g

  Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

A    B    C    Ç    D    E    F    G    H    I    İ    J    K    L    M    N    O    Ö    P    R    S    Ş    T    U    Ü    V    Y    Z

B

— 

 

C


Ç


E


F


G


I


İ


J


L


N


O


P


T


U


V


Y


. Ahiret

Devreye sonradan girecek bir ahiret yok! Sonsuz olan bir şey,
kesinlikle ilksizdir. İlksiz ve sonsuz bir şey, ‘ sonradan başlayacak olamaz!
Sen sonradan görürsün o başka. Akabinde açılan sonraki boyut: Ahiret
Anlarsın ki bir barajda-deryada yaşıyorsun
Sadece bedenin terkostan içiyor, özünse her yerden
Bir yerden gelmedin ve ahiret denen bir yere de gitmeyeceksin
Ahiret ‘sende açılmak’ için sana gelecek
Daha çok ayrıntı için PAPİRÜS 2 – Ahir Zaman

. Ahir zaman

a) Ahir zaman diye bir şey (o anladığın bir şey) YOK!
Ölümüne ‘çeyrek kala’ dakikaların, saatlerin, ayların, yılların, ahir zamandır!
Ahir zaman demek,
dinin yaşam diriliğinin ortadan kalktığı sonraki dönem demektir!
Şu zamanımız ahir zaman olmuşken yüz yıl-bin yıl sonraki şeref çağı dönemi,
ahir zaman değildir. Ahir zaman kavramıyla kastedilen mana,
salt ‘sonraki, sonlara doğru olan zaman’ demek değildir
İyi ve doğru işleyen süreçten sonra gelen ‘fena‘ süreçtir, iyi anlayasın!
Ahir zamandan kasıt, doğal gidişattan sonraki (amacından) sapmış süreçtir
Ahir zaman, ahir mekanla açıklanır!
Zamansızlığa-mekansızlığa şahit olmayanlarca ‘ahir zaman’ akledilemez
Mevcut zahirin ‘kırılması süreci de’ ahir zaman ve ahir mekanı doğurur
Ezcümle: Ahir, mevcut zahirin kırılma zuhuratıdır. Ve de ferdidir

b) Mümin olan herkes, ‘BİR AHİR DÖNEM sonunda’ mümin olur bu bir…
İkincisi, bireysel ahir dönem vardır, kitlesel ahir dönem vardır
Fakat (bu her iki şekilde de aynı şey olup) hadiselere ‘tek muhatap’ sensin
Böylece iman, kesinlikle bireyseldir
Yani kişi, mutlaka ‘bir ahir zamanda’ İNSAN olur
Olduğunda, o an yaşanmakta olan devir kesinlikle ‘ahir devirdir’
Yolun sonudur. Çünkü yolun sonunu görüyor. Ya kazanacak ya kaybedecek!
Tek hamle kalmış! Derhal, Allah Rasulünü bulur
İnsanlığını o zamana kadar gerçekleştirememişlerin ‘hal-i devirleri’ ise
tabi ki kendilerinin her an sürüp gitmekte olan ahir zamanlarıdır ki zaten!
Daha çok ayrıntı için PAPİRÜS 2 – Ahir Zaman

. Algı

Algı, bir havaalanı… Düşünce, jetler! Salgı, özgüdümün ‘hava şartları’
DÜŞÜNMEKSE bu hava alanında ‘kontrol kulesi’ oluyor böylece
ALGI, İdrakin en kabuktaki radarıdır. İDRAK, anlayışa egemen olabilme vasfı
Algı, salgıyı iletendir. Duyu ile duyum arasındaki parazite müsait’ ilet(k)endir
Duyuşları taşır. Düşünce, algıya göre biçim alır. Salgının içeriğini parazit eder
Algı, her şeyi duyar. Anlamak istediği şekle itibar eder, o yönde gelişir Düşünmek katından hareketle kişi, öz tabiatına uygun atmosferini algılar
Alınganlık, algı bozukluğundan hasar almış düşüncenin davranışıdır

Salgıya öz güdüm dersek algı sahası da “kafa etkenleri-kafa yapısı…”
Zaten öz güdümlerimize kayıtsız kalmamızın sebebi,
kafa yapımızı özün isteklerine uygulu hale getiremeyişimiz değil midir?

Haydi, bilgiyle ‘durdur-sakla’ saklayabilirsen, ne saklıyorsan?
Salgılar yalan söylemez! Gözleri yalan söyletmeyen salgıdır salgı
Bilgi, insanın ayakları altında!.. SALGI, başında taç!

. Anlaşılmak Arzusu

“Anlaşılmak arzusu, önceki anlaşılmamışlık günlerinin sıçrattığı intikamdır”
Bir zamanlar anlaşılmadığımız, bizi bu arzuya/beklenti marazına sokmamalı
‘Orospunun yangınına’ çüküyle seerten itfaiye olma!
Anlaşılmamazlık, orospuluğu çağırır. Özellikle erkeklerde…

. Cahil

Cahillik, kendi acziyet ve zafiyetinin karşıdan saklanabilirliğine inanmaktır
Cehillerin ‘bilgisizlik’ sorunu yok
KARAR almakta ‘izlenmesi gereken METOT‘ sorunu var
Anlamadığını kabul eden cahil, anladığını kabul etmeyen zır cahil

Cahil, kişiselinde kendini haklı göstermek uğruna ayeti malzeme yaparken
arif, çağa dair kullandığı orijinal dille ‘ayeti tekrar kanıtlamak’ uğruna,
herkesçe kabul gören genel-geçer hayat örneklerini malzeme yapıp kullanır

Ya gazete kesikleri biriktirmişçesine papirüsten nakilli yazı neşretmek
ya da sende açılmış olan Kuran’ı ortaya koymak metoduyla,
dost Muhammed’de açılmış olan Kuran’ın evrenselliğini kanıtlamak!

Ya kişiselindeki mantıksız-akılsız-izansız bir çürük inancı ruhsatlamak için
dost nebiye açılmış Kuran’ı malzeme yapa-yapa kullanmak!
ya da kendini ‘kendin’ kullanıp, ‘ayeti tekrar açığa çıkartıp kanıtlamak!’

Yani ya kendi çıkarı için nebiyi kanıtlamaya tutuşmak
Ya da nebiyi kanıtlamak için kendini tutuşturmak!

Bunlardan birinin seçimiyle Kuran’ı malzeme yapan için ne kabiliyet ne iman
ne yürek ve doğruluk GEREKMEZ DAHİ. Ölçü apaçık ortada!

. Çılgın

Delilik aşamasını çıldırmadan geçebilendir çılgın! Bir has tecrübenin sonucu

. DELİ 


Kitlelerin kendi korkularında hapsedip dondurdukları sürgün yemiş akıl suyu,
tek bir kişinin davranışında ‘seller gibi’ toplandığında, ona DELİ deriz

Ki Delinin kuyuna attığı taşı, gaza gelip çıkarmaya uğraşan 40 çırpınan aklı
o kişide toplasak sadece bir bardak su yapardı. Sel’inin kovuğuna yetmez!

Benim ŞEMS’im Deliyi şöyle tanımladı:
“Kendisinde bir miktar akıl kalmış kimseye DELİ denir,
onu da verse VELİ olacakken…” Kim bilir söz ettiği hangi akıldı?

Gerçek akıllının sermayesi delilik, karı çılgınlık, mirası GİZLİ!
Delilik aşamasını çıldırmadan geçebilendir Çılgın! Bir has tecrübenin sonucu

. Demokrasi

Dünyayı allaha inananlar değil, ‘kendine inananlar’ yönetir
Yönetmekte ihale ‘kendine inananlara’ verilmiştir. Sünnetullah budur
Avam, ‘kendi dışında birisine’ inanırken ‘kendine inanana’ kral denir
Sadece güdülmeye alışmış güdükler demokrattır! Tepe yönetici kraldır

. Devrim

Kendi bilincinin tüm sisteme nasıl aşikar bağlı olduğunun ortak bilinci!
ZİHİNDE başlatılan hürriyetin, GÖNÜLDEKİ asıl lisansıyla kucaklaşmasıdır
DEVRİM siyasete binaen değildir, SİYASET FİKRE BİNAENDİR
Yeryüzünde hiçbir devrim, siyasal direksiyonla muzaffer olmadı

Mevcut Sistem Bilgisiyle ‘DEVRİM’ olmaz! Mevcut sistem, “kafa” demek..!
Kafa dediğimiz, yazı okumakla yazılardan öğrendiğin her şey!
Mevcut sistem, bu demek! Bu kafanın gözüyle gördüğün her şey demek!
Bu kafanın gözüyle gören, bu kafa gözünden görüleni deviremez
Çünkü DEVRİM, henüz kullanmaya hiç başlamadığımız bir alfabenin HARFİ!

. Duygu

Duygu,
Zihne daha varmadan bilinçte duyduğumuz, henüz düşünce olmamış itişler
Düşünce, iradeleri hedefsiz mantık tarafından parazite uğramış duygulardır Düşünce, duygu değildir
Duygudan gasp edilen iradenin parazite dönüşmüş halidir
Duygu-düşünce ilişkisi budur. Düşünce, duygunun saldırıya uğramış halidir

Zihin bir SUNUM sahası… Düşünceler, SUNUŞ…

. Düşünce

Duygu,
Zihne daha varmadan bilinçte duyduğumuz, henüz düşünce olmamış itişler
Düşünce, iradeleri hedefsiz mantık tarafından parazite uğramış duygulardır Düşünce, duygu değildir
Duygudan gasp edilen iradenin parazite dönüşmüş halidir
Duygu-düşünce ilişkisi budur. Düşünce, duygunun saldırıya uğramış halidir

Zihin bir SUNUM sahası… Düşünceler, SUNUŞ…
Olumlu-olumsuz ‘bir sunuştur’ Tefekkür olan, düşünce değil düşünmektir
Yol, Düşünmek/akledebilmektir. Şarampol, DÜŞÜNCEDİR. Düşersen savurur
Yaratma için uğraşma, zaten her an düşüncelerinle kaderini yaratmaktasın
DÜŞÜNMEK üzerinden AKLET ki KAZÂN mübarek olsun. Bu da fikredişledir Aksi taktirde:
Bir şey, DÜŞÜNCENİN KUCAĞINA DÜŞTÜĞÜ AN artık İDEOLOJİ olmuştur

. Eğitim

Önce Şuna Bakalım:
BİLGİ: Damladan havuza, havuzdan göle, ummana uzanan bir tohum
EĞİTİM: Bilginin enerjiye dönüşmesi hali (yani bilginin direksiyonu)
İRADE: Barajın bendi (yani vana)

BİLGİDE BİRİKİM, Damladan göle.. ummana uzanan bir seyir hali ise
bilginin enerjiye dönüşmesi eğitim, iradenin enerjiye çevrimi kudrettir

Böylece Eğitim, bilginin irade kazanarak enerjiye dönüşmesidir
İrade kullanmadan bilgi, enerjiye dönüşmez. Vanasız kontrol yok
Bilgisi umman dahi olsa bendi olmayanın birikimi, enerjiden yoksun kalır

İnsanın temel sorunu nedir? Düşmanı kimdir? Kendi değil midir?
Dostu da kendi değil midir? Eğitim işte bu üzeredir
Şadırvan’a göre tahsil ve disiplinin amacı, bilgi değil
‘dost ve düşmanı ayırt edebilmek’ olarak açıklık kazanır
Çünkü insan güven arar, güvenin peşindedir. İnsan güvendiğini sever
Eğitim, ‘sevmek’ içindir, sevmenin tahsilidir. Eğitimde aşama,
‘kabiliyet ve tasarrufun’ hangi taraf adına sarf edileceğine karar vermektir
Bu, bilgiyle değil kendini bilmekle gerçekleşecektir
Son tahlilde EĞİTİM, bilginin irade kazanarak enerjiye dönüşmesidir

Sonra Şuna Bakalım:
HAKLILIK: (doğru) bilginin yaslandığı temel
BİLGİ: Gerçeğin yaslandığı temel
BİLİM: Doğrunun yaslandığı temel
İLİM: Temelin yaslandığı nokta

Bir de şöyle açalım:
PAPİRÜSLERİNE mi iman ediyorsun? Eferin sana!
Papirüse biat ederim demekte ne varmış, bunu zor kabiliyet mi sanıyorsun?
Kulağını çeken mi var?

Hidayet bir diriyle gerçekleşirken oysaki ölüler ve hiçbir papirüs sana kızmaz
Hayatı haksızlıklar içinde yaşamakta olduğumuzu bize bizzat göstermez
Şu halimizle ve gün içersinde gerçeğimizle ‘hiç de oralı olmadığımızı’
ama ‘bir hiç’ olduğumuzun şiddetli etkisini bize ispatlayamaz
Hiçbir papirüs bunu gerçekleştiremez. Bizi kendimizin karşısına çıkaramaz!

Vaziyetimizi gösterdiği kareyi okuyamazsın! Okumak-düşünmek istemezsin
Yazıda orasını es geçer şu ilkel-kurnaz nefs! Yaşam korsanısındır, tınmazsın
Çünkü hiçbir papirüs, sende bir MoBeSe kuramaz, kulağını çekmez
Yazısını okurken seni utandıramaz! Vicdanınla karşı-karşıya getiremez

Eğitim, aşağılık nefsi ‘tam karargahında’ görmendir. Onu orada basmandır
Hiçbir papirüsün onu sende aşağıladığını gördün mü? İşte usta bunu yapar
Usta, senin korsan nefse öyle bir temas eder ki bir nazardan tutuşur da
otomatik olarak aşağıların aşağısı o cehenneme kendini kendin sürersin
Bu otomatiğe sünnetullah denir. Ateşten geçmeyen de İslam’ı unutsun
Kağıttan-papirüsten tutuşan bir nefs gördün mü hiç güzelim?
Kendi odununu ateşe döndüren aşk sahipleri, senin odununu tutuşturur

Eğitim, hem sürekli ‘hem değişken çağın yeni insanına’
içinde bulunduğu alışkanlık ve zeka yapısına göre
her dönem YENİLENEN demektir. Bu akıbete FİKİR diyoruz

Eğitimde yapıcı-yıkıcı ayırdımı yoktur. Yıkıcılık çalışmaları da bir eğitimdir
Yıkıcı eğitimin programı, ideolojidir

Şunu da eklersek:
Parmaklarına, “sen Fa’ya, sen La’ya, sen Sol’a basacaksın” diyerek öğretirsin
Ama Fa Majörü basabilmen eğitimle, yerinde kullanabilmen tecrübeyledir

. Fikir

Fikir, kendini bilmek metodudur. Metot, mühimi ehemme göre düzenlerken
fikir de bir metot takibi sonucunda yürütülen disiplinlerdir
Kişisel görüşlere ve düşüncenin mahsulü olan ideolojilere fikir denemez
Yıkıcının her metoduna karşılık, yapıcının metot getirmesine FİKİR diyoruz
Yani Panzehir!

Fikir, devirlere göre kendini yeni bir metotla tekrar getirterek
yine yeni bir FİKİR olarak sahaya çıkar. Böylece anlarız ki:
Fikir, bir anlamıyla hem imandır bir anlamıyla da hem iman programıdır
Bunu şu ölçülerle ayırmak mümkün:
Fikir, kendisini her devirde farklı metotlara giydirmesi yasasıyla
imanın kendisi olurken; kendini tekrar ortaya çıkartmasıyla,
insanın kendini tanıma metodu’ şeklinde bir program disiplini olur

Son tahlilde FİKİR,
aklın tüm şubelerinden onay alıp parazitlerinden sıyrılmış düşüncenin,
‘düşünmenin emri tasarrufuna’ geçmesiyle, örgün’ün sende tamamlanışıdır
AKLEDEBİLMEK! Fikrin gerçeği budur
Fikrin önemli özelliği, DÜŞÜNCE ile DÜŞÜNMEK yapımızı birbirinden ayırır
İlk etkisi zihin yapımızı sadeleştirir, duru bir zihin çalışır artık sende!
Böylece çağın bütün YIKICI HÜNERİNİ, FAKLARINI, TEVESSÜLLERİNİ,
en önemlisi ‘SANA OLAN TENEZZÜLLERİNİN’ nedenini niçinini,
‘elinle kendin koymuş gibi’ görürsün, anlarsın, dokunursun, idrak edersin
İşte, senin kendini idrakin!
Dost ve düşmanını sadece bu disiplinin sonucunda tanırsın. Başka yolu yok

ÖZ-BİLGİ, düşüncenin mahsulü değildir. Düşünme kanalındandır
FİKİR, düşünceyle düşünmeyi bizde ayırdeder
Son tahlildeyse ideoloji ile fikir, birbirine zıt (başka) şeyler olarak ayrılır
İdeoloji, düşüncenin.. FİKİR, düşünmenin aklediş kanalındandır
Böylece ‘düşünce ve düşünmek’ birbirinden ayrılarak;
eğitim ve disiplinin amacı, ‘dost ve düşmanı ayırmak’ olarak açıklık kazanır

Elbette ki Fikir, ‘asıl’dan kopartılıp tali günahlarla korkutulmuşların ve
bu uyku içinde (aslen ön emri) yerine getirmekte ‘acze düşürülmüşlerin’
yamalı algılarına, zihinlerine PAN ZEHİRDİR

Fikir-Metot-Eğitim konusunda bu birkaç paragrafın bize söylediği,
sayfalarca makaleler okuyarak bir zaman sonra anlamanın özetidir

Aksi taktirde
Kitlelere 400 yıldır ‘din’ denerek talim ettirilen şirk ideolojisi hocalarının,
kendi localarında halktan kimsenin bulunmadığı ‘kulis hasbihallerinde’,
(atan men-tutan men) dua-amin-ecmain seanslarıyla,

Muhammedî bilinçten yoksun bir hezimet zeka dairesinde’
partçı siyasetten dünya mevkisi edinme beklenti telaşıyla,
bunun da adına ‘tebliğ’ dedikleri ‘aminci-ecmainci’ alfabeyle,
Arapça gramerden kotarılıp türetilmiş ninnileri, din hizmeti olarak gösterip
bu sahtekarlığı eda etmekten hala utanmayan soytarıların tuzağındayızdır
/Daha çok ayrıntı için ÇAĞDA METOT Nedir? Niçin Her Devir Değişir?

. Hakikat

‘Herkes biliyor, bir tek ben bilmiyorum..!’ AN’ın hakkını vermek budur
Bir ben biliyorum, benim bildiğimi kimse bilmiyor
Kimsenin bilmediği bilgiyle özelliklendim’ Bu iki şeyi aynı anda yaşayacaksın!

Herkes yaşıyor, ben öldüm
‘Herkes ölmüş, şu hale bak! Kimse yaşamıyor, ben diriyim

İşte hakikat yolunun en temel girişi olan temelde iki düstur budur
Böylece hiç kaymazsın

. Hakim

Düşündüğünü ‘çeşitli zihinlerde de düşündürene’ hakim denir
Hükmün hakim olması bu demektir
“Yeryüzünde hüküm, YAŞATAN’ın olana kadar savaşmak*” emri, bu demek
İşte HAKİMSİN, Hakemsin…

. Hukuk Devleti

‘Kuvvetler ayrımı’ bir martavaldır
Hukuk devlet laf’ından kasıt,
‘Kuvvetler Tekeli şu Siyonizmden’ çakma devletlere ‘siyasi törpülemedir’

. Hüküm

HÜKÜM son tahlilde,
düşünceyi emri tasarrufuna alan DÜŞÜNMEK merkezinin ‘ol’ kararıdır
Düşündüğünü ‘çeşitli zihinlerde de düşündürene’ hakim denir
Hükmün hakim olması bu demektir
Yeryüzünde hüküm, YAŞATAN’ın olana kadar savaşmak emri, bu demek

. Kafile

Konvoy, mekanın durumsal izahına bir tasvirdir
Kafile, İnsan yolculuğuna betimleme…

. Karar

Tercihler, önüne başkalarının sürdüğü şartlara bağlı çözüm listesi
Kararsa şartlara rağmen ‘şartları değiştirmeye yönelik’ kendi çözümün
Tercihler, bilginin işimize gelen yüzü.. KARAR idrakin eseridir

Karar, aklın en temel faaliyeti
Akılda bir KARAR MERKEZİ bulunur ki bu merkez,
DÜŞÜNMEK ile DÜŞÜNCENİN ayırt edilmesiyle faaliyete geçer

Bu faaliyete geçmemişse tercihlerle yaşıyoruz demektir
Yanlıştan ‘yılmış-yorulmuş’ olmadan, karar merkezimiz faaliyete geçmiyor
Sadece KARARLAR uygulanır. Tercihler ise kendilerini uygulatır

Tercihlerimiz, şuurlu ve kararlı olduğumuzu kesinlikle göstermez
Şuur, kararımız sonucunda attığımız adımın, üzerimizdeki üretimini gösterir
Tercihler, ideolojilerin ve sosyal serpintinin mevsimi gibidirler
İnatla beslendiklerinde sanki bir KARAR’mış gibi görülebilirler
Kökü böylesi bir aldanma, (ne yazık ki) sadece alışkanlıkların bize yüklediği
fakat aslen siyasal tercihlerin yarattığı BAHANE TEDARİĞİMİZ olur ki bunlar,
yanlışı-doğruyu (bari doğal mı-değil mi ölçüsünce kurmayan) mantık taşırlar

Tercihler, düşünceler listesinden
KARAR, Düşünmek/Aklediş güdümlerinden gelir
İdeoloji, tercihler üzerinden düşünceyi
Fikirse KARAR üzerinden DÜŞÜNMEYİ/Akledişi açıklar

 

Soyutlayarak izah edelim bir de:
Tercihlerimiz, doymazlığa.. karar alışlarımız, doyuma (tatmine) götürür
Obezitemizde kilo yapan tercihler, spor cehdi bir fikredişle ferahlığa çevrilir
Karar vermek ihtiyaca binaen olur, açlık gibi olur, doymayı istemekle başlar
Karar, açken açlığının seni nasıl yorduğunu, sana nasıl zorluk yaşattığını
şuurunla tespitinden sonra ‘sofraya oturup karnımızı doyurmak eylemi’ gibi
kesin ve açık bir seviyedir. Böyle olursa bu karar hedefinden şaşmaz

Akıl Şubelerinin birbirleri arasındaki Örgün İlişkileri ve çalışmaları hakkında
daha çok ayrıntı için İlgili Yazılar: 

AKIL Nedir?
        MANTIK Nasıl Çalışır Ve Zihin Kendisini Niçin Göstermez?
        ZİHİN İŞGALİNE ‘DUR!’ De
              ZİHİN İşgalinden KURTULMAK
              ZİHNİYET mi? ŞAHSİYET mi? İşte ‘açık ara’ Ayrıntılar
        BİLİNÇALTI Nedir?
        Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (1)
              Düşünce ile DÜŞÜNMEK Arasındaki Fark (2)
              Düşünce Başka Şey, DÜŞÜNMEK Başka Şey… (3)
              1- Düşüncenin Pankartları
              2- Düşünceler Zihin Alanımıza Düşerler. ‘Düşünmemiz’ Bunları Karşılar
              3- Düşünce bir yerlere zaten disiplinsizce gidiyor. Görevi istekler taşımak!
       FİKİR Nedir? Fikirle İdeoloji Arasındaki Fark! 
              FİKİR Nedir? (2)
       RUH Nedir? Niçin Ruhundan Haberin YOK?
       KAFAM KARIŞIYOR!
       KÖTÜLÜĞÜ “PAYLAŞMA!”
       Aradığın Şey Kesinlikle Gösterilmiştir
       ANLAMAMAK Diye Bir Şey Niçin Yok? Şunun İçin Yok:
              Demek ŞAİR, Demek FELSEFİK! Peki, Kim Bu?
              Anlayıp da işine gelmez ‘Ayar Verici Tiplere’ toplu cevaplar

. Kudret

Kudret, iradenin iktidar olmasıdır
Yapıcılık olarak, yıkıcılık olarak fark etmez. İktidar, o iradenin iktidarıdır

. Kral

İmanda ölçü, allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır
Böylece dünyayı allaha inananlar değil, ‘kendine inananlar’ yönetir
Yönetmekte ihale ‘kendine inananlara’ verilmiştir. Sünnetullah budur

Avam, ‘kendi dışarısında bir krala’ inanırken ‘kendine inanana’ kral denir
Sadece güdülmeye alışmış güdükler demokrattır! Tepe yönetici hep kraldır

Bu konuda ayrıntı için Demokrasi ve Cumhuriyet Martavalı makalesine bakın

. Mantık

Mantık, bir duygudur. Bütün duyguları çekim sistemine tabi tutar
Kişi hedefinde hangi KARARlıktaysa mantık da bu yönde ‘çeken’ oluşturur

MANTIK, eğilimlerin çekimidir
Duygunun, düşünceye konverte olduğu ilk istasyon
Duygudan gasp eder, düşünceye verir. Neyi? İradeyi…
Böylece duygular düşünceler (evvela mantık şubesinde) karışır

Cüz mantık, karardan ziyade tercihlerde çekim yapar
Mantık, hedefsiz kaldığı an bunları böyle yapmakla beraber
duygulardaki iradede ‘parazit’ meydana getirir
Parazit salan duygulardaki irade sonradan düşüncenin gaspına uğrayacaktır

. Masonizm

Şadırvan olarak Masonizm, İnsan’dan daha üstün bir varlığın yaratılmış olduğuna inanmak ve bunu kabul ettirmektir
Bu tanımla meseleyi anlayan, İnsanlık yolunun mücadelesinde hiç şaşmaz! Bu tanım, Masonizmi en kapsamlı, en kısa özetle anlatmıştır

. Medeniyet

MEDENİYET Bilimin Sonuçlarıdır
Kültür medeniyetin tohumudur, medeniyeti doğurur
Medeniyet, kültürler arası yarışın galibi olan o kültürün genişlemiş sahasıdır
Bir kültürün öbür kültürü yutmasıyla medeniyetin çıkışı başlar. Böylece:
Medeniyet, kültürün diğer kültürü yutmasıyla ‘ülkeler arası yaşanan’ kültürdür
Kültür, medeniyetin ortak paydasına bağlı davranış türlerinin paylaşılmasıdır
Diğer yandan
kendi medeniyetiyle çelişen KÜLTÜR, yozlaşmayı sağlayan borsaya dönüşür
Her gün günlük değişen İN’ler-AUT’lar, girdiler-çıktılar bir keşmekeş üretir
Değişen bu borsada kültür ve prensipler bilimsel olamaz, bilime yaslı olamaz
Kültürün yerine yerleşen maksatlar, davranışlarımızı amacından koparır

Kültürler, bilim amacı güden; bilim, medeniyet amacı güden;
medeniyet de ‘bilginin sonu olan insanı’ amaç güden hayat süreçleridir
Bilimin sonucu medeniyet, medeniyetin sonucu İNSAN!
İnsan, bilginin son hali. İnsandan sonra bigi yok*

Yıkıcılar da kültürlerini egemenlediler, uygarlık haline getirdiler
Medeniyet ve uygarlık.. bu iki terim sözlük anlamda eşdeğer bilinse de
Bizler kavramda medeniyetle fake medeniyeti birbirinden ayırmak için:
‘Uygarlık, medeniyetin insansız sonucudur’ dedik
Medeniyet, ‘İnsan yetiştirememişse’ adı medeniyet değil, uygarlıktır

Dünyada yönetimler, Fikir Disiplinlerinin siyaseti belirlediği dönemlerde
insanlığa medeniyetler, hürriyetler tesis edebilmiştir
Fikre itibar etmeden siyaseti esas gören erk dönemlerinde ise
insanlık, bu kendi medeniyetini çöküşlere götürmüştür
Tarihte bunun aksini kimse gösteremez!
Siyaset mi uluhiyeti tevdi eder yoksa uluhiyet mi siyaseti? Düşün!

(*)

 

. METOT EĞİTİM FİKİR


Metot

Metot, doğruyu ortaya koyuşta öncelik-sonralık, ‘ehem mühim’ dengesidir
Karşı hamleye göre hamle sıralamasıdır
Çağın mikrobuna, yalanların şiddetine, zihinlerdeki istilanın artmasına göre,
toplumların zeka karmaşasına göre ‘konjonktürel nüveyi’ daha da açarak
çağın zihin hastalıklarına, bilinç işgallerine seslenen seviyeden anlatmak,
‘davranışta şekil yumurtlayan kabuklar aleminin’ ezber pazarında bile
özden davranarak gerçek alış-verişi sürdürebilmeyi her koşulda sağlamaktır
Bin yıllık ictihatlar her çağda iş çözseydi Ya Adem’le dünya her işini görürdü

Cebrail ‘aklın’ ta kendidir. Akıl, şartlara göre ehemi mühimi sıraya kor
İnsanlığın çağda şu anki akıl-zeka ve ihtiyaç düzeyi farklı olup;
bu temel ihtiyaçlar, çağda yıkıcı işgalin şiddetine göre artarak saptığından
(iman temelinin asıl ihtiyaca binaen oturmuş olması şartından yola çıkılarak)
fikir, her çağa nüzul sırasıyla hitabeden METODUN insanlığa inişi olurken
METOT, insanlık hareketinin çağa inişindeki NÜZUL sırası demektir

Önceki anti virüsünü KAPATMANI EMREDER çağın son ictihadı
Önceki ictihatlar, şu İsyanist Çağın virüslerini yakalayamaz!

Bir önceki üniversite sınavı cevaplarının bu yılki sınava hükmü var mı?
Bir önceki sınavın cevap ezberleriyle bu yılın okuluna alırlar mı?
Geçmiş dönemlerden aktarılan davranış şablonlarıyla günün maçı alınamaz!
Geçmiş devir ihtiyacını karşılayan ‘şablon ilmihal’ o günkü hücuma karşılıktı
Geçmişin sözleriyle iman hasıl olmaz
Önceki erbabın (oradaki) toplumsal hayatı,
şu günün formasına ZAFER KAZANDIRACAK BİR TAKTİK OLAMAZ

Kişi günün hastalıklarına ilacını, günü geçmiş reçetelerden tedarik edemez
Hastalığını, güncellenen reçetelerle anlatanların sanatıyla öğrenebilir
Şayet buradan anlamıyorsa hastalığını öğrenmeyi hak etmemiş demektir
Ehem, her devirde ‘o devrin yalan ve aldanışına göre’ öncelik alan disiplindir
Kısacası ‘temel dikkat, ‘o devrin tuzağına göre’ öncelik kazanan sıradır

Yalanların ve uykunun kaydırak zemini, çağa göre ne kadar parlatılmışsa,
algılar, tuzağın kabiliyeti şiddetince kilitlidir. Anahtar değişir! Bu nedenle:

Metot: Öncelik-sonralık, ehem-mühim! Bunlar arasındaki denge
Metot, ehemi-mühimi düzenler. Disiplin bunun sana tatbiki demek olur
Çağdaki önceliklere oranlı maneviyatın, temel doyumları üzerine inşa HALİ!
Metot, çağın darlığına göre ehemle mühim arasındaki dengeyi öne çıkarır
Yaşamın temel önceliklerini ‘senin disiplinin’ yapar

Nihayetinde anlarız ki Metot,
hem önceki ve sonraki programlar arası farka rağmen özün yaşanmasını,
hem de bulunulan çağ içersindeki harekette ‘ehem-mühimi’ dengeler
/Daha çok ayrıntı için ÇAĞDA METOT Nedir? Niçin Her Devir İçin Değişir? (ÖZET YAZI)

. Mutluluk

MUTLULUKLA SIKINTI TERAZİNİN AYNI KEFESİNDEDİR

HUZUR budur. Sıkıntıyla mutluluğun ‘terazide aynı kefede’ taşınması…
Mutluluk, İşleyişin düzenliliğine hayran oluşluktur!
Bu yoksa mutluluk yok

Ama piyasa tınılı mutluluk, bir sevindiriklik eylemi olup
kuvvetsizdir, şiddetsizdir, iş yapmaz. SIKINTIYI göze almaz

Sıkıntıyı göze alamayan ‘bir mutluluk’, sosyallik cenderesine savurur kişiyi
Böylece yaşanmakta olan huzursuzluğun üzeri bu modifiye ile örtülmüş olur

Sıkıntıya razı olmak, mutluluğun bilinci
Sevdiğinin sıkıntısını gidermen, mutluluğun kuvveti

HUZUR, öz’de yaşanan kesin sevginin seni ikna edişidir
‘Mutlulukla sıkıntının aynı anda taşınabilmesinin’ yaşattığı bir eminliktir

SAADET ise “mutlulukla sıkıntı beraberliğinin” birbirinden ayrılması…
Mutluluğun artık sıkıntısından (yani katalizöründen) tamamen kurtulması…
ONYEDİSEKSENDOKUZ =>

. Oku

Aşı kabiliyeti olmayan papirüsler sana hiçbir hidayet veremez
Allah‘a ve hidayetine hiçbir yazılı kitaptan ulaşamayacağın sana söylenmişti
Oku’lu kitabı bul. OKUmak, özünden kurulduğunu OKUmaktır
Bu “Öz’den kuruluma, Kuran’ın İNİŞİ” diyoruz
Yoksa, bilinçte kurulmuş Kuran’ın “insana sesleniş nidasını”
yazı olarak bir duvara kopyala yapıştırırsak.. o halde düşün:
Bu badanalı duvara ‘Kuran indi’ diyebilir miyiz? İşte papirüs dediğimiz budur
Okumak, duvardaki ‘badanadan alfabeyi’ okumak değildir

İçin sana neyi, nasıl, hangi lisandan diyor?
Özün sana söylerken hangi lisandan söylüyorsa sen de kitabı o lisandan oku
Acıkmanı, doymanı, acını, neşeni nerenden duyuyorsan oku’yu orandan duy

. Öfke

Öfke, kontrollü şiddet. Sinirlilik, kontrolsüz tepki ve akıl hasarıdır (asabiyet)
Kızmak doğaldır. Kızmanın yapıcılığa mı, yıkıcılığa mıhizmet ettiğini
davanışın tarzı ve temel niyet belirler

. Önerme

‘Bu böyle olduğundan şu da bu demekse o halde buradan anlaşılacak şudur’
İşte önermenin iskelet denklemi…

Mantık, önermeler arasındaki tutarlığı ölçen bilimdir!
Hem tek cümlelik salt anlayışları hem anlayışların birbirleriyle farkını ölçmez
İddiaları, ÖNERMELERLE ortaya konmuş şekliyle ölçer. Önerme şarttır

. Papirüs

Kitap, İNSAN’dır. Ağızdan çıkanın ‘sözlerle taşınmasına’ nakil,
yazıya aktarıldıktan sonraki haline PAPİRÜS deriz

Kuran, bilinçte setaptır. ÖZ’ünde açıldıysa kitabın sana inip Kuran olmuştur
Açılmayıp bekliyorsa zanlarınca virüslenip EL’ine konmuş, papirüs olmuştur
İnsana inenine Kuran, matbaadan eline inenine papirüs diyoruz
Papirüs dediğimiz budur. Papirüsler hidayet etmez, papirüs Şeytana inmiştir
Kulak zarına inen de papirüstür. Çünkü Kuran’ın inişi, kulak zarına değildi!

İçte açılmayıp setap halde kalmış Kitap’ın, yazıyla çalışanına papirüs diyoruz
Açılmayıp setap halde kalmış yazıyla çalışan kitabın, seni ‘kitap ehli’ yapmaz
Yazı okuman, seni ‘Kendilerine Kitap Gönderdiklerimiz*’ grubundan yapmaz
Kitabın, OKU‘yla çalışması lazım. Emrolunduğun budur
‘Kendilerine kitap gönderdiklerimiz’ demek, ‘kendilerinde kitabı açtıklarımız’
demektir. ‘Ellerine papirüs tutuşturup vaaz dinlettiklerimiz’ değildir

O şeyin Kuran olması için
kelamın en iç alemden dışa çıkışının ‘o anda gerçekleşiyor’ olması lazım
Zaten özden tene İNMİŞ (arz’a inmiş/dışa çıkmış olanı) bu kez de matbaa ile
‘ha gayret beyne sokmayla’ akla öğrettiğini sanan kimseye ‘papirüsçü’ deriz
Eşhedüsüzler bunlardır
Öğrenmek bilmekle, bilmek özden tene indirmekledir. Şahit olmak budur
Kuran sana inerse Kuran’dır, böylece Kitap İnsan olur, Kitap İnsandır deriz

Kuran (yani insan hakikati) kendisine inmeden bilgiyi açıklamaya çalışmak,
meal sektörlü papirüzimdir. Şöyle de anla: Sana içten açılmamışsa
sana ‘inmemiş demek olan’ dışarından giren her bilgi papirüstür
Müşriğin malzemesi papirüslerdir. Şirkin kökü papirüsçülük olup
günümüzde ‘şu bilgi’, deposuna stoklayanların üzerinde LANETTİR
Bilgiyi, bilgide apolet sistemini ayaklar altına alabilmiş kimseler
Mektepçiliğin parlatılmış esaretinden kendini kurtarabilmiş kimseler…
Hakikatine ulaşacak olan bunlardır

“İnsan’a yaşayan kuran, yaşayan kitap” diyerek bir yerde hata yapıyoruz!
Kitap’tan kasıt, Kuran’dan kasıt (zaten) İnsandır! Papirüslerse papirüs işte!

İlgilisi olmayan için kendi yazdıklarım da papirüstür
Sadece alfabede kalan ‘kutsal metinler’ bile papirüs iken
benim yazdıklarım ne ki kitap olmuş olsun?
Sözlerim papirüs değildir anlayana ama! Kitap insandır, insanı ara ve bul

“Kitaplarına iman*”, papirüslere, yazılara iman demek değildir
Kitap, insanoğullarının matbaadan çıkartıp okudukları papirüsler değildir
Kitaplarına iman şartından kasıt, zebur-tevrat-incil yani yazılı Kuranlar değil
her biri OKU’lu kitap olan nebiler ve bu nebilerin her çağdaki resulleridir
Resul, kendisinde kitabı açılmış kişidir. Kitap’tan kasıt. İNSAN’dır
İşte ‘bu kitabına’ iman ediyorum demelisin. Papirüslere iman edilmez!
Allah‘ın kitaplarına iman” şartı, şimdi burada bu sana söylenen demektir
Yoksa, mürekkebe dönüşmüş her yazı, kutsal metin dahi olsa papirüstür

Eğitim, aşağılık nefsi ‘tam karargahında’ görmendir. Onu orada basmandır
Hiçbir papirüsün onu sende aşağıladığını gördün mü? İşte usta bunu yapar

Aşı kabiliyeti olmayan papirüsler sana hiçbir hidayet veremez
Allah’a ve hidayetine hiçbir yazılı kitaptan ulaşamayacağın sana söylenmişti
Oku’lu kitabı bul. OKUmak, özünden kurulduğunu OKUmaktır
Bu “Öz’den kuruluma, Kuran’ın İNİŞİ” diyoruz
Yoksa, bilinçte kurulmuş Kuran’ın “insana sesleniş nidasını”
yazı olarak bir duvara kopyala yapıştırırsak.. o halde düşün:
Bu badanalı duvara ‘Kuran indi’ diyebilir miyiz? İşte papirüs dediğimiz budur
Okumak, duvardaki ‘badanadan alfabeyi’ okumak değildir
/Daha çok ayrıntı için Papirüs Nedir? Gayet Açık Anlatıyoruz

 

. Reenkarnasyon

Manada tekamül edemeyince suçu beden ve şartlara yüklemek hastalığı

. Rütük

Sadece geçmiş tarihten onaylı, kıssalara kadar bol bol girmiş,
manası şablonlaştırılmış (artık tartışmasız anlayışlara/ayetlere
-tevilleri sözde tamamlanmış hadislere) pek düşkün olan din komitacıları
Kendi kaltabanlıklarının tartışılması yolunu sana kapatmak için!

. Sanat

Bilim, sanatın delillendirilmesi. Sanat, VARlığın müspette açığa çıkışı!
Sanat, temsil edilenin ‘temsil edenin arkasındaki’ gizleniş harikası
Bahsedilenin ‘bahsedenin arkasındaki’ gizleniş sırrı
Yani varlığın müspette açığa çıkışının kanıtı!
Son tahlilde SANAT.. ASLIN, ASA’dan zuhuru

Sanat sana ‘duyman gerekeni’ söyler, asıl açlık noktana seslenir
Sanat, idrakin iştahı! İdrakte iştah açıcı eczaya SANAT diyoruz
Sanatla iştahlanır idrak, fikredişle doyarsın

Temel hadise, insanın iddia ve hedefini gerçekleştirmesidir
Alemin bir zaman diliminde gerçekleşen herhangi bir hadise,
zamansızlıktaki tüm yolculuğunu her an her defa yaşar ve süreklidir!
Tarihte yaşanan bir gerçek, tüm anlarda yaşanmaya kesintisiz devam eder
‘MUTLAK’ demek, bu demek!
Her an yaşanmakta olan TEMEL HADİSENİN varlık iddiası demek!

Sahnede bir kez yerini almış bir hadise,
tüm zamanlarda (aynı temel, farklı sahne, farklı şekil, yerini-yurdunu alır)
ve o her an gerçekleşir!
O TEK HADİSENİN her an gerçekleşmekte olmasına HAKİKAT,
gizlenişine SANAT.. bu sanatın delillendirilmesine de BİLİM diyoruz
İlim, baştan beri hayatta her an yaşanan ‘o tek hadiseye’ şahit olmaktır
İLİM, evrende senin ‘her yerde bulunarak’ yaşadığına şahit olmandır
Kısaca: Hayatta “HER AN (sanatla gizlenen) O TEK HADİSE” zuhur eder
Fakat hadiseler hiçbir zaman aynı dekor ve sahneyle turnede değildir!
Dekor değişse de aynı sahneyi görmek, algısı yamasız işleyen akıllara hastır
/Daha çok ayrıntı için SANAT… NEDİR SANAT? Nedir Bilim? Mutlak Nedir?

. Saygı

Saygı “görüş ve ideolojiye” değil, “Görüş Bildirme Hakkına” saygıdır
Görüş dinlemenin nezaketi-kuralları var. Saygı, bu kurallara saygıdır

. 1789 Siyonist Krallığı

Onyediseksendokuz‘ tarikatınca 1789 Fransa Darbesini yapanların,
(artık ülkelere zorla kurdurdukları bu cumhuriyetleri,
(demokrasi ve kuvvetler ayrımı gibi martavallarla) sinsice yönetmek için kendilerine kurdukları üstü örtülü krallık…
Yani adına ‘demokrasi dediğimiz’ şu şey

. Söz

Konuştuğu ‘laftır’ ifade ediyorsa SÖZ’dür. Konuşma anlatmaz, ifade anlatır

. Şaşmalama

Tatar Türkçesinde bir kavram
Hem ‘şaşırma’ hem ‘saçmalama’ tınısını bu kelimeyle ifade etmek uygun

. Şehit

Ölüme şahit olup ‘ölmeyeceğine iman ederek’ yaşayana şehittir deriz
Bunun 657 ile ilgisi yok!

. Terörist

Demokrasi talepleri altında,
Siyonist diktanın kendi planladığı kaoslarında kullanılan sipariş akla,
terörist diyoruz
Yoksa, terör=şiddet formülüyle ‘anlayış satma sözlükçülüğünün’
ucuzluk olduğunu bilmeyen yok galiba

. Üçkaatçı

İrşat meclislerinde
-samimi olmayıp şeytanını gizleyerek aklamaya kalkan nefs karakterine denir

. Ümmi

Ümmi demek ‘sadece YAZI okuyan’ demektir. Okur-yazar olmamak değil…
Hadiseleri okuyamayan, kendini okuyamayan,
OKU emrini gerçekleştirmemiş olanlar ümmidir

. Zaman

Zaman ve mekânın olmadığı yaşanan dilime AN denir
Zaman ise Bu Ân’a EKLENMİŞ onun ‘dilim dilim ZAMLANAN yanılsamaları…

TOPRAK, sonsuzluğu gizleyen SANAT
TOPRAK, zamanı sonsuzlukta gizleyen SANAT
Zaman, sonsuzluğa ekilmiş tohum. Meyvesi İLKSİZ!
AN’dan sonsuzluk çıkaran.. Sonsuzdan zaman çıkaran HAYAT!

Zamanın ÖZ’ü sonsuz… Sonsuzun ÖZETİ ilksiz…

. Zeka

Zeka
Bizce zeka, idrakin sanal kabiliyeti olup idrakin üşümeden serinleyebilmesi,
pişmeden ısınabilmesinin görevindedir

Zeka, idrakin tenceresinde bir kepçe! Burada zeka, kullanışlılık kapasitesiyle
1-Ya dibe inemeyip (idrakin işlemekte olduğu anlayışı daha da diplere atarak
o şeyi kullanılmaz alana/diplere yapıştırır) böylece idraki tatmin edemez
2- Ya da (dibine kadar karıştırıp idrakin işlediği anlayışı pratiğe çıkararak)
o şeyi kullanılacak alana taşır, idraki tatmin eder

• Ancak şu tanım, DURU’ya ait olmakla birlikte
zekanın işlevsel yönünü daha açık şekilde ortaya koyar:
[Zeka, aklın yeterliliğini ortaya koyan, yetenek göstericisidir
Zeka, hedef aşığıdır. Nerede hedef bulsa oraya kayar
Aklın öteki merkezlerini de beraber o hedefe yönlendirir
Zeka dediğimiz etken, aklın hiçbir merkezini denetlemez
Sadece peşine takar, yön verir]

. Zulüm

Zulüm, insanın amacında durduruluşudur. Baknz. ‘Şeytan Nedir?’

Zulüm
bir secdeden firarla başladı, İnsanın amacında durduruluşuyla devam ediyor
Bu düşman kimdir acaba?

 

İçindekiler