardığını sanan sevgisiz-saygısız müşrikle
‘canını kendisine verebilmeyi sana öğretenden aldığına bilgi denir’ diyen ilke
‘aynı bilgi ve gerçek’ten nasıl bahsedebilir ki? Arada din farkı var

Ağızdan çıkanın ‘sözlerle taşınmasına’ nakil,
yazıya aktarıldıktan sonraki haline de papirüs deriz
Zaten özden tene İNMİŞ (arz’a inmiş/dışa çıkmış olanı) bu kez de matbaa ile
‘ha gayret beyne sokmayla’ akla öğrettiğini sanan kimseye ‘papirüsçü’ deriz
Müşriğin malzemesi papirüslerdir. Şirkin kökü papirüsçülük olup
günümüzde ‘şu bilgi’, deposuna stoklayanların üzerinde LANETTİR
Bilgiyi, bilgide apolet sistemini ayaklar altına alabilmiş kimseler
Mektepçiliğin parlatılmış esaretinden kendini kurtarabilmiş kimseler…
Hakikatine ulaşacak olan bunlardır

/Okyanusta Şadırvan. 2017

_______________________________________________________

İlgili Yazılar
 
AKIL Nedir?
        MANTIK Nasıl Çalışır Ve Zihin Kendisini Niçin Göstermez?
        ZİHİN İŞGALİNE ‘DUR!’ De
              ZİHİN İşgalinden KURTULMAK
              ZİHNİYET mi? ŞAHSİYET mi? İşte ‘açık ara’ Ayrıntılar
        BİLİNÇALTI Nedir?
        Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (1)
              Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (2)
              Düşünce Başka Şey, DÜŞÜNMEK Başka Şey… (3)
              1- Düşüncenin Pankartları
              2- Düşünceler Zihin Alanımıza Düşerler. ‘Düşünmemiz’ Bunları Karşılar
              3- Düşünce bir yerlere zaten disiplinsizce gidiyor. Görevi istekler taşımak!
       FİKİR Nedir? Fikirle İdeoloji Arasındaki Fark! 
              FİKİR Nedir? (2)
       RUH Nedir? Niçin Ruhundan Haberin YOK?
       KAFAM KARIŞIYOR!
       KÖTÜLÜĞÜ “PAYLAŞMA!”
       Aradığın Şey Kesinlikle Gösterilmiştir
       ANLAMAMAK Diye Bir Şey Niçin Yok? Şunun İçin Yok:
              Demek ŞAİR, Demek FELSEFİK! Peki, Kim Bu?
              Anlayıp da işine gelmez ‘Ayar Verici Tiplere’ toplu cevaplar

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

İçindekiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir