Niçin SAV Demiyor Muşuz?

Bir de Böyle Açıkladım

 

1- Dikkat edemiyorsun. Sakın soyadı olarak kullanmış olmayalım?

 

Burada geçen Muhammed hitabı, (Muhammedî aşamaya geçildiği halde
hala şekle takılıp Adem’e de secde etmeyen şeytanların, her devirde
gene secde etmediği şu İNSAN’a işareten) genel isim dahilinde kullanılmıştır

Muhammed, İNSAN’ın genel ismidir. Şadırvan’ın bütün yazılarında
‘dost Muhammed’ diye geçer nebiden söz edildiği yerlerde. Kimisince SAV’a
(şekli düzeye) bakıldığı için yazının ne dediğine dikkat etmiyoruz maalesef
Çenelerde yörüngeye oturtulmuş Hz. Muhammedçilerden kendimizi ayırdık
Çok gerekirse genel kıblemi de ayırırım. Kabe’deki enerji hangi tirana akıyor!

“Muhammed’e de şair demişti bunlar*” gibi örneklerde dikkat ettiyseniz
(*) imlası var. Bu ne demektir? Söz, kaynağından olduğu gibi alındı demektir
Ayetlerin kısa ifadeleridir. Kaldı ki cümle kaynağındakiyle de aynıdır


2- Cenk meydanında Allah-Allah sesleriyle taarruz eden ecdat,
(Allah Celle Celalî Hu, Allah Celle Celalî Hu!) demedi…

 

Deseydi manada sürat kaybolurdu. Yazıların da bir temposu, sürati var
Okuyucu kendi içinden desin ne diyecekse…
El bombasıyla cephede ‘Allah Celle Celali Hu! Allah Celle Celali Hu’ denmez,
‘Allah-Allah…’ denmiştir (hatırlatması içinde…)
‘Ya Allahım’ diye yakarırken ‘Celle Celalî’ diyesi mi var dua sahibinin?
‘Coşkusuz SAV diyeceğime coşkulu Muhammed demeyi yeğlerim’ Kaldı ki
Nebi’den bahis açtığımızda dost Muhammed ya da AllahRasulu deriz
Çok biliyorsak şunu da bilelim ki dost Muhammed’e peygamber denmemiş,
nebi denmiştir. Yazılı kitap Kuran’ı bari doğru mealle anlayalım öyle değil mi!
Peygamber kelimesi Hintçe’den getirilip Kuran meallerine uydurulmuş terimdir
Peygamber diye bir şey yok anlayacan!


3- Dikkat ederseniz
tüm Şadırvan yazılarının her satırı, ‘harf sayısı kotası’ kullanılarak yazılmıştır

 

Face’nin (pek tabidir ki) satır dizimindeki harf sayısı kotası dikkate alınmıştır
Telefondan okuyanlar, bu tekniğin elverişliliğini, lüzumunu fark edemez
Telefondan okuyanın yapması gereken şey, telefonunu yatık tutmasıdır
Böylece bakıldığında her satırın ölçüyle sonlandığı derhal fark edilir
Şadırvan bu kotayı ölçüsünde kullanarak satır bitmeden ifadeyi tamamlıyor
Uzun cümle gereken yerde de ‘cümleyi oluşturan her cümleciğin’ ifadesini,
kotaya sığdırma ölçüsüyle aynı satırda tamamlıyor da gene tamamlıyor
İfade durakları bir alt satıra taşmaksızın, bölünmeksizin dizildiği için
satırlar arasında askıda kalmayan ifade, kolay okuma sağlıyor
‘Anlayış ve Bilgi’ serisi olan 664 sayfalık kitapta da aynı teknik uygulanmıştır
Bu zor teknik hem ifadeleri özetleyerek dizer, okuyucunun vaktini almaz
hem öz anlatımı öne çıkararak 800 sayfalık kitabı 664 sayfaya sığdırır
Çoşkuya, tempoya önem veririm. İfade uzamamalı, satırla bitmeli


4- Yazardan/karşıdan ‘SAV’ bekleyenler şunu iyi düşünmelidir

 

Babasının yanında sigara içmeyen, döşeğe uzanarak yatmayan toplumun
dinini kaybettiği halde “evlatlarını ‘iman yerine görenek üzere’ uyara uyara”
topluma sözde din anlatmaya kalkanların bizzat kendileri değil midir?
Şekilde her şeyimiz TAMAM!
İnsan ettiğini bilmeli, gerçek toplum ne yaptığının şuuruyla farkında olandır
Kabuk ve yüzden konularda ikaz ve ayara davet huyu,
Özde İnsanlık Hareketini gerçekleştiremez


5- Bu kişi yazıya baktı mı, acaba ana meseleyi, ifadeyi yakaladı mı?

 

İsyanist mantığın pilini bitiren yazılarımızdaki net tespitleri
şarjörümüze kim koymuş da edebi de koymayı unutmuş?
Çapsız eleştiri sahipleri acaba hangi algının memurudur, pompasıdır ki
anlaşılır kastımıza (ayar verici şiveyle) yazıdan cımbızlama sorgular peşinde?
Okur, okuduğu şeyde manayı, ne denmek istendiğini sorgulamalıdır
Sorgulamadaki nitelik, dikkatte ne yöne birikimli olunduğunun nişanıdır
Neyi aradığını, nenin peşinde olduğunu gösterir. Kişi ‘aradığına layık’ anılır
Allah’ı değil de CC’sini arayanlar, nebiyi değil de SAV’ını arayanlar,
kendi arzularınca yazsınlar da o zaman cc’li okuyanlar,
(peygamber) dedikleri ‘kim ise’ işte bu uydurma lafza ‘saygıya dizilsin’ ü saat


Şu Ölçü, SAV’cılık Dayatanın Saygıdaki Havsalasını Aşar:

Ön şart bir usta bulup ona (Şeytan’dan Adem’e secdesi) gerçekleştirelim
De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun /Al-i İmran 31
[Sana biat– itaat etmeyen bana biat-itaat etmemiştir*/Nisa 80
‘Sana iman etmedikçe bana iman etmemişlerdir*’ konulu Nisa 59, 64, 65, 69
‘Anasından-babasından, çocuğundan çok beni sevmedikçe iman etmemiştir
/Hadis’] PAPİRÜS Nedir? VAHİ Nedir?


6- Şeref duyarak şunu her zaman deriz:

 

“Yazdıklarımızla, yaşadıklarımızla zihinlerde şekilleri-yamaları sarsmazsam..
müşrik kafalara, hayvan takımına, düşmanıma dahi parmak ısırttırmazsam
imanımdan şüphe duyarım”
Sen de ‘peygambere (lafzen saygılı olmaya) çağır ahaliyi!
Çok işe yaramıştı 4 asırdır 10 asırdır. Gene yarar, bakma benim dediklerime!
Şunun şurasında dünyayı karşımıza almış meydan okuyoruz
Onun tüm karanlık kurumlarına, tüm bilim yuvalarına, hukukuna,
politikasına, iktisat, felsefe, teoloji/ilahiyat kürsülerine…
Harvartına, Oxforduna, Yalesine, Sorbonuna, çağın horozu Columbiasına…
Bu İsyanist düzeneği (gizde de olsa) müdafaaya kalkışan her kimselere..!
Acaba burayı anladık mı?
‘İnanç olarak’ tokadı nereden yediğimizi anlayamayan sersemler olarak
işi ‘şekl-i salavat afişle’ yürütmeye iman dersek kimi neresinden sarstığımızı,
Şadırvan’ın ne yapmaya çalıştığını anlayamayız

Diyor ki: “Seni edebe çağırıyoruz. İlim böyle olmaz!” (Ya nasıl olur?)
Bi defa ilim, ilim olduğu belli olmadan olur. Belli olursa bilim olur zaten!
Bilim, sanatın delillendirilmesi demişiz. Ne anlamışız?
“Onca çıplak gerçeğe üç kelimeyle direniş!”

 

7- Hiçbir yazılı metin, yazıdan öğrendiklerimizi karakterimize dönüştüremez
Onu karakterin yapmaksızın öğrendiğin hiçbir şey ‘bilgi’ yerine geçmez

 

Bilginin, karakterine transferiyle anlarsın ne anlarsan!
Bilgenin doğruyu taşıması, bilgiyi karakteriyle taşımasıdır
Bir iletinin ‘sana transferi’ bir program tarafından çevrilmesi yoluyladır

Doğruyu gördüm-anladım demek, doğruyu üzerinde taşıyanı kabul etmektir
İşte seni var eden bu YAŞATANDIR


8- “Muhammed’e Niçin Muhammed demişim” E Öyle Müsaitmiş… Kime ne?

 

Kaldı ki her zaman ‘Dost Azrail, Dost Muhammed, Dost İnsan’ deriz
İstisna olabilir. Bu sebebi güzelce izah ettik. Dedik ki:
Fikir ve etki ortamında, savaş ortamında ‘vurgu’ en keskin nasıl çıkacaksa
‘naklediş-zikrediş’ bu keskinliğe binaen oluşuverir dedik, tınmıyor?
Papirüsüm de papirüsüm, içtihadım da içtihadım” diyor!
El bombasıyla cephede ‘Allah Celle Celali Hu! Allah Celle Celali Hu’ denmez
“Oturduğun koltuk cephesinden -şekle uygun düşmeyene azarcı mısın?
dediysek de tınmıyor! Kim bu şimdi tınmayan?
Edepçi! Çok edepçidir çook! İşi gücü bırakır edepçilik yapar!

Allah celal sahibidir, esnek de söyler, şedit de…
Azarı yiyen cahil, hemen ‘edebe’ davet eder. Çok edepçidir!

Bu edepçi, kendini papirüsten terbiye etmiş olmalı ki şunu diyor:
“Bana bak efendi ben ilkokul mezunuyum lakin hiçbir vakit ciltler dolusu
kitabı eşek sıfatıyla yuklenmedim ve bundan ALLAH a siğinirim
(Hani Celle Celali Hu?) Hani saygı? Hani alfabeye/muhaba saygı? Hani (i ?)

“Allah Celle Celali Hu rahatlık versin” diyecektik, hani iyi geceler misali!
Elbette papirüs saygıcısı olan kişi, talimlendiği şekli savunmak sebebiyle
‘din saygısı diye’ bi şeyi DİN adı altında sana dikte eder
Çuvallamakta olduğu şeye de ‘inanç’ der

 
 

9- Sözlerimiz, Kainata Ters Düşen Zihni (radar misali) evinde bulur. Gene Bulur

 

Pc. yi açsa da bulur açmasa da bulur! Elektriksiz ‘keşiş mağarasında’ yaşasa
yazılarımızdaki yüklem onu bulur da gene bulur
Yapıcı bünyeyi de bulur, yıkıcı bünyeyi de bulur. Onlar da bizi bulur!
Kimse kimseden ve hiç bir şeyden kaçamaz
Kendini arayandan başka kimse ‘doğru duymaz’ sözlerimizi

“Benim Muhammed’im, senin salavat gazı çektiğin ‘peygamberden’
kat-kat üstün ve tenzih.. bize -daha dost ve malumdur” deyiveririz
‘Sevdiği gönülde olan kişi, zannı kafasında taşıyandan evladır’ da ondan

Diyor ki: “Bana hakaret et ama peygambere(!?) edemezsin”
İlmen ve tatbikat değeri sıfır bi söz bu
“Peygamberime Allah’ıma böyle konuşamazsın” dili, tam İblis şivesi…
Kendi cehlini, açmazını savunurken de kafasındaki ‘şekil peygamberi’,
‘inanç’ diye getirip koyuyor papirüsten ne duyduysa beraberinde!

 
/Okyanusta Şadırvan. 2019

_______________________________________________________

İlgili Yazılar
 
PAPİRÜS Nedir? VAHİ Nedir?
       PAPİRÜS 2 – Ahir Zaman
      “BEN SANA GÖRE OLAYIM!” NE DEMEK?

      PAPİRÜSTEN kastımızı anlamayanın İNANCI BATILDIR

KAFAM KARIŞIYOR!
METOT NEDİR? Niçin Her Devir İçin Değişir? (ÖZET YAZI)
Siyasal İslam Nedir? (Siyasal islam zımbırtısı Nedir?)
      
Millî Piyango! Fikir ve İnanç Bu Siyasetin Neresinde?
       
Antropomorfizm-İstanbul Kanalı-Fetöcülük-DinAyet
       
MEZHEP Nedir? Mezhep ve Anlayış İlişkisi
Mevcut İnancının MÜNKİRİ Olmadan Hakk’ın Dinine Giremezsin!

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

İçindekiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir