METOT Nedir?

(Önce Şöyle Başlayalım:)

İlk ashaptan sonra yapıcı metotların hepsi dost Geylani tasarrufuyla ulaşır
Çağda İsyan hareket ve dengesine göre metotları dost Geylani değiştirir
İnsanlık derecesi ‘Muhammed’ olan Geylani,
geçmiş-gelecek tüm müfredatı ve her çağın fikrini tekelinde bulundurur
Bu böyle… Geylani bir KOD’dur. Nübüvvetle risalet arasını temsil eden kod!
Bu müfredatla yetki kazanan her VELİ, Muhammed’tir

 

ÇAĞDA METOT NEDİR?
Niçin Her Devir İçin Değişir? (ÖZET YAZI)

• ANLAYIŞLARI-METOTLARI (ki bir evvelki miatlı gelenekselciliği)
“din” yerine getirip koymuşuz. Miatlı anlayışlardan DİN olmaz, din çıkmaz
Şayet yolcuysan samimiyetin seni yeni bir anlayışa, metoda getirip ulaştırır
Dinin ne olduğunu bu yeni metot üzerinden anlarsın

 

Metot, doğruyu ortaya koyuşta öncelik-sonralık, ‘ehem mühim’ dengesidir

 

Metot, öncelik-sonralık/ehem-mühim! Bunlar arasında denge
Metot, ehemi-mühimi düzenler. Disiplin bunun sana tatbiki demek olur
Metot, ehemle mühim arası dengeyi ‘çağın planına göre’ ilişkilendirir
Her maksatın temelini, çağın ‘insanlığa kurduğu tuzaklardan’ belirler
Yaşamın temel önceliklerini ‘senin disiplinin’ yapar
Metot, beslenmenin ‘çağdaki önceliklere odaklı maneviyat’ üzerine inşaası
Hadiselerde tarafımızı bu önceliğe göre ortaya kor, bu kararla davranırız

Metot, hamleye göre hamle sıralaması…
Çağın mikrobuna, yalanların şiddetine, zihinlerdeki istilanın artmasına göre,
toplumların zeka karmaşasına göre ‘konjonktürel nüveyi’ daha da açarak
çağın zihin hastalıklarına, bilinç işgallerine seslenen seviyeden anlatmak;
‘davranışta şekil kusan kabuklar aleminin’ ezber pazarında bile
özden davranarak gerçek alış-verişi sürdürebilmeyi her koşulda sağlamaktır
Bu çağda hastalandıysak tedavi bu çağa göre…

Hastalıklar çağdaşsa terapi de çağdaş olmaz mı?
Artık ‘okçu tepesini terk etmiş semboller ve masallar geçidiyle’
kim bilinçaltını temizleyebilmiş?
Bin yıllık ictihatlar her çağda iş çözseydi Ya Adem’le dünya her işini görürdü

 

Kişi, günün hastalıklarına ilacını, günü geçmiş reçetelerden tedarik edemez

 

Hastalığını, güncellenen reçetelerle anlatanların sanatıyla öğrenebilir
Şayet buradan anlamıyorsa hastalığını öğrenmeyi hak etmemiş demektir
Ehem, her devirde ‘o devrin yalan ve aldanışına göre’ öncelik alan disiplindir
Kısacası ‘temel dikkat, ‘o devrin tuzağına göre’ öncelik kazanan sıradır

Yalanların ve uykunun kaydırak zemini, çağa göre ne kadar parlatılmışsa
algılar, tuzağın kabiliyeti şiddetince kilitlidir. Anahtar değişir!

 

Nihayetinde anlarız ki Metot,
hem önceki ve sonraki programlar arası farka rağmen özün yaşanmasını,
hem de bulunulan çağ içersindeki harekette ‘ehem-mühimi’ dengeler

Her Çağın Hüküm Ortamı, Koşulları Farklıdır

Devirlere göre değişen “ehem-mühim dengesi olan METOT” ve
bu metodu ortaya koyma yetki ve görevinde olan resuller,
birbirine bağlı olarak vardır ve çağlar böyle akıp gider

Her metodun bir mimarı, bu metoda bağlı ekolleri de ‘disiplin’ olarak vardır
Metoda yön veren, Metodun anayolu olan FİKİRDİR
Fikir, gerçek akılla birleştiği an ‘fikrediş/tefekkür’ ortaya çıkar ki
Cebrail ‘aklın’ ta kendidir. Akıl, şartlara göre metodu/ehemi mühimi açıklar
İnsanlığın çağda şu anki akıl-zeka ve ihtiyaç düzeyi farklı olup;
bu temel ihtiyaçlar, yıkıcı çağın ‘işgalde beceri seviyesine göre’ saptığından
(iman temelinin asıl ihtiyaca binaen oturmuş olması şartından yola çıkılarak)
fikir, her çağa nüzul sırasıyla hitabeden METODUN insanlığa inişi olurken
METOT, insanlık hareketinin çağa inişindeki NÜZUL sırası demektir
Fikir, insanlık hareketidir. Son tahlilde imandır. İşte, böyle net açıklandı

 

Metotsuzluk, zan üzere başıboş yaşamakla birlikte

 

şirksever şahanemize, ‘Asr-ı Saadetin ŞEKLİNİ’ kafadan katıştırmak olurken
METOT, Asr-ı Saadeti -bu çağın şimdisine- nasıl mayalayacağını
prensip-prensip öngören “çağa dair” mutlak fikir disiplinleridir

Metot: Yıkıcının çağda ehemmiyetle yürüttüğü ‘o görünmez tuzağını’
her an her yerde okuyabilen ‘tam basiret ehliyeti almış bir usta’ tarafından,
programı bu mühime göre çizilmiş, virüse karşı anti-virüs hareket disiplinidir
Metot: İnsanlığın çağda sırtı yere gelmeksizin yürüyebilme müfredatı…
Layığını arayan kimseler buna ulaşır! Şekle takılan, elekten dökülsün diye!
Gerçeğin önemsenmesi, bu kişilerde daha bir gayret ve içtenlik gerektirir
Böylece muvahhit ile müşrik ayrılarak ‘ak-kara ayrışması’ her devirde yürür
Bu teknikle, özünden davranmayan kişiler ilk anda elenip dışarıda kalır

 

 

Günümüzde din, geçmişin kopyala yapıştır sözleriyle,

 

bin yıllık ictihatlarla, kıssa-kaside-rubai-siyer-hadis-ayet nakliyatlarıyla,
anca önceki dönem ihtiyacı karşılayan ‘şablon ilmihal’ fıkıh-kelam nakillerle,
kıyas-icmal fetvalarıyla, kısacası eskinin ya da evvelkilerin sözleriyle;
bunları ezber edip seni imanından alıkoyan tuzağı eğitim zannederek
‘ElifBa’yı akidenin temeline koyup
(ama asıl özü idrak etmeksizin) şuursuzca bunu kendine inanç bellemen,
kafada kendince bir allah ve kendince bir ‘peygamber yaratma’ dinidir

Oradan-buradan işittiğin copy-past’ları çene yapmakla ilmî izah mı olur muş?
Basmakalıp işportasından Hu’culukla, Mu’culuklu ilim mi olur muş?
Asırlarca tefsirden tefsire yazılıp söylenmişin söylenmişinden inanç mı olur?
Metot konusu Okyanusta Şadırvan’ın Anlayış ve Bilgi kitabında sayfalarca
en kapsamlı şekilde izah edildi, açıp okuyun

 

 

Arapça gramerle, 1000 yıllık ‘kopyala yapıştır ictihatlarla’ olmaz bu iş

 

Eski erbap sözleriyle, ayet-hadis, şekil-nakil sözlerle gerçekler görülmez
Halk, her türlü kafa takıntılı ‘kopyala-yapıştır bir maziyi’ kendine afyon yapıp
tarihten kabul almış ‘şu geçmişin sözlerine’ iman ettiğini söylemeyle
basite kolaya kaçar da Allah’a ‘din tebliğ etmece yaklaşır’ iman ehline
Çağda hareket edemez. Çağda hamle nedir bilmez
Meseleyi çağa dair yaşayanı ikna edecek bir samimiyet ortaya koyamaz
Kendini şekle kaptırmışların yüzden davranışlarıyla kimse kimseyi tanıyamaz
Herkes herkesi Müslüman zanneder de gene itibar etmez. Ak-Kara bilinmez

21. Yüzyıl Ashabından olmadıktan sonra,
‘Çağın Son Fikriyle’ tanışmamış olduktan sonra kulluk bilinci ne gezer?
Allah bilgisi ne gezer? Çağda gerekli olan iman ölçüsü ve hakikati ne gezer?
Çağda sıklet-dışına konulan merdivenaltı imanımız çağa nasıl yön verebile?

 

Bir önceki üniversite sınavı cevaplarının bu yılki sınava hükmü var mı?
Bir önceki sınavın cevap ezberleriyle bu yılın okuluna alırlar mı?

 

Önceki lisansüstü kayıt kurallarıyla bugünkü doktora maçına giremezsin
Almazlar! Hareket, çağın her alanında sürekli güncellenmekte
İNANÇ, çağa dair metotla güncellenmez ise
Çağ tıkandıkça ‘EN OLMAZSA OLMAZ iman faaliyetini’ kaybedersin!
Avutursun kendini ictihatlarla, menkıbelerle, papirüsten malumat bilgilerle
Kendini oyalar durursun ‘bu yapılması sonuç vermez gazlayıcılıkla…’

Geçmiş dönemlerden aktarılan davranış şablonlarıyla günün maçı alınamaz!
Geçmiş devir ihtiyacını karşılayan ‘şablon ilmihal’ o günkü hücuma karşılıktı
Geçmişin sözleriyle iman hasıl olmaz. Hatta geçmiş evliyaların sözleri,
(mikrobu bu çağın şartlarında kapmış bizler için) içeriği anlaşılmadığı,
hatta anlaşılsa dahi şu konjonktürde (yıkıcının hücum ve planlarına)
tam karşılık gelemeyeceğinden, (önceki erbabın oradaki toplumsal hayatı)
şu günün formasına ZAFER KAZANDIRACAK BİR TAKTİK OLAMAZ
Olsa idi gelen her nebi ‘kendi kitabıyla’ gelmez, bir önceki anlayışı sabitlerdi
Her devrin resulleri de işte bu sünnetullahı yaşar-yaşatır.. ortaya kor!
Her çağın taktiği farklıdır, her taktiğin de öncekinden farklı komutanı olur
Bu komutan, metot ve o metodun sahibidir. Her devrin imamı farklıdır
Yaşadığın devrin imamını bulacaksın!
“Her kim bulmadı-karşılaşmadı, cahiliye üzere ölmüştür*”/hadis

 

 

İmam, metoduyla imamdır. Papirüse meal verme sektöründe bir işçi değil!..

 

Din tamamlandı ama ‘hayat tefsirleriyle’ her devirde ayakta kalmanın imanı,
çağa yeterlilik arz etmesi nispetiyle iman hakikatlerinin yaşanma şartları,
ve saha tatbikatındaki (METOT=ehem mühim,)
esası değiştirmeden, USÜL’ü ortaya kor! Böylece ana hedeften şaşmaksızın,
amaçlanış, dosdoğru yol üzerinde gerçekleşir. Şimdi bunu ders konusu YAP!
Bu öylesine bir yazı değil. Defalarca oku, aslında her yazımızı defalarca oku!

Bu devir öyle bir devir ki

 

algı nereden kaymışsa hangi heves ve beklentilerden işgale uğramışsa
işte oraya yerleşen şartlanmanın merkezine hitap eden uyarı metoduyla
kendi hürriyet amacımızdan ancak haberdar olabiliriz

Geçmiş tarikat yapılanmalarının ve görevi tamamlamış önceki erbabın
türlü sözleri bizi şu an bağlamadığı gibi
o devre uygun söz-kavram ve uyarı, bu devre tam kabilde örnek olamaz
Çünkü ALGI ÇOKTAN KAYDI! O sözler ve ictihatlarla günün kilidi açılmaz

Masal olur da uyuklamamız artar!
Gerçekler ne zaman acıtsa “maziye kaçmamıza” malzeme olur

İmanda seviye, bulunduğu çağı kavrayan, o çağa yeten bir yeterlilik demek!

 

İman, her devir ve deveranda o günkü koşullara nispetle bir yeterliliktir
İmanımız, çağın bugününe cevap verebilme yeterliliğine sahip değil ise
bugüne yeterli olmayan bir iman, (bizi) önceki metotların şablonlarına,
şu ‘önceki süslü sözler ve artık sahası olmayan ictihatlere’ meylettirir
Bu çağı boş meydan olarak, bu çağın yıkıcısına kendi elimizle vermiş oluruz

Her müşrik-münafık,
‘rabbın ayetleri’ deyip papirüsten ezber ve nakliyat eder de fakat kastolan
‘hayat ayetleri’ demek olan İNSAN NEDİR’i, HAYAT NEDİR’i kanıtlayıcı ve
çağın üçkaatçı mevzuatlarına neremizden tuzağa çekilmişiz’i kanıtlayıcı
bir FİKİR yazısını yaygınlaştırmaya gelince işbu gerçekleri örteriz!
‘İş sahada belli olur’ yasası, bu demek! İddia özden mi yüzden mi, bu demek
“O, her an yeni bir yaratmadadır*” demek, bu demek!

İmanda seviye, bulunduğu çağı kavrayan, o çağa yeten bir yeterlilik demek
bulunduğu çağı kavrayan, o çağda aydınlığı temin eden demek
O çağa yeten bir yeterlilik, çağı anlayıp-anlatan demek!
Bu çağa güç yetirip göğüsleyen bir inanç,
o çağın zihin ve zeka yapısına hitapla, ‘öncelik ihtiyacı’ temin demek
İlaç demek… Bu işgalde sarsılan zihinlere o emsalde panzehir demek
Zihinler hangi yeni fakla sınava tabi ise bilinç yolu en yeni metotla sahadadır
Her türlü papirüsçülüğe yuh ola! (Ezber-talim din anlayışı) yerle yeksan ola!

İman Temelinin, Asıl İhtiyaca Binaen Oturmuş Olması Şartı Doğar

Geçmiş görevi tamamlayıp şimdi saha-dışı olan metot ve öğretiler zafiyettir
Tekniksiz iman yok yani! Bu itibarla,
bugüne yeterli imanın en özelliği, bugünkü şartlanmayı görüp çözen algıdır
Zira çağda zihin ‘neyle bulandıysa’ gene aynı dil ve alfabeden başlar duruluk
Zira çağda gerekli inanç, hayata dair ‘gündeş bir anlatım dili’ iledir
Zira bu çağda yaşayanın imanı, ‘bu çağın çıtasınca şart olan’ seviyedir
Duruşunu o çağda ayağa kaldıracak iman, o çağın son fikrinden iman eder


Fikir her çağa nüzul sırasıyla hitabeden METODUN insanlığa inişi olurken

 

Metot, insanlık hareketinin çağa inişindeki NÜZUL sırası demektir!
Papirüsteki GENEL NÜZUL sırası ise
kişi Müslüman olduktan sonraki kendi hakikatini takip etme haritasıdır
Bu ancak böyle olmalıdır ki (ilk girişte) Besmele’yi, Fatiha’yı idrak edebile!
Bu nüzul sırasına göre dökümanlanmış papirüs, dost Cebrail’in metodudur

İnsanlığın çağda şu anki akıl-zeka ve ihtiyaç düzeyi farklı olup;
temel ihtiyaçlar, yıkıcı çağın ‘işgalde beceri seviyesine göre’ saptığından
(iman temelinin asıl ihtiyaca binaen oturmuş olması şartından yola çıkılarak)
bize göre (bizler papirüse Fatiha’yla başlamak yerine) ‘OKU!’ emriyle/
‘Ey iman(ettiklerini söyleyenler) iman ediniz’ emriyle başlamalıyız, misal!

Oku’lu kitabı bul. OKUmak, özünden kurulduğunu OKUmaktır
Bu “Öz’den kuruluma, Kuran’ın İNİŞİ” diyoruz

Emrin iniş sebebi(esbab-ı nüzulu) anlamak, konjınktürel nüzulu bilmekledir
Konjonktürel nüzulu kavrayamayanın (esbab-ı nüzul) bilgiçliği, saçmalık olur
Ehem, her devirde ‘o devrin yalan ve aldanışına göre’ öncelik alan disiplindir
Eğitim, hem sürekli ‘hem değişken çağın yeni insanına’
içinde bulunduğu alışkanlık ve zeka yapısına göre
her dönem YENİLENEN demektir. Bu akıbete FİKİR diyoruz
Metot yoksa DİN ve İman yok! Bu çağa gerekli imandan bahsediyoruz!

Aksi taktirde
Kitlelere 400 yıldır ‘din’ denerek talim ettirilen şirk ideolojisi hocalarının,
kendi localarında halktan kimsenin bulunmadığı ‘kulis hasbihallerinde’,
(atan men-tutan men) dua-amin-ecmain seanslarıyla,

Muhammedî bilinçten yoksun bir hezimet zeka dairesinde’
partçı siyasetten dünya mevkisi edinme beklenti telaşıyla,
bunun da adına ‘tebliğ’ dedikleri ‘aminci-ecmainci’ alfabeyle
Arapça gramerden kotarılıp türetilmiş ninnileri, din hizmeti olarak gösterip
bu sahtekarlığı eda etmekten hala utanmayan soytarıların tuzağındayızdır

Fikir, kendini bilmek metodudur 
‘acze düşürülmüşlerin’ yamalı algılarına, zihinlerine PAN ZEHİRDİR
Kişisel görüşlere ve düşüncenin mahsulü olan ideolojilere FİKİR denemez
Fikir, ideoloji değil, görüş değil, siyaset değildir

 

 

Önceki anti virüsünü KAPATMANI EMREDER çağın son ictihadı

 

Önceki İCTİHATLAR, şu İsyanist Çağın virüslerini yakalayamaz!
VİRÜSLERİ göze alıp zorlukları karantinaya iteleyen Ey nefsim!
Bil ki virüsler karantinaya alınır, zorluklar göze…

Anti virüsler güncellenir!
Zehir insan gıdasına karıştıkça asrın panzehri devreye girer: Çağın son fikri!
‘Gölgenin en kıymetlisi Temmuz güneşinden yapılır’ Gölgenin son sürümü…
ÇAĞIN EN YAKICI SICAĞINA/ZEHRİNE ‘PAN ZEHİR’ OLAN bir EĞİTİM!
Korunmalı olarak Hakk’a yürüyüş yolu
Çağın SICAK vaziyetine göre GÖLGENİN son sürümü
Her çağda yol alınabilecek ve
her karanlıkta devrim tatbik edebilecek tek şey: METOT!

Metot, “çağda ‘gönle girmek/cennete girmek’ disiplinleridir”
Metodu olmayan bir kimse kendisini çenesel konuşmasından belli eder
Her kim çağın son metodunu tınmadı, cahiliye üzere ölmüştür*

İctihatla metot ayrı şeyler. Biri YORUM, biri DÜZENLEME yani MÜFREDAT!
Metot, yorumlama sonucu olmaz. Sadece düzen almış şey yorumlanabilir
Metot ve düzenleme, şu içinde bulunulan ‘ZEMİN’le ilgili bir ihtiyaç!
Zeminini kaybetmiş bir ictihattan metot çıkmaz, yani bozulmuş aynı ictihat,
‘esas’ kabul edilerek üzerine bir düzenleme yapılması hiç mümkün olmaz

Çağ kötüye gittikçe

 

bir devir önceki alim ve ‘çağ müctehidinin öne çektiği kurallar’ münfesihtir
Yürütülemez! Kuralların uygun biçimde eda edilmesi tabi ki güzel olurdu
lakin öncelikli tatbik edilmesi mümkün olmaz, tekrar sıralanması gerekir
O halde yürütülmesi mümkün olmaz metotları, halkın önüne ‘akide’ diye
öncelik koşmak ne demek? Bu nasıl bir sorgulamasızlık?! Nasıl bir tatbikat?

Yürütülmesi mümkün olmaz metotları, halkın önüne tatbikat diye koymak!

 

Tatbik edenler, ettiklerini zannederler. Oysaki içeriği boşaltılmış amel olarak
hayat, kabukta yaşanır ve dosta-düşmana hiçbir tesiri olmaz
Reçetedeki bir madde, diğer ritüellerle bağdaşık olur ise tesir eder! Metot,
reçetedeki maddeleri birbiriyle sırasına göre tekrar örerek disiplini kurar
Burası çok mühim… Eski reçetelerden hiçbiri tam şekilde uygulanamaz!
Metoda dair önceki ictihat ve uygulamalar münfesihtir! İlerlemeye engeldir
‘İslam terakkiye engel değildir’ 400 yıllık/800 yıllık metotlar, algıya takozdur

Çağın Son Fikri yani ‘tam şekilde güncellenmiş bu anti virüs program’,
düşünme işletimimizin yolunu açar, değerlendirme ve davranışa odaklar
Çağda hedef-hareket ve yüzleşme ‘lisanslı yazılım kullanmakla mümkündür’
Kreklerle olmaz!

• Yepyeni bir disiplinin sahaya inişi söz konusudur artık!
Amelin amel olması için hareketin mutlaka metoda binaen olması icap eder!

Çağın Programları METOTla birlikte yazılır ki bunlar
Her AN final oynanan maçın, çağa göre TESCİLLENMİŞ kuralları gibidir
Böylece Yapıcı ve Yıkıcı (karşılıklı) kurallar, birbirini aynı denge içinde yutar
Metot ‘MÜHİMde EHEMin KARAR OLMASIDIR’
Metodun sende edinmesi hareketine de ‘disiplin’ dedik
Çağımızda öğretmen, artık METOTTUR böylece…
Metotlar, disiplinle gerçekleşir. Disiplin de fikir ustasıyla…

Metot her devirde değişir. Ehemle mühimin dengesi bir AYAR meselesidir
Metot değiştiği an sünnetullahta liste değişir, çağda sıralama değişir!
Fikirde bu tartı, seni çok daha kestirme ÖZ bilgiye ulaştırır
Çağda ayakta kalmanı sağlayacak EN ÖZ’e ulaşırsın

Çağda ifade (ve dolaylı şekilde tebliğ metodu) budur

 

Allah-Muhammed-İslam lafzını “lafz olarak” hiçbir şekilde kullanmadan,
kopya alıntı ve sloganlarla kendine Müslüman görüntüsü vermeden,
toplum içinde gayet sade vatandaş olarak bulunup yaşayan bu şahsiyetler,
dini hiçbir şekilde satmamak disiplinine bağlı şekilde yaşayıp,
sadece Türkçe diliyle, bir idrakçe lisanıyla insanlığa çok derin şekilde
hitap etmiş, peşinden yürüyenlere şaşmaz doğruluğu miras bırakmışlardır
Böylesini tanıdım. Selam onlara, yiğitlik onların…


Bu sanatı, vazifeyi, ilmi, inceliği, emri okumayı CAMİDEN almadık ki

anlatmaya “cami cemaatine anlatmayla” başlayalım

 

Bu sanatı, ilmi, inceliği, Okumayı MAĞARADAN aldık!
Bu yüzden mağara bölümü mezunlarına anlatırız da ancak onlar anlayacak!
Bu FİKRİ, İNCELİĞİ, ANLAYIŞI aldığımız mağaradır ki
bu MAĞARA, insanın kendi derinliğindeki başlangıç noktasıdır
Dibe vurma cesaretini göğüsleyenlerin kalkış noktasıdır, sıfır sermaye budur
Bu sermaye üzerinden temellenmeyen bir kalkış, YAMALARIN dinidir

İşte fikre binaen söylüyoruz. Devlet, FİKİR DEVLETİ olacak!
Biz ‘dinsizlikten’ batmadık. FİKİRSİZLİKTEN battık
Bizde bu din, fikirsizlikten çöktü! Hatimsizlikten değil, tebliğsizlikten değil
İmam Hatipsizlikten, ElifBasızlıktan, İlahiyat kürsüsüzlüğünden değil…
O halde tekrar yepyeni bir fikir-metotla inancımıza şahit olacağız

Biz bu fikri mevcuttaki camilerden, onun müşrik cemaatinden almadık
Ve de Havra-Kilise müşrik cemaatinden…*
Bir komünistlikten geçerek komünizmi aşarak ulaştık HAKK GERÇEĞE…
Tüm bildiklerimize, mevcut akla tekme vurduktan sonra bir yol yürüdük
Biz dinin tebliğsiz bırakıldığından batmadık ki din tebliğ edelim!
İmansızlık yani FİKİRSİZLİKTEN battık ki FİKİRLE KURTULACAĞIZ

Dünya olarak bizler, insanlık medeniyetini dinsizlikten kaybetmedik
FİKİRSİZLİKTEN kaybettik
Bu itibarla insan ve onun algıda inceliğini yani gerçeğini, onun diniyle değil
fikri ile değerlendirerek bir ölçüye vurur tanırız. Zira kendimizi böyle tanıdık
Böylece sözde din anlatımları bizce hiçbir ölçü olmamakla birlikte
kişinin din üzereliğini, kişinin FİKREDİŞİ ile ölçüp değerlendiririz

Böyle bir kuruluma/ölçü-değere kimse din anlatamaz, din öğretemez

Muhatabımız fikirdir. Dini ve Onun insanını insan yapan FİKİRDİR
Fikir, imanın ta kendisidir. Düşünebilmek kasıtlı aklediş, fikrediştir
Din, fikredişle açıklanır ve de fikredişle yaşanır
Dini dinle açıklayan papirüsçüdür, müşriktir. İman bilmez…
Düşünceyi(nefsi) DÜŞÜNMENİN emri tasarrufuna alan FİKİRDİR ki aklede!
An’da akledebilmek, FİKREDİŞLE mümkün. Haydi hayırlısı

Fikir, seni ‘gizli gerçeğinle’ gizli huy ve özelliklerinle tanıştıran zuhurat
Bu parkurda ‘nerede-nasıl koşacağının tabelalarını’ sana okuyan son metot!
Eski ictihatlardaki öz, ancak düzlüğe çıktıktan sonra anlaşılabilir
Bunlar ‘şu halde’ kesinlikle yığınlara bir masal, senin kendini bulmana engel!
Kaynak tamam! Fakat anlayışlar kalıplara esir. Çünkü zihinler işgal!
Çağda zihin, motomot faktan kurtulamıyor. İdrak YOK! Bilince uzanamıyor
Bin yıllık ictihatlardan, ‘Kuran Kurslarından’ bu çağa fikir adamı yetişmez
İsyanizme güç yetirecek insanın,
400 yıllık/800 yıllık şablon ictihatların ezber kafasıyla ne işi olabilir?

_______________________________________________________

(*) Müşrik olmayan üzerine alınmaz. Kişi kendini bilir
 
 
 

Her çağda hem İsyan’ın hem İnsan’ın olmak üzere iki metot yer aldı

 

Fakat her daim geleneksel metot üzere yaşayan İslam,
bu çağda (İsyanizmin Krallığını ilan etmesi nedeniyle)
metodun kendini öğretmen yaptı. Zahiri ve şöhreti seçmedi, tesettürü seçti

İlk ashaptan sonra yapıcı metotların hepsi dost Geylani tasarrufuyla ulaşır
Çağda İsyan hareket ve dengesine göre metotları dost Geylani değiştirir
İnsanlık derecesi ‘Muhammed’ olan Geylani,
geçmiş-gelecek tüm müfredatı ve her çağın fikrini tekelinde bulundurur
Bu böyle… Geylani bir KOD’dur. Nübüvvetle risalet arasını temsil eden kod!
Bu müfredatla yetki kazanan her VELİ, Muhammed’tir

Her fikrediş yolu, bir önceki geleneksel tarikatın yerini alır
New Age, bu hareket düzeneğini bizden öğrendi aldı ve uyguluyor
Çünkü İsyan’ın öğrenmesi İnsan’ın öğrenmesi ile ancak mümkün…
Başka yolu-yöntemi yok! İnsan öğrendikçe Şeytan da İnsan’dan öğrenir

Böylece ‘berabere’lik çağı başlar.. fetret denen şu hadise zincirleri yani…
Sonra son gelen metotla ‘denge, yerine oturmak üzere’ faaliyet başlar!
Başka türlü hiçbir keskin uyanma yoktur da olamaz da

Şimdi METODUN NE OLDUĞUNU anlayabiliyor muyuz?

 

Fikri edinmek, Çağın Metodunu ‘kendine disiplin etmekle’ mümkündür
FİKİR, kesinlikle TÜM ŞEKİL ve şekilsel anlatımlardan ısrarla uzaktır
Israrla papirüsten ayetler, hadisler, rubailer, kıssalar anlatmayacaktır
Fıkıh-kelam-ictihat gibi, hatim-matim-ebcet-tebcet gibi yüzdencilik satmaz
Hatta çoğu yer ve sahada Allah lafsı, Muhammed lafsı dahi kullanmaz

İctihat-fıkıh yok mudur, gereksiz midir? Hiç gereksiz olur muymuş?
Lafsına eskort sirenleriyle başlamak pişkinliktir pişkinlik!
Kurani lafs sarf etmeden ictihat et ki: ‘dikkat ictihattır’  demeden ictihat ola!

Yazdıklarımızı ‘AYET biçimli cümlelere’ transpose yapmaya kalkanlar,
bizden hiçbir şey alamayacak kesimdir. Fikrimiz,
gönlünde  yatırdığın ‘şu ne varsa çürük şeyleri’ sana döküman etmekteyken
bu sözlerimizi (anca) ‘kafanca ayet şablonuna’ tercüme etmek suretiyle
test etmeye kalkışman tam bir nasipsizlik olur, olmasın işte!

 

Bak bakalım dünyayı kimler idare ediyor?

 

Tarih sahnesinde “sakalınla-cübbenle” bir kez yenildin
Cumhuriyetle münfesih oldunuz
Münfesih olanlar aynı yöntem(metot) ve teknikle bir daha sahne alamaz!
‘Alırız’ diyen, sünnetullahın aslını bilmiyor demektir. Ne sünneti geveliyorsa!
Bunlar, değişen politik destekle sahne aldıklarını zanneden ilimsiz körlerdir
Bu münfesihleri (siyasi destek vererek) tekrar sahaya çıkarmak,
gerçeğe aykırıdır, mücadeleye hakarettir, ‘mağlubiyeti peşinen üstlenesin!’
Tekrar forma giymeleri sünnetullaha aykırıdır. GİYEMEZLER!
Ne dedi 10 yıl önce Şadırvan:
Uluhiyeti ‘politik destekle’ meşru olan şeyhin eşek tepsin misyonunu
Bilgelik “yazılı kitap” okuyup aktarmakla gerçekleşseydi
Farz namazlarını KÜTÜPHANELERDE kılardık!

İLİM, ŞEYTAN’IN KARŞISINDA İLİMDİR

 

Seviyesiz algılara müslümanlık raconu kesmekler, ilim değildir
İlim, sana Şeytan karşısındaki duruşunu tayin eden ilimdir!
Çağdan bi haber, izan ve kültür noksanı, algı kıtı dergah sendromlusuna
gösterilen çakma tevazunun, ‘paçalardan akması illüzyonu’ ilim değildir
İlim, şekilselde sahne almaz! Rüştünü Şeytan hatta Deccal karşısında alır!
Her Çağın Son İlminde BU DONANIM BULUNUR. Sende var mı?!
Geleneksel tarikat, ‘Şeytan yönetimli bu devirlerde’ yaşamadı ki ölçüyü bile!
Osmanlı’nın dünyayı idare ettiği eğitim devri başka, ya şimdiki.. bambaşka!
O bile 1600 yılından sonra çağa (şu ilimle) gene güç yetiremedi.. battı

400 yıl önce batışa geçerken aynı nağmeler, aynı papağanlıklarla,
şu bizi artık bir yere getirmez ezbercilikten-papirüsçülükten aynı talimlerle,
‘geçip-gitmişin anlayışını’ kendimize din yapa-yapa batmaya gitmedik mi?
Battık, gene aynı şeyi söylüyorsun! Acaba 400 yıldır battığımızın mı ya da
söylediklerinin 400 yıldır aynı şeyler olduğunun mu farkında değilsin?

 

Her Çağın Son Metoduyla ‘Rabb’ı anlamak seviyeni’ değiştireceksin!

 

Çünkü geleneksel tarikatın önceki Rabbı, oradaki konuşlanmasından ayrıldı
Yepyeni bir GİZ’den hareket ediyor! (yepyeni bir metottan sana sesleniyor)
Devir devir akan tüm metotlar, dost Geylani’nin tasarrufundan sahne alır
“Bütün evliyaların omuzundadır ayağım*”demek ne demek? İyi kulak ver:
Dost Geylani, dergah çadırını, senin pineklediğin yerden çoktan söktü!
Şehrin en görkemli plazalarına konuşlandırdı da buradan metot yönetiyor!
Şeytana yenilen eski metodun çadırında pinekleyerek ilim konuşamazsın!
Çünkü Rabbın, bir önceki metodunu değiştirince artık kifayetsiz çadırdasın
Plazaya gel de görelim! Haydi tut ucundan tutacaksan şu işin! Ama nerede?

İlçelerin hatta illerin ilk merkez çarşılarını görün. Zaireciler, at pazarları,
saman pazarları merkez idiler. Sonra sonra önlerine bankacılar konuşlandı
Sonra plazalar merkez çarşı oldu. Kuyumcuların çarşısı artık merkez değil…
Plazalardaki kuyumcular, hava limanlarındaki distribütörler merkez oldu
Dost Geylani’nin eski devirlerdeki zaireciler pazarındaki toplanma tabelası,
şimdi nerededir sizce? Birleşmiş Milletler binasının içinde bir esnaf olmasın!
Çağda hareket bun gibi işte. Sen neredesin ey tarikat? Külliyen merdivenaltı,
portföyün Samanpazarı, ticari hacmin İsviçre! Toplum ilişkisi YOK! Çadırcı…
Şeyhlerinizin yüzüne bunlar dendiğinde, bir önceki menzil reisi şunu dedi:
“Mümkünse siz bizi koruyun, biz sizi koruyacak donanımda değiliz…….
Biz –tesbihat dersi verdiklerimizi, cübbe-sakal’a uyanları koruyabiliriz!”
Said Nursi ‘tarikatlar görevini tamamlamıştır’ diye yüzlerine söyleyince de
çıt çıkaramamışlardı bunlar. Posteki tatlı gelmişti, Geylani’ye ‘hayır’ dediler!

CÜBBE-SARIK-SAKAL

 

Demek tesbihat dersi verdiklerinizi, cübbe-sakal’a uyanları koruyabilirsiniz!’
Peki, binbir parçaya ayrık her kültürden sokaktaki vatandaşa kim el atacak?
Tesbihat-din-müslümanlık dendiğinde şeytan görmüşçesine kaçan (ki haklı)
bu insanları cehenneme mi itiyorsun? Sadece cübbe giyenleri kurtaran şeyh!
Bir de sünnetullah adına bu ölçüleri konuşuyorsun ha! Bu nasıl sünnetullah?
Sokaktaki nice anlayışlı insan ölsün mü?
Senin yüzünden -haklı tepkisiyle komünistliği seçmiş insan ölsün mü?
Adam bugün günahın içinde.. kurtulmasın, ölsün mü? Sana yaklaşmaz ki!
Meyhaneye kaçmış! Ölsün mü? Senden kaçmış kurtulmuş! Gene ölsün mü?
Hadi senin Şeytan çok tıfılmış ki de Müslüman ettin kurtuldun!
Peki ya devrin insanı..? Akşamlara kadar kalabalıklarda, vapur gişelerinde,
metroda-otobüste savrulan hanım ölsün mü? Savrulmayıp ne yapsın?
Cübbe giymezse, tesbihattan kaçarsa böyle mi olsun?

Bütün bu kitle, siz gibilere “YETERSİZSİNİZ İŞTE!” diye bağıran bir hayatın,
hayat sahibinin kulları değil mi? Bu bağıra bağıra söyleyen kim acaba?
Tebdili kıyafet giyen kim acaba? Muvahhidliğin nerede? Hani VAHDET?
Ete-kemiğe bürünüp sana ‘ne söyleyen’ kim? Dedi ya dost Geylani: ‘Her kim
hikmet ile ilmi bir arada toplayamazsa onu Hakk’ın sopaları terbiye eder’
Sana artık hiçbir zaman inanmayacak! Daha sopa mı arıyorsun? Yetmez mi?

Bunlar, bu tarikatlar, (bugün dünyayı yöneten yıkıcıların,
kendilerine merdivenaltı imkan tanıdıkları kadar) sistemde kullanılan dişlidir


Şu Temel Mutlak Yasaları Çok İyi Düşünmeliyiz:


Dünyayı allaha inanlar değil, ‘KENDİLERİNE inananlar yönetir’
 dedik
Dünyayı yönetmede ihale, önce bu akideyi yerine getirene verilmiştir dedik
Asıl iman allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır dedik
Çünkü Allah, sende var olan, senden hareket edendir
Diğeri kafanda yarattığın allahtır sadece…
Allah bu çağda nereden hareket eder?
Bunların hepsini ders kabilinde makalelerde uzun-uzun tafsilatlı işledik
13 yıl önce tartışmaya açtık da müşrikler cevaplayamadı. Cevaplayamaz da
NEBİLER şeriat getirirler, dini tamamlar. Resuller Metot! Farkları için baknz.


Kim neyi bulamamış da “hiç düşünmeden ‘hala ARIYORUM’ diyor”

Bulmuşsa da “niçin papirüsten ‘ezber sallamayı’ bırakmıyor?”
Hiçbir metot arz etmeyen ‘geçmiş sözlerden tebliğ yapmayı’ bırakmıyor
İmam, metoduyla imamdır. Papirüse meal verme sektöründe bir işçi değil!..
Vaktin sünnetini bul ve uygula, talim ettiğin dinin bin kat farzından evladır
Bir gerçeği ‘metoda binaen’ takip etmeyen cahil, metotsuz neşirse üçkaattır
Metodun temeli disiplin, disiplin de ‘tatbikatın temelidir’
Besmelenin özü ‘Be’ de noktaysa bu da farzda noktadır

İşte tüm papirüsün ÖZÜ-ÖZETİ, bu
OKU’lu kitap! Yani İNSAN! (yani dost Muhammed)
Bu konu daha önce hiç böyle anlatılmadı

 
/Okyanusta Şadırvan. 2015

_______________________________________________________

İlgili Yazılar:
 
SİYASAL İSLAM Nedir? (Siyasal islam zımbırtısı Nedir?) 
Millî Piyango! Fikir ve İnanç Bu Siyasetin Neresinde?
Gerçekler Hoplatır, Masallar Amortisör Gibidir
Antropomorfizm-İstanbul Kanalı-Fetöcülük-DinAyet
‘Sistem Değişmedikçe İnsanlar Düzelmez Diyenlerin Acaba Dini Ne?
‘HİÇLİK’ Olur mu?
KADER Nedir? Doğru Anlaşılmalı
MEZHEP Nedir? Mezhep ve Anlayış İlişkisi
EN EL HAKK Nedir?
 
  DEMOKRASİ BİR MAVAL
     
Diktatörlük Başka Şey.. Krallık Başka Şey…
     DEMOKRASİ, Hayatın Doğasında Yoktur. GÖSTERİLEMEZ!

     DEMOKRASİ MAVALI – İnisiyatifler
     DEMOKRASİ MAVALI – Erdemli Sözü Olan Varsa Söylesin!
LAİKLİK: İsyanist BİLİM’in Kendiyle Yüzleşmeyen Martavalı
LAİKLİK (2) Hangi TIP, Hangi BİLİM?
LAİKLİK (3) Dinle Bilim Ayrı Şeyler Midir?
LAİKLİK (4) Biliminizin BİLİM Olduğunu İspatlayın!
BİLİM Denen Neymiş? (Bilimde Rolü Kime Veririz?)
    TEKNOLOJİYE Secde Etmiyor Muyuz?
    Hangi TIP, Hangi BİLİM?
    BİLİM Kendini Aklıyor!?
    Yapay ZEKA Diye Bir Şey YOKTUR
    Gelişmiş Toplumu Neyiyle Ölçersiniz?
BİLİM Denen Neymiş? Bakalım (2)
 
ŞİRK Nedir? İyi Anlayalım!
İNSİCAM (2) Senin Sana İrşatın, Sana Hidayet Olur! (Özet Yazı)
ASIL HURAFE Nedir? 

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

İçindekiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir