İnsanın Öğrenmemesindeki Faydanın Şeytan’la Alakası?

Kısa bir GİRİŞ yazalım

ZEİTGEİZM ÜZERİNDEN MATERYALİZMİN SON SÜRÜMÜ

Günümüzde belediyeler dahil popüler her dernek, ‘Dünya Bankası,
Avrupa Birliği ve Çeşitli Fonlar’ tarafından maddi olarak desteklenirken;
çoğunluk yayınevleri, medya, bilim yuvası şeklinde gösterilen üniversiteler,
ideoloji üzerine kurdurulan ve işleri bitince de yıktırılan devletler..
rotari kulüpleri, sivriltilmiş siyasi partiler, her nevi hükümetler..
‘çakmaca birleştirilmiş milletler’ ve daha nice kuruluşlarla birlikte
ideolojiyle yönlendirilen felsefe komitası ‘ateizm-deizm-tarihsel maddecilik,
günah keçisi olarak hedef saptırma maksadıyla kurdurulan satanist kulüpler,
gaz alıcı maksatla kurdurulan El Kaide, Kürt Kaide, zart kaide-zurt kaide gibi

Zeitgeizm de,
madde ve eylemlerini bu kuruluşlar gibi İsyanizmin kasasından tedarik eder

Satmayan gazetelerin 500 kuruşluk satışından ne kar etmesi söz konusudur
ne de çeşitli yayınevlerinin –yazarlarına ödediği yüzlerce milyar imkanların,
dergi-kitap satışı üzerinden elde edilmiş kardan sağlanması söz konusudur!
Dünyada din ikidir, kitabı da üçtür.. diye 2 ayrı yazımız vardır
Kitap ehilleri şunlardır:
1- İnsan (İnsanın Kuran’ı)
2- İsyan (İsyan liderlerinin Protokeller’i)
3- Madde (İsyanistlerin en son K. Marks’a sipariş verdikleri ‘Das Para’ ve
toplanmış çeşitli tarihsel materyalizm) Yani bu üçüncü madde -İsyanizmin,
her tür düşünce varyasyonlarını kendi kontrolü altında yürütebilmesi için
ve dilediği fikir blokunu, dilediği düşünce parazitleriyle çarpıtabilmesi için
(kendisini gizde tutup bir ihaleyle sipariş üzerine) dışarıya yazdırdığı
sözüm ona ‘bilimcil derlemelerdir’
İsyanist Krallığın 3 karanlık prensi şunlar: C. Darwin, K. Marks ve S. Freud

 

 

İnsanın Öğrenmemesindeki Faydanın Şeytan’la Alakası?

 

İNSAN Bilginin Sonu, MEDENİYET Bilimin Sonuçlarıdır
İnsanlık (süreç içinde) kendi yolunda sınıf atladıkça daha kapsamlı kitaplarla
kendi yapısını gitgide keşfederek ilerledi (Kitap İNSANDIR)

Eğitiminde son noktalara ulaştırıcı nebilik dilimleriyle
yürüyüşün kapılarından bir bir geçerek en son ‘tek olan dini’ tamamlayan
SON NİDA’yla İnsan’ın şeref ve şahsiyeti, insanlığa merhamet kapısını açtı

• Süreç içinde İnsanlığa rehber olan KİTAPLARIN,
hayata ilk uygulanışının üzerinden bir müddet geçtikten sonra
İsyan’ın etkili faaliyetleri, tarih sahnesine çıkar

 

“Güzellik yenilenmezse Çirkinlik gelişemez!” Sen de yenilenmek zorundasın!

Diyalektiğe bakar mısınız!!!

İsyanizmin ara ara etkin, ara ara etkisiz hale gelmesi, Kutsal Kitapların
birer birer ilk gönderiliş döneminde kuvvetli uygulama kazanmasıyla ilgilidir
Sonrasında gitgide ‘zayıflayan uygulamalar’ nedeniyle açılan gediklerin,
insanın aleyhine’ tekrar yavaş yavaş dönüşmesiyle ilgilidir
Ama insanoğlu, neye neyin sebep olduğunu kolayca çözemez

• Gelen her kitabın ilim değeri ve güzelliği, belli bir tabii süreçten sonra
çirkinlerin çirkin ilim üzerindeki çalışkanlıkları,
insan ilminden isyan ilmine geçişi ve ilmin çirkince kullanım düzenini doğurur
Burada bazımızın hiç değerlendirmediği, göz ardı edilen bir ‘değişmez’ var!

Zalim, kendi krallığını kurmak yolunda bir övünçle sergilediği şu karanlık ilmi
dönemin nebilerince öğretilenden kendince saptıracak kadarını uygulamıştır
Doğalı çarpıtıcı, keyfe keder kullanıcı, böylelikle hayat tıkayıcı faaliyetlerini,
nebilerin getirdiği ‘güzellikleri yenileyen’ uygulamaların,
sonradan terk edilmeye başlanmasıyla oluşan zafiyetlerden yararlanarak
kendine bir ilerleyiş yolu açmak için uygulamıştır

 

Şadırvan, en söylenmemişleri ‘çağın zeka düzeyine’ göre söyledi

Yamayı (karanlık çağda işgal zihinlerin kör noktalarına girip) gösterdi

Tüm felsefe tarihi, ‘geçmiş-gitmiş tarikat anlayışı’, bu çağın YENİ yıkıcısıyla
mücadele edemez. İnsan tamamlandı ancak tekrar tekrar her devirde
YENİDEN TAMAMLANIP (bu Yeniden İnsan) gitgide geliştikçe
tabi ki yıkıcı düşman da (insana bakarak ondan öğrenip) sürekli gelişmekte
İşte insanoğlu,
‘insanlığını ve hakikat bilgisini bilmemesindeki’ büyük faydayı kestiremez
İnsanoğlu kendi donanımını yersiz ve zamansız ‘tam bilmemelidir’
ki böylece kendi yıkıcısı öğrenememiş, işi sonsuza kadar çözememiş olsun!
Yoksa ‘onu nasıl yenecek?’ Düşün! Ona öğrettikleriyle mi?!
İhtiyat ve eğitimden noksan bir BİLGİ HAREKETİ,
insanın kendi uçurumunu hazırlar. Başka türlü kendinle başa çıkamazsın

 

Sen bilmedikçe senin iblisinin sana tuzak kuracak bir bilgisi de olmaz

 

Yani o, sen öğrendikçe ‘senden öğrenir’ Sen onun bu şekilde öğretmenisin!
İşte bilgiyle ‘bunun için’ iman gerçekleşemiyor. Çünkü sen bildikçe İblis de
senden öğrenmiş oluyor. Senden bildikleri, onun iman etmesine yetmiyor
Onun başka hiçbir yerden öğrenme şansı yok
Onun sende sana yaptıkları, senin öğrettiklerinin bir gram ötesi değildir
Ama insanoğlu, neye neyin sebep olduğunu kolayca çözemiyor
İnsan olmadan o olamaz! Yaşayamaz! İnsanlık ilerlemezse o da ilerleyemez!
İnsan öğrenmezse o da öğrenemez. İnsandan öğrenir, insandan kullanır
İnsanı kullanır! Diyalektiğe bakar mısınız?
Sen bilmezsen onun hiç öğrenme şansı yok!
Senle beraber öğreniyor. Sen bildikçe o da biliyor

Bu nedenle Kutsal kitaplarda her sır, hem yalın şekilde anlatılmıştır
hem de ‘hak ediş ve ikram üzerinden’ derin manalarına ulaşılmıştır
Hak etmeyenler (eğer ki İZZET’e gerek kalmaksızın) anlayabilmiş olsalardı
işbu değerli manayı işşu ‘iç düşmanına kendiliğinden’ öğreteceklerinden
bilginin herkesçe edinilemezlik yasası, bu nedenle kulun aşkına bağlanmıştır

İnsan aşkla yaşadıkça ‘sır’, düşmana da aşikar olarak.. ve bir dönem sonra
insanlığın bu girift ve tutarsız yaşantısı, ilimde gedik açılmasına yol açar
İsyan ve karanlık, zulüm olarak uygulayacağı ilmi, ışığın solmaya başladığı
bu orta dönemde ele geçirip başlarda parlak olan ışık hepten sönene kadar
yeryüzünde (kendince) ‘ara yaşam düzeni’ kurmak seferberliğine koyulur
Çağ karanlığa girer, medeniyet yok oluşa giderken sonra o çağ kapanır

Kişi şayet ‘içte düşmanın bilmediği bir bilgi noktasından’ hareketle
bu düşmanını ancak yeniyorsa senin bildiklerini KİM BİLMİYOR şimdi?!
Bu iblisini nasıl yeneceksin?! İşte senin temel sorunun! Ademoğlunun kaderi

Bir dönem sonraki nebilerle yenilenecek olan güzellik,
insan soyuna (örnek olarak) tekrar tekrar ispatlandığı için Yaşam, yenilenir
İşte ‘güzellik yenilenmezse çirkinlik gelişemez!’ budur. Kısaca İnsan ve İsyan!

 

Bu 2 gerçek yolun hakikati tektir ama bu gerçeklerden sadece biri doğrudur

 

Doğru, yanlıştan sıyrıldığı o günde, ‘yanlış’ sonsuzda işlemeyecek
kaybedecektir o yolun yolcuları

Kaynağın doğru kullanılmasıyla ortaya çıkan sonucudur İslam
İnsanın amaç rehberidir. İnsanın amacı ise İnsandan önce vardı
İnsansa mükemmel yaratılışından nice sonra uzun evrelerinin sonucunda
ilk şekilde Adem oldu. Uyutularak Adem olabildi, ayıkarak İnsan olacak
Bunu idrak edemeyen, ademoğlu halinin sürüklediği, tüm hayvan ve
yaratılmışlardan daha da aşağı olarak varışı tamamlayacaktır
İnsanoğlunun buradaki hükmü, SON NEBİ’nin kendinde açtığı KİTAPTIR

 

Kontrol benim elimde diyen hiçbir kişi görülmemiştir

 

Kontrolü elinde tutanlar dahi bunu hiç böyle demedi
İlerleyişin ve gelişimin aslını kolay kolay bilemeyiz
Çünkü gelişim ve ilerleyiş, fark edilmeyen bir DÖNÜŞÜMDÜR
“Güzellik yenilenmezse Çirkinlik gelişemez!” Sen de yenilenmek zorundasın!
Diyalektiğe bakar mısınız!!!

Kitapların (topluma her ilk iniş) dönemlerinde, tüm çirkinlik ortadan kalkar
İSYAN, iktidarını kaybeder. Son ilme güç yetiremez, onunla savaşamaz
Ama mücadelesini mutlaka yürütür
Çünkü pek az insan, ondan daha çalışkan olabilmiştir

Kısaca, İnsanoğlu öğrendikçe o da öğrenir.. ama yanlışta kullanır
İnsanoğlu bildikçe o da bilir.. ama yanlışta uygular
Sürekli aldatır. Güzellik ve İnsanlık yoluyla aldatır
Geçici aşamaların esnasında kaydığın bir görüşü, zihninin demirbaşı kılarak
seni kendi iddialarının içersinde ‘dön-dolaş ömür kaybettirerek’ aldatır
Seni, senin toy imansızlığında aldatır üstelik
Çünkü hepsini bilir! Onun için koca insanlık tarihi sadece bir an!
İnsanoğlu kendi ruh ve mana dünyasında kaybolup güçsüzleştikçe
o da madde dünyasında kudrete ulaşır da insanoğlunun buna gücü yetmez
Böylece manadaki tasarrufuna da ulaşır. Bir dönem hüküm sürer artık

Aynı toplumda,
bir insan bildikçe-öğrendikçe düşmanı da aynı anda öğrendiğinden.. zalim,
alimden kaptığı ilmi, çıkar maksadıyla daha tez uyguladığından, (bu durum)
insanlığını gerçekleştirememişlerin üzerine karanlığın çöküşü demek olur
Ama fark edilmez! Bu, manada bir karanlıktır. Şekle bağlı bakılan bir çağda,
oldukça cazip bir hayat seyredilmektedir işgal edilmiş zihinlerden!.. Oysa
huzursuzluğumuzun kaynağı maddeye yaslı yaşantının getirdiği güvensizlik

 

Böylece denklem çözülüyor…

 

Çünkü insanın bilmesindeki yarar kadar bilmemesinde de yarar vardır
Çünkü bildiği an düşmanı da öğrenmiş olacak
Kişi yararlı şeyler de bilse mücadele düzeyi pekişmedikçe daha zarara uğrar 
Zira sen bildikçe düşmanın eski direnci azalırken son saldırıları pek çetindir
O halde ‘öyle bir şey bil ki mücadele düzeyini pekiştiren gönlünle birlikte bil!

Bu izahla her kim, kutsal kitap dediği şu papirüsü okudum-anladım diyorsa
bu kimse ‘çıkarları doğrultusunda çarpıtabileceği bir cüz anlamıştır’ deriz
Çünkü İblisine öğretti, o da tevil ediyor, onunla beraber kemikleşiyor!
Onunla beraber kemikleşme eğitimi içindeyken senin eğitimine şirk diyor
Onunla beraber kemikleştiği bu yaşamına “şirksiz islam!” diyor!
Boklunun sidikliye tefsiri işte böyle. Buna ‘ben Kuran biliyorum’ denir mi hiç!
Çünkü tamamı idrak edilmedikçe bir ifadesi dahi tefsir edilemez
Edilebilmesindeki ölçü, işte o noktanın anlaşılabilmesi nispetincedir

 

PEKALA! Senden bildikleri, onun iman etmesine yetmiyorsa. Şimdi düşün:

 

Aynı şeyi ‘iki yapı da bildiği halde’ o iman etmiyorsa sen nasıl edebileceksin?
Ondan bir gram fazla bilmiyorsak! Hatta onun kadar da aklımızda tutamayız
Tarihin flaş belleğine sahip! Demek ki öyle bir şey bileceksin ki o bilmeyecek
Ama nasıl olacak de mi?

Onu, senin nasıl yetiştirdiğini işte “böyle GÖR-GÖREBİLİRSEN!” Seyret!
Kuran, (bu hikmetinden dolayı) asıl bilgiyi sana açmıyor! Zaten de açmadı
Sen hazır değilsen ilerki seviyelerini (işbu nedenle) sana açmaz!
Papirüsü hatmettim diye, Öz-bilgiyi hangi hak ve emekle bilebilirim?!”
Zira şu ana kadar ‘bilgi üzerine kabullerim’ zaten bir zan!..
Bunların tuzağından yırt evvela! Senin sana tuzağın, bu batağından geliyor
İşte böyle ki ‘ANLAYARAK BİLMEK’ sorumluluktur! Sır bilmek bu olsa gerek!

Hakikat dünyanda, teslimiyet sahnende senin repertuarın duygularındır
‘Anam-babam topraktır’ çalıyorsa İLAHÎ… Yoksa yok(!)
Bildiği (aynı tarz 2-3 şarkıya) güvenip teslim olduğunu düşünen kimse
JAZZ yumruğunu yemeyen şu kendi melodi aralığını, balyoz sanırmış

Kişi sadece KENDİ olacak! Ve sadece Bu KENDİSİNE güvenip iman edecek
Bu kendisini ‘bir’inde bulacak, başka türlü bulana denk gelinmedi
Bir İNSAN’a iman edecek! İman İnsanadır, PAPİRÜSE ve düşünceye değil
Nebiyi, mazide bir kahraman yapıp ona iman ettiğini söylemek, iman değil
Bu çelişkiden kimse kimseyi kurtarmaz. Rasule itaat yoksa iman YOK

Tüyolar verilir; çelişkisini, inançsızlığını görebilen, dikkat etmeye başlar
Allah ve rasulü, öyle kendi başına sevilmez. Maziye ve kurguya itaat edilmez

 

İnsanın temel sorununu öğrendik mi?

 

Kafa’dan çalışan insanoğlu doğruyu kabul etmez, böyle bir özelliği var!
Zaten karar vermek gibi bir vazifesi de yok. Kafa’nın vazifesi gönle uymaktır
‘Doğruları, gönül görür de o kabul eder ‘dersek eksik deriz
Zira doğrular zaten gönülden gelir. Gerçek akıl, gönle istiva etmiştir

Gönlün TEK olduğunu, gönül ustası sana verdiğinde işte alemi taşıyorsun!
Kendisinin ‘aslında sen’ olduğunu sana kanıtlayan alemdeki tek şey ustandır
İrşat bu yüzden dışarıdan (hariçten) değil içtendir. Ben vardır bende, budur

Güya bildiğimizi sandığımız ‘insanın temel sorunu’nu,
kendi gerçeğimizde gösteren bir Dr.la karşılaşmadıkça maraz açığa çıkmaz
Bu aşamayı geçemeyene ‘insanoğlu’ diyorlar. Gönül, doktordur

“Ne ararsan kendinde ara, Laftır LAF!” Ne ararsan ara! Hepsi hava-civa
KENDİNİ BİRİNDE arayıp da O KİTAP’ta BULMAN lazım EVVELA!
Kitabına asıl o an kavuşmuş, ‘kitaplarına iman’ emrine de tabi olmuş olasın
Kelimeler sörf tahtasından öte geçmezken
bir gerçek her seviyede anlatılır. Derinlik sadece layık olana ulaşır

 

GERÇEK NE Mİ?

 

Burada gerçek şu: Arayışı gerçek olmayan kimseye
ÇAKILDIĞI YERİN bir ilerisini gösterip kanıtladığında seni terk edecektir
Sen terk edilen değilsin, o kimse kendi gerçeğine sırtını döndü
İşte gerçek böyle bi şey

Kulaktan dolma ve papirüslerden zihnimize koyduğumuz tüm bilgileri
kaldırıp atmadıkça dinden bir şey anlamazsın, sadece bir gelenektir sende!
Boşa yaşayan beyhude olmayı seçme. Bilgi özden gelen tatbikattır
Öz’ünden tatbik olman, imanındır
Ölene kadar gerçekleştirdin gerçekleştirdin, 40’ından sonra zor
hatta mümkün olmaz neredeyse

Kitabını yaşayan insanlık, kendi güzelliğini yaşadıkça medeniyetini geliştirip
sevgi, adalet ve eminlikten doğan tedirginsiz bir hoşgörü üzerinden
hayatla muhatap oldukça günler de bir bir akar ve Çirkin,
insanoğlunun zafiyetini bildiği için bu açıklara planlarını bir bir yerleştirir
Tam sonuç alamadıkça ıstıraba dönüşmeye başlar ahvali. Çünkü:

“Tarihin önemli bir anında” es geçilmiş bir secde,
kendi gurur ve itirazlarının bahanesine ruhsat çıkarmak derdine düşer
Çünkü “insanı protesto etmesine” ruhsat kazandırılması gerekmekteydi!
Bu yöndeki çırpınışlarının temeli’ İnsana kendi mükemmelliğini unutturmak
ve böylece insanın kendisini, kendine İNKAR ettirmek İDDİASIDIR’

‘İnsanı kıskanmak çıkışlı’ bu çalışmaların,
çevreye pompaladığı neşriyat ve edindirdiği kanaat -felsefe ve ideoloji
‘tüm çağların en ileri modern bilimleriymiş’ algılamasının önünü açmıştır

Kuyruk acısı vesselam! İnsana secde etmemenin soktuğu bir çıkmaz içinde
kendi isyanını haklı çıkarmaya çabalamanın peşine düşülmüşlüğüdür zulüm!
İşte toparlayıp deriz ki: Zulüm, insanın amacında durduruluşudur
Zulüm ‘bir secdeden firarla’ başladı
İnsanın amacında durduruluşuyla devam ediyor

• İnsanın mükemmelliği, olay anından kısa zaman sonra anlaşılmış olsa da
bu güzelliğin örtülerek reddi yönünde çalışmalar bugün hala devam ederken
bizler aslımızı unutup UYUMAKTA ve
öz-benimizle örtüşmeyen ‘kasıtlı-planlı etkilere’ açık halde yaşamaktayız

 

Kartal insanlar yüksekten uçar ama insanoğlu ‘yükselirken düşürülür’

 

Kanadımıza kendi attığımız çelmeler ÇİZME GİYMİŞ. Nasıl da görmeyiz!?
Tabiatı gereği İnsanın ESASTA konusu BU!.. İşte ZULÜM bunun için!
ZULÜM ve buna karşı MÜCADELENİN, binlerce asrı arkasına alıp da
sonsuza kadar yapılabilecek en ileri gerçek tanımı budur

• Samimiyet, insanın temel donanımıdır. Mağlubiyete karşı kalkanıdır
İnsanda samimiyet, onun -çevresiyle, doğayla, hayatın başlama taşlarıyla,
Hakk’la olan bağlantısıdır. Ancak bu, sadece güzel bir başlangıcı tetikler
Yaşamında aldığı yaraları tamamen tedavi edemez. Girdiği ilişkilerde,
benliğine soktuğu kirlere karşı bütün bir temizlik ve galibiyet sağlayamaz
Çünkü bir samimiyet hali, bir sonraki karneye kadar geçerlidir

 

Biraz geriye dönelim:

 

Çirkinlik ve İsyan’ın hükümranlığı hiçbir dönemde kalıcı olmamıştı. Çünkü
İsyanın bayrağında (ara ara) eriyen bir insanlık, kalıcı kayboluşa yürümeden;
bir sonraki kitap, bir sonraki derinlikle ilim ve hukuk..
bir sonraki kitap, bir sonraki çağda ‘açıklarımızı fark etmemiz için’ feraset..
bir sonraki kitap, neden sonuç yasasını daha iyi kavramamız için hikmet…
Böylelikle kendi zaaflarımıza yenilmemek için başarma kapılarımız…
Dahası, bizi kuşatan yasaların aslen İNSAN’a hizmet ettiğinin delilleri…
Hayatın son dilimi ve böylece son özet KİTAP, son nida ile imdada yetişir!

Son olmasının özelliği şu: İnsanlık artık asla yenilmeyecektir!
Çünkü din tamamlanmıştır. Yani insan tamamlanmıştır
Yani (Adem’den önce en başında “tam” olan İNSANIN)
dünya koşullarındaki örnekliği tamamlanmıştır

Zaten ‘tamam bir halde halk edilen yani sahaya sürülen İnsanın’
bu tamlığına (zahirde de 1400 küsur yıl öncesinden) kendi tekrar şahit olup
bunu tekrar kanıtlaması demektir

İnsan’ın tamamlanışından sonra, sonradan bir katkı görüş,
bunun ötesinde bir arayışla sonradan bir farkla karşılaşma şansı olmaz artık
Böylece her İnsan adayı (artık din tamamlanmış olduktan sonra)
İç yolculukta nereye, hangi noktaya ulaşırsa ulaşsın,
yapıcı ise doğruca dost Muhammed’e ulaşır
Bundan ileri başka bir doğru yok. Ama ayrı yönden, kişi şayet yıkıcı ise
o da en son noktada Muhammed’in kendinden sıyırıp attığı bir tip’e ulaşır ki
bu da yıkıcının ulaşabileceği son tiptir. Din tamamlandı demek bu demek
“Huy tamamlanmıştır. İnsan, arzda da ortaya çıkmıştır” Çünkü zaten TAMdı!

Örnek gösterilmiş ve görülmüştür. Düşmanlarınca bile takdir edilmiştir
Asla yalan söylememiştir. Nasıl anlatılmışsa odur, aksi ispat edilememiştir:
Huy güzelliğinin.. ve nereden nereye taşıdığı davası için katlandığı bedellerin
ve kurduğu koca bir insanlık ordusunun…

Din tamamlandı fakat HAREKET, her devirde tefsire muhtaç halde sende!
Çağlar nasıl ki sıraya dizilmiş vaktini bekledi-bekler.. hareket de metodunu!
Papirüste tüm metotlar açıklandı. Onu ‘papirüslükten çıkarana’ Kuran iner!
Sırrını o çağa göre ‘o kadar daha’ açar. ‘Çağdaş benim’ diyen Müslüman’dır

 

Burasına dikkat:
Yapılan yıkıcılıklar, neyin neyden kaynaklandığı bilgisinden uzaklaşmış ve
düşünme özellikleri bir karanlığa zamklanmış yığınlara ‘sapkın yaşamı’
cazip gösterme hamleleridir. Çünkü insan, insanoğlu aşamasında kaldıkça
bu amaçsızlığıyla hem açıklarının, hem mükemmelliğinin farkına varmayarak
böylece kendi karanlığıyla mücadele edemeyecektir. Böyle olmamalı
İŞTE METOT BUNUN İÇİN karşı hamleye göre hamle sıralamasıdır

 
/Okyanusta Şadırvan. 2013

_______________________________________________________


İlgili Yazılar
Allah Affetmez, SEN AFFETTİRECEKSİN!

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir