Demokrasi ve Cumhuriyet Martavalı

 

İmanda ölçü, allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır
Böylece dünyayı allaha inananlar değil, ‘kendine inananlar’ yönetir
Yönetmekte ihale ‘kendine inananlara’ verilmiştir. Sünnetullah budur

 

 

HANGİ TAÇ BABADAN OĞULA GEÇMİYOR?
Şu Aksesuar Mı?

Babadan oğula geçmeyen, arkeolojik müzelerde vitrinlenen şu aksesuar mı
Bu mu babadan oğula geçmiyor? Tapuyla geçmeyen bu arkeolojik taçlar mı?

 

Avam, ‘kendi dışarısında bir varlığa’ inanırken ‘kendine inanana’ kral denir
Sadece güdülmeye alışmış güdükler demokrattır! Tepe yönetici kraldır 

‘Taç babadan oğula geçmez’ diyerek seni kandırdılar. Kandırmadılar mı?
‘Taç babadan oğula geçmez’ diyen ‘para babaları’ neslini çükleriyle suladılar
Böylece:

‘Taç babadan oğula geçmez’ diyenin kendi, babası olan parayı hep kral yaptı
Tacı para olan gücün ‘babadan oğula geçme tapusu’ hala devam etmekte…
İşte “babadan oğula geçen saltanat! Hangi cumhuriyet?!!”
Siyonist hünkarın çağcıl sadrazamlarıyla devletler yönetmesi mi cumhuriyet!


Adaleti, eşitlik kelimesine..
insan haklarını, demokrasi kelimesine yükleyen krallığa Siyonist Krallık denir
1789 Fransa’sı, bu sahneyi ilk gerçekleştirdikleri maksatlı bir tiyatrodur
Bu planlı tiyatronun Fransa’daki orak-çekiçleri, ‘tırmıklı-kürekli köylülerdir’
İşte üstünlüklerini! gerçekleştirdiler. Şimdi sen hangi işgal zihninle eşitsin?

(Şadırvan’ın ‘Demokrasi ve Cumhuriyet’ makalesi, 15’in üzerinde yazıdan oluşuyor
G
iriş bölümü bu sayfadan sonraki sayfa geçiş linkleri her bölümün altına bırakılmıştır
Vakit nakitten, Hayat da vakitten değerliyken.. ‘uzun’ demeyin MUTLAKA OKUYUN)

 

Demokrasi Ha!? Cumhuriyet Ha!

Halka rağmen, İnsan Haklarına rağmen demokrasi ha!?

 

Hayatın gerçeğine, milletin haklarına rağmen balonlanan demokrasi!
İnsanlığı yolundan etmesine rağmen demokrasi ha!?

Kaybolmuş sürüleri demokrasiyle güden isyanizmin bariz oyununa rağmen!
Yolunu yitirmiş insanlığın aklına demokrasi koyan tilkilerin zulmüne rağmen
İnsanlığın-adaletin, çağdaşlığın-ilericiliğin ayaklar altına alınmasına rağmen
mürtecilerin (gelişmiş modernizim adı ile) irtica demokrasisi ha!?
Bariz oyuna rağmen şu körlerin hala hesaba çekemedikleri demokrasi!
Aklı noksanların, aklı evvellerin, akıl tartısı bozulmuşların demokrasisi!
Bunca pisliğin kaynağı, referans malzemesi…
İsyanist egemenin ‘cumhuriyet’ dedirterek yığınları güttüğü çağdaşlık!
Kurnazların, şu aklını iğdiş ettiklerinin düşlerine bıraktıkları zihin işgali hatta
aklı iğdiş edilmişlerin çenelerine konulmuş her türlü müktesebat hatta
MUKEDDESAT! Kısaca, ağızlarına sçılmışların emzik gibi emdikleri her şey!
Aklı iğdiş edilmişlerin önlerine konulmuş, şeytanların yönettiği dinler…
Aklı YAMAnmışların DinAyet şebekeleri! Zaten olmaz-olamaz demokrasi!
Sözlerime hayır mı diyorsun? Öyleyse oku!


Kim kimin demokrasisine kızıyorsa kendi demokrasisiyle kızıyor!

 

Ki kimin tarihine sövüyorsa kendi tarihiyle sövüyor
Kim kimin dinine sövüyorsa kendi diniyle sövüyor?
Kim kimin islamına sövüyorsa kendi islamıyla sövüyor! (buraya dikkat!)
Kim kimin hukukuna, adaletine ötüyorsa kendi hukuku-adaletiyle ötüyor
Kim kimin malını-canını-vaktini çalıyorsa kendi kabiliyetiyle ruhsatlıyor
Kim kızıyorsa tüm lafların toplamından bir joker yapıp demokrasiyle kızıyor

O zaman Hak ne? HAKK ne? Doğru soru: “Sen Kimsin?”

 

Sana ‘KİM OLDUĞUNU’ kim söyler? Bu söyleyen, kulak zarına mı söyler?

 
Ben kimim’ sorusu nerede sorulur? Helada sorulur mu? Sorulmaz!
Silahla tehdit ettiğine ‘ben kimim’ sorsan olur mu hiç, o söylese olur mu hiç?
Yalabıklık yaptıkların sana kim olduğunu nasıl söylesin? İneğini ürkütür mü?
Ailen sana kim olduğunu nasıl söylesin? Eşeklerini ürkütürler mi?
Bakkalın-manavın sana doğruyu söyler mi? Sağdıkları azalsın ister mi?
Sen sana nasıl söylersin? Nerene sorduğundan haberin nasıl olsun?
Bi defa ‘aslında ne sorduğundan’ haberin var mı? Bilincinde misin?
Sana gerçeği kim söyler? Allah bile söylemez! Gör ki ciddiyetinde misin?
Söylerse Allah söyler! Peki de KİMİNLE SÖYLER’ Kimiyle söyler?
Ona da kim olduğunu öğretmiş olması gerekir ki yanlış söylemeye korka!
Senin (böyle birin olacak ki) sana onunla söyleye! Değil mi?
Senin böyle birin var mı? Her şeyin var da ‘böyle birin’ yok mu, ister misin ki?
İnsan başka ne isteye? Acaba neyi nerede arıyor? Arıyor mu ki bi defa!
Bulduğunun zannıyla ‘hayallerde-beklentilerde’ mi yaşıyor?
Hayal olmayan, ‘iltimas yapmayan böyle birini’ nesinden tanıyacak?
Bunun ölçülerini biliyor mu ki? Bilmiyor! Ölçüyü bilse zaten kendini bilecekti
Her ölçüyü ‘ilka ettiği şu kalp şeysi’, zaten kurtulmak istediği o aklı değil mi?
 

Peki, kendini bilmiyor da
(katılsa da katılmasa da) sözlerimize hayır diyen kim? Kendinin nesi olur?
Hayırından-Evetinden ne şuurda emindir? Evete hayır demiş olmasın sakın!
Şayet (gerçeğe HAYIR) demiş olmasından ne kadar korkar?
Hiç gerçek korkuyu tattı mı? En büyük korku’nun üzerine gitti mi?
Canını BİR’i için verdi mi? Ölmeden önce ölenlerden oldu mu?
Bunları yaşamayan kendini bilmez, sözlerimizi de anlamaz!
Keşke anlamamakla kalsalar! Bunlar “Allah’a bile din tebliğ eder!”

Sadece iki çukur var! Birbirlerini reddeden ben’ler, bu çukurları doldurur
‘Bu benlerin’ ikisini de reddeden kendi çukurunda yaşar! (buna dikkat!)
Kişi, bu benlerin ikisine de anlayış gösterecek kadar konuyu kavrarsa
o zaman kendi çukurunu da tamamlar. Böylece bu insan, 3 çukuru gezmiştir

Sen şimdi bu 3 çukurlu vatandaşa, ‘3 çukur gezmiş birine’ ne anlatabilirsin?
Ey allahına din tebliğ eden ‘şarampol yapı!’ Bize ahkamın geçer mi?
Otur düşün sözlerimizi. Bir tane Arapça gramer olmadan neyin mealindeyiz?
Hayat Bilgisinin ne demek olduğunu Arapçasız anlatanı nereye koydun?
Arapçasız dinlemeyeni biz bir yerlere koyduk ki
oralarda gezinmekten bıkmadı mı? Aklı nerelerde geziyor?

(Baktım ki yazı uzamaya gidecek, uzatmayalım
Demokrasi konusunu burada cumhuriyetle ilişiği kadarıyla geçelim
Demokrasi bahsini daha uygun bir zamana bırakalım. Fakat
cumhuriyet kelimesiyle şartlı düşünenlere kısa özetlerle yazıyı bitirelim)

 

 

SALTANAT BABADAN OĞULA GEÇMEZMİŞ!??

 

‘Saltanat babadan oğula geçmemelidir’le aldatan cumhuriyetlerde şu oldu:

 

1789 Siyonist Krallığında ‘kapitalist hünkarın modern sadrazamları’ oldu!
Başkanlar, modern sadrazamlar olup
isyanist kraliyetin ayar vererek tasmalayıp yönettiği vitrinlerden mütevellitti
Kaidelerin yol açtığı işgalin meyvesiyle tüm devletlerde siyasetin tepesine
kapitalizm konarak’ devlette liyakata bağlı işler babadan oğula miras kaldı!
Siyasetler işledikçe para, siyasinin üzerine çıkarak ideoloji, fikri yenmiş oldu
‘Taç babadan oğula geçmez’ diyenin kendi, babası olan parayı hep kral yaptı
Buna ‘paraya yaslı gücün yani paranın ideolojisi’ derler. Kısaca kapitalizim!
Hangi Taç Babadan Oğula geçmiyor? Şu Aksesuar Mı?!

Tacı para olan gücün ‘nesilden nesile geçme tapusu’ hala devam etmekte…
İşte “babadan oğula geçen saltanat! Hangi cumhuriyet?!!”

 

Siyonist hünkarın çağcıl sadrazamlarıyla devletler yönetmesi mi cumhuriyet!

 

Sürekli refah içinde yaşayan kesimlerin,
burjuva kültürünün nimetlerinden hep yararlanması,
iktidara geçen ailelerin bu imkanlılardan seçilmesi nedeniyle
para ve parayla sağlanan krallığın babadan oğula mirası engellenmiş olmadı
Genel kültür edinme olsun, fırsatlardan istifade olsun, tahsil imkanı olsun,
tahsilden sonra önemli kademelere yerleştirilmeler olsun, sanatbilim olsun,
‘devlet erkinde sürekli bu imkanlılar’
veya bu burjuvaziye zımmen bağlı komprador kişiler bulunarak
hiyerarşide ‘müstekbir düzen’ süregiderken
torpil-para-pul-sanat-bilim ve liyakatlı işler sermaye tarafından yönetilerek
(iktidarlar babadan oğula geçmiyor görünse de)
Sadece kendi içlerinde yer değiştiren aslen varlığı değişmez makuz iktidarın,
paraya yaslı şekli değişmez hep aynı iktidarın
‘babadan oğula geçme kanunu’ hala devam etmektedir

İşte babadan oğula geçen saltanat! Hangi cumhuriyet?!!”
Siyonist hünkarın, sadrazamları eli ile devletler yönetmesi mi cumhuriyet?!

Tüm cumhuriyetlerin icabı ‘kalkış noktası’ ve sonuç şartlarına baktığımızda
görünen kesin gerçek şudur ki artık krallıkların salt el değiştirdiğini değil
bir zamanlar babadan oğula geçen tahtların,
1789’da artık paradan zulme bir saltanata geçerek krallığın devam ettiğini
ve parayı elinde tutan 17 ailenin İsyanizim adındaki dinlerini,
tüm dünya bilim ve erk kürsülerinde cumhuriyetler olarak inşa ettiklerini ve
bugün İslam’dan anladığımız şu mevcutla da
bu isyanist din kraliyetinin gücüne güç yetirmenin söz konusu olmadığını
aradan 400 yıl geçmesine rağmen bugün yığınların hala uyuduğunu
söyleyebiliriz çok maalesef!


İşte ilk cumhuriyet! “1789 tarikatınca” Lui Krallığını alaşağ eden bir şantiye!

 

Bu tarihten sonra bir bir yıkılan HANEDANLIKLAR!..
Artık bir şantiyeden kurulan devletler çağı!
Kabil Hanedanlığının kuruluşu!.. İsyanizim ve onun Demokratist Krallığı…
Bundan sonra kurulan tüm dünya devletlerinin ağababası firma! Şirket!..
Ve kendilerinin bu Birleşik Dünya Şirketini,
DEMOKRASİ SALYASI altında tıkır-tıkır yürüten BEYNELMİLELCİLER!
Onyediseksendokuzculuktan ‘beyanname kapmış’ evrensel insaniyet!
Eşitlik Kardeşlik Hürriyet! Tüm Kuva-i milliyeleri oyuna getiren cumhuriyet

İnsan Hakları ve Evrensel Hukuk devlet soketlerinden ‘makyaj adalet’
İnsan ve millet kuvvetini parçalayan kuvvetçiklerin ‘truva atı cumhuriyet’
LUİ’lere yapılan 1789 Fransa darbesiyle artık dünyada el değiştiren krallık,
(eşitlik-kardeşlik-hürriyet sloganlı Siyonist Krallığın gizli tarikatınca)
tüm dünyayı nüfuzuna çektiği ‘şu beynelmilelcilik’, bir DİN DEĞİL MİDİR?
Hangi cumhuriyet? Ne laikliği?
Kahrolsun (özgürlük macununda tapılan yıkıcı siyasetin) tapılan demokrasisi

1789 hareketi, bir evvelki krallık nizamına karşı yeni bir krallık nizamıdır
Güya Fransa köylüleri eli ile mevcut krallıkları güya KALDIRMIŞ izlenimiyle
“yığınları kandıran günümüz reel siyonist krallığın, (kısa bir süreç içinde)
geri kalan tüm devletlere cumhuriyetler-demokrasiler atayarak
bu gazlarla AMA KENDİSİNE ‘modern sadrazamlar’ tesis etmek,
bu kayyumlarıyla insanlık beynini iğdiş edip gerçeği artık hatırlanamaz kılıp
bu demokrasi-cumhuriyet mavallarıyla devletleri kendisine köleleştirmiştir!

Adaleti, eşitlik kelimesine..
insan haklarını, demokrasi kelimesine yükleyen krallığa Siyonist Krallık denir
1789 Fransa’sı, bu sahneyi ilk gerçekleştirdikleri maksatlı bir tiyatrodur
Bu planlı tiyatronun Fransa’daki orak-çekiçleri, ‘tırmıklı-kürekli köylülerdir’
İşte üstünlüklerini! gerçekleştirdiler. Şimdi sen hangi işgal zihninle eşitsin?


Egemenlik halkındır/milletindir’ ne demek? Tabi ki kuş beyinli şöyle anlar:

“Artık saraydaki kral değil, hanedanlık değil, yönetime halk el koyar!”

 

Hayır! Bu sözün manası bu değil! Kendi sözlerinin manası aynen şudur:
“Artık kral, saraydan değil, halktan çıkacaktır!!? Egemenlik, bundan böyle
halk içinden çıkan sade vatandaşın, yönetime el koyabilmesi krallığıdır”
HANGİ SADE VATANDAŞ?!! 1789 Fransız Köylüsü sade vatandaşı mı?!!

Krallar, artık Luilerden, Mançurya prenslerinden, Osmanlı hanedanından,
Japon saraylarındaki, Avusturya imparatorluğundaki krallardan seçilmeyip
sarayların asalet silsilesi bitirilip
“halktan olan birinin! kral olabilmesiyle kurulan egemenliktir!!!”
(Way be! Şu zokanın güzelliğine bakar mısınız?)
Halktan olan birinin kral olabilmesiyle kurulan egemenlik!??
Peki, BU ASPARAGAS YOLU kim açtı? Halk kendisi mi açtı?
% 90’ı avam olan halk, bu yolu nasıl açabilir ki?
1789 Fransa cuntasıyla “halk planlı” birileri açmış olmasın sakın?
Bu birileri, Fransız köylüleri ve avam sürüsünü öne itip
kendi ‘siyonist krallıklarını’ ilan eden şu demokrasi dayatıcıları olmasın..?
Vitrin kuklalarıyla demokrasiyi marşlayıp gizli krallıklarını haydıyor olmasın!


Avamın en cahili bile ‘AYDIN TİP’ arıyor sözde. Nidecekse aydını?

 

Kendi mevcut doğrularını okşayıcı bulduğu tipe ‘AYDIN’ diyor!
Aydın hiç demokrat olur mu? Korsan nefsleri okşar mı? Avamdan bekler mi?
Senden onay almayı beklenti ve heves edinmiş tip, AYDIN olabilir mi?
Doğruyu ilan eder, yürür geçer
Anlayan anlar, anlamayan idrak patinajlarında gargara yapsın

Avam, ‘kendi dışarısında bir varlığa’ inanırken ‘kendine inanana’ kral denir
Sadece güdülmeye alışmış güdükler demokrattır! Tepe yönetici kraldır

Kral, yıkıcı kral Nemrut da olsa yapıcı kral Muhammed de olsa,
yer ve gökyüzünde bunun dışında başka bir yönetim ne oldu, ne de olacak!
Zaten halihazırda olan idare de budur. Görene, anlayana…

DİN, Kainata Kral Olmanın Haritasıdır. Yalnızca kuvveden fiile çıkan imanla
ve ilkin batında gerçekleştirilmesi ön şart olan şu mecburiyetin olan imanla
İşte Din, böylesi imanın haritasıdır. Emir ve yasaklar bunun için…
Şeytanlık dini de olsa ‘haritasındaki disiplinler’ bu krallık içindir

Ha sen Allah’ı yer ve gökyüzüne kral yapmışsın ha o seni kral atamış fark ne?

‘Din Allah’ın oluncaya kadar savaşın’ ayeti ne demek? Beni kral yap demek!
Ne dedi DURU? “Benim şahsiyetimin zerresi kainatın topuna bedeldir*”
Bizler yeryüzünün nemrut krallarını başımıza gönlümüze put tayin etmedik
Bu krallıklarının gökyüzündeki silsilesine baktık, bir temel göremedik. YOK!
Yok olana iman ve itibar etmedik
Tevhide inanıyorum’ diyor, peki siyasal liderleri şeyh edinen partçılık da ne?

“İmanda ölçü, allaha inanmak değil O’nun sende var olduğuna inanmaktır
Böylece dünyayı allaha inananlar değil, ‘kendine inananlar’ yönetir” dedik
Yönetmekte ihale ‘kendine inananlara’ verilmiştir. Sünnetullah budur dedik
Allah Rasulü, kendine inananların en ilki ve en sonuydu
Muhammedilerine bu düsturu miras bırakmıştır
Günümüz müşriklerine de şu kaderi kendilerine bela olarak verdi:
Cahil Mekkelilerin ‘allaha inanç’ biçimini…


Seçmen sandığını,
kendilerine Alaaddin’in Lambası edecek kadar hayalleri bile işgalde olanlara

 

Kralları kutulara bıraktığı kağıt parçası reylerle değiştirebileceğini zanneden
sadece Siyonist Krallığın muhtarlıkları olan devletlerinin azalarını değiştirir

Sen! Yönetim krallığını bir kağıt parçasıyla değiştirebileceğini mi sanıyorsun?
Senin için ne kadar kolay, yorulmasız-zahmetsiz bir insanlık işidir, değil mi?!!
Kölelerin işine geliyor böylesini sorumluluk edinmek! Köle Değiliz’lik adına!
Krallar, böylesi bir duvar kurdu 1789’da
Özgürlük savaşı verecek her insanı durdurmak, amacını iğdiş etmek adına!
Köleleşmiş ey insanoğlu! Sen de az ye de kral ol! Ne o zor mu geldi!?!!
Evet, imanını kuvveden fiile çıkarıp da kolektif devrim başlatmak zor aşama
Kabul edelim ki bu gerçekleşmeden dindarlık diye bir şey yoktur!
İbadet diye de bir şey yoktur. Din, özgürlük içinse.. özgürlük dini ise
tüm ibadetler bunun içinse ki bunun ancak böyle olduğu anlayana ise
zulüm krallığına karşılık adalet krallığı ise krala karşılık krallık ise
hürriyetin ne kadar kolay olmadığını bilmemizin örtülmesidir reymenlik!
örtülmesidir demokratlık!
Zulüm, insanın amacında durduruluşudur, dedik. İşte bunun için dedik
Demokrasiyle iğdiş edilen demokrat beyin, çağın pis krallığını görmedikçe
halifede Amaç Nedir’i görmedikçe bu sorumluluğu almadıkça
ki kendini tanımadıkça, tanıyanlar çoğalmadıkça
müstahak olduğumuz uykunun demokrasi ninnisiyle işgaldeyiz
Emek ve zeka karşılığı olan hak ettiğimiz paramız, yarınlarımızla işgaldeyse
bunu zaten kabul ediyorsak peki o halde zihnimizin işgalde olduğunu
niçin ısrarla kabul etmiyoruz da “ben özgür düşünüyorum” diye efelikteyiz?
Ceplerimizin işgali, beynimizin iğdiş edilmesiyle gerçekleşir. Kural bu!
Şadırvan da zihin işgallerini ve bunlarla mücadeleyi açıklıyor, okuyor musun?
Zulmün mimarları, bilim adıyla üniversitelerin ağababası Columbia’yı kurdu
Bu Columbia Şadırvan yazılarına cevap veremiyor, Harvard, Yale vs. dahil…
Bilim, hukuk, sanat, siyaset, eşitlik, laiklik vs. en iğdiş ettikleri sahaları yazdı
İleri sürdükleri bilim, insanlık gerçekleri olan iddialarımızı cevaplayamıyor

Avam, ‘kendi dışarısında bir varlığa’ inanırken ‘kendine inanana’ kral denir
Sadece güdülmeye alışmış güdükler demokrattır! Tepe yönetici kraldır

Devrimi politikacılardan uman demokrat budalalar, yıkıcıların kölesidirler
Bunlardan ekmek beklemek ha? Yaşasın hürriyet!
Kahrolsun (özgürlük macununda tapılan yıkıcı siyasetin) tapılan demokrasisi

Demokrasinin köleleri, insanlık hakkında en son konuşacak kimselerdir
Bizse insanlığa en son sözü söyleyen ve söyleyecek bir metodun ehliyiz
Arada 180 derece var

Dininin ne olup olmadığı, gönlüne koydukların, gönlünden çıkardıklarındır
Dinini heveslerin ve korkuların belirler. Elhamdülillah talimlerin değil…
DİN, dinin ne sorusunun cevabı değildir. Din, kainata kral olmanın haritasıdır
Gerçekte dünyayı krallar yönetir
Yer ve gökyüzünde bunun dışında başka bir yönetim ne oldu, ne de olacak!
Zaten halihazırda olan idare de budur. Görene, anlayana…
Senin fikrini değiştirmezsem bana yuh olsun
Gözlerin kalbinin aynası değilse sana yuh olsun

 

Zokası ‘hürriyet-eşitlik-kardeşlik’ sloganlı İSYANİST KRALİYETİN,

demokrasiye inandırdığı köleler toplumunda algı hengamesi…

 

Bu (1789 hareketi dediğimiz) ‘onyediseksendokuz tarikatı’,
arzda tüm hanedanlık ve krallıkları, tarih sahnesinden ekarte edip
kendine alternatif krallık tanımayan günümüz İSYANİST KRALLIĞInın
(güya Fransa köylülerinden) kurduğu ilk IŞİD ordusu ve operaSYONuydu
Algılara çakılan şu ‘höşmerim evrensel beyanname’ ve
‘hürriyet-eşitlik-kardeşlik’ üzerinden estirilen heves rüzgarları,
büyük istilanın sloganıydı maalesef!
Bu yeryüzü kuşatması ve tılsım,
‘onyediseksendokuz tarikatı’ üzerinden gerçekleştirilmişti
Onyediseksendokuz Fransa IŞİTçiliği ile başlatılan
‘ekmek yoksa o halde pasta yenilsin’ motifi üzerine kurulmuş
şu İsyanist Evrensel Beyanname mavalıyla,
“artık ben de kralla eşitim” dolmasıyla çükülmüş bir zihin,
tüm ölçülerini emperyalizmin tesis ettiği alışkanlıklarından türetir
Bu kimse ‘düşünüyorum’ der. Değerleriyle de zulmü besler: Devrimciyiz??!
Ne güdük bi devrimcilik…
Ne fahişe dozda bir hürriyet! Kan çanağını görmeyen kardeşlik!

15’in üzerinde yazılardan oluşan Şadırvan’ın ‘Demokrasi ve Cumhuriyet’ makalesinin giriş bölümü’ burada bitti

Siyon Liderlerinin Protokolleri’ Kitabında KENDİLERİ ŞUNU DİYOR başlığında makale devam ediyor

/Okyanusta Şadırvan. 2010-2012

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir