YÜREK GEREKTİRİCİ İŞLER dense BUNDAN NE ANLARIZ?

 

EN büyük kanıt, Hayat‘ın bilgisi olan ‘Hayatının BİR’liğidir. Yani sen!
EN büyük tespitse DUYUlarınla gelen öz itişlerin, ÖZ GÜDÜMLERİN

allaha Şeytan da inanıyordu! İnanmayana denk gelmedim! Oysaki:
Allah‘a inanmak demek,
O’nun şart koştuğu ‘tek bir’ ölçüyle kendisine inanman demektir. Bu şartla
imanda ölçü, allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır
Bu da yürek ister vesselam


Çünkü O Sendeyse Bunu Güzel Taşıman Göstermen İcap Eder De O Yüzden!

 

O sendeyse kendini nere koyacaksın? Koyabilecek misin ki?
O sendeyse ‘kendinden başka kimseyi başın üzeri yapmamak’ şart olur sana
Kendi yüceliğine çok değer verdiğin için saygı duyacaksın herkese tabiki
Kıymet vereceksin her şeye. Yüceliğinden geldiği için…
Kapışmak, insanoğluna had bildirmek için muallimcilik yapmak olmaz
Varsa yoksa, SENDE OLAN seni anlatacak


Bir zır-müşriğin yüzüne ‘şu halde sen müşriksin’ dedim
O da ‘sensin’ dedi!

 

‘Niye’ dedim
‘Allah bende’ diyen sensin dedi
Öyle bir cümle kurmadım ama demesem de şimdi diyorum dedim
‘E bak gördün mü’ dedi
‘Niye sende değil’ dedim. ‘Sende yok mu’ dedim. Yok, dedi?
‘Niye yok’ dedim. ‘Allah bende yok’ dedi

“Allah ‘bende yok’ diyen müşrik olmuyor, ‘bende’ diyen müşrik oluyor!!!”

Dedim ki: Zaten Allah’a inanmak, O’nun sende olduğuna inanmaktır
İnançta ölçü, öylesine bir allahın var olduğuna inanmak değil
O’nun sende VAR olduğuna inanmandır evvela…
O’nun ‘bir’ olduğuna inanmaksa O’nun birliğinin sende kurulmasıdır
Bunu oldurman, bu birliğinden hareket etmen demektir ki
bu da ‘düşüncelerin, DÜŞÜNMENİN emri tasarrufuna girmesi’ demektir
O’nun birliğinin bunun dışında izahı, allah 1 adettirden öte bir anlam değildir

O’nun bir olduğuna inanman,
kendindeki hareketin birlemine şahit olup kabulle inanmaktır, dedim
Bu da duygu ve isteklerin ‘hep aynı adresin’ itişi olduğunu ispatla mümkün
Allah’ın birliğine inanman, işte bunu ortaya koyman,
bu tespitine inanman, bunu dava etmen, sürdürmendir dedim
Yoksa ‘allah vardır, birdir’ demek, fasülyeden laftır dedim
Hemen papirüsü hatırladı! E tabi, dedi ‘allah bana çok yakın’ dedi

Ben de ona: ŞAH.. DAMAR gibi bu iki kelimeyi kullanmadan
o allahın sana nasıl yakın olduğunu bi anlat, kopya çekmeden bir cümle kur
dedim. Kuramadı. Şah ve Damar lafları, sakızlar gibi sündü ifadelerinde
Gerçekte ‘Ortada ne ŞAH’ vardı, ne DAMAR!


Düşünsene dostum:

Sende bir ‘misafir’ var fakat ona ‘sen yatılı kalamazsın’ diyorsun sürekli

 

‘Konuşamazsın, hiç hareket edemezsin,
bana bir şey anlatamaz-öğretemez, sabah benim yerime sobayı yakamaz,
çay demleyemez, balkona çıkamaz, tv. kanallarını değiştiremezsin’ diyorsun
De, tamam! Fakat o evde bi misafir ‘nasıl var’ şimdi?!
Belki yoktur iyi bak! Köle mi mahpus mu? Kim bu? Ki misafir de değilse?!

İman kendine imandır. İman, böylece İnsan’a imandır
Secde firariliğini’ terk edip İnsana secde etmek sahasıdır

Allah inancında ölçü, allahın var olduğuna inanmak değil
O’nun sende var olduğuna inanmaktır. Yürek ister elbette

Yürek ister denince ne anlarız?
Yürek isteyen işler listesinde ‘papirüsten kopyala yapıştırlar’ bulunur mu?
Yüzyıllar öncesi diyalogları, hadiseleri, yazıyla nakletmeler olur mu?
Böyle tebligatlara ‘YÜREK GEREKTİRİCİ İŞLER’ denir mi?
Sende olmayan allahı tercüme etsen ne? Tefsir etsen ne? Edebilin mi?
Allah’ın seni sana tefsir etmesi henüz yaşanmadan, sen kime ne anlatacan?

O’nun
seni sana tefsir etmesini henüz anlamaksızın, alfabe haritasından yola çıkıp
‘bir şeyi kafada bir yere kadastro etmek’ nasıl tefsircilik olur ki gülüm?
Önce senin tefsirin gerçekleşecek! İmar planın çıkacak evvela!

Temiz lokmadan başka bir lokmayı ağza koymamak sabır istiyor da
bu ahlak ve yaratış kudretini ‘kendinde razı edip yaşatmanın’ hapı mı var?
Hap almalar-Hap vermeler ‘yürek isteyen işler listesinde’ bulunur mu?

‘İşte Allah, ayetlerini bir bir açıklar*’dan kastı yanlış anlamışız
Burada bahsedilen şey,
‘alem döndükçe sürekli ayet-hadis ve tefsircilik borsaları kurarım’ değil
‘değişmez papirüsteki ayet cümleleri, yazıyla tefsir eder-ettiririm’ değil

[Ben ayetlerimi seninle açıklarım! Benim en kanıtım(ayetim) sensin’dir
BEN’i seninle açıklarım, ‘sen’lerle açıklarım…]
O halde SEN’i yaz! Bırak ‘allah’ dediğini yazıp durma!
Asırlarca tefsirden tefsire yazılıp söylenmişin söylenmişinden inanç mı olur?

Bu yazılı tefsirlerin alası yapıldı 300 yıldan bu yana. Yapıldı da ne oldu?
400 yıldır bataktayız

Ayet sensin! Kendini kendin açıkla

/Okyanusta Şadırvan. 2016

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir