Slide Habersiz de olsan gene ruhunla yaşıyorsun. Ama ondan yararlanamıyorsun
Habersizsen yararlanamazsın, kim bilir ruhun kimlerin elinde işgalde tutulu?
Senin ruh hesabından gör ki kimler kendine çıkar sağlıyor kendi davalarında
Kişi şayet zihin işgalindeyse ki çok muhtemel ruhunu da -işgal eden kullanır
Ruh, ebedi yaşayacağın duyuyu, ölüm ötesine buradan yüklediğin dorsendir
Devamını Oku RUH
NEDİR
OLMAK
NEDİR
Her şey beşer-beşer! Avucunun dallarına bak! Ne görüyorsun?
Dileklerini onunla yüzüne sürüyorsun
Gözün yazıya dokunur alfabe olur. Harf, özünde okunur da idrak olur
Gör ki kim kime dokunur! Kimde kim NE OLUR?!

Tek bilgi var, diğerleri onun şarampol yolu…
Niçin göstermiyor, saklıyorsun ‘olduğunu-olmadığını…’ Göründüğün ne?
OLDUĞUN mu?!! GÖSTERDİĞİN mi?
Sende en güzel yollar.. adımlanır, yürüdün mü? Hiç ayağa kalktın mı?
Devamını Oku
Sahnede bir kez yerini almış bir hadise,
tüm zamanlarda (aynı temel, farklı sahne, farklı şekil, yerini-yurdunu alır)
Fakat hadiseler hiçbir zaman aynı dekor ve sahneyle turnede değildir!
O TEK HADİSENİN her an gerçekleşmekte olmasına HAKİKAT,
gizlenişine SANAT.. bu sanatın delillendirilmesine de BİLİM diyoruz
İLİM, evrende senin 'her yerde bulunarak' yaşadığına şahit olmandır


NEDİR SANAT Bilim, sanatın delillendirilmesi. Sanat, VARLIĞIN müspette açığa çıkışı!
Alemin bir zaman diliminde gerçekleşen herhangi bir hadise,
zamansızlıktaki tüm yolculuğunu her an her defa yaşar ve süreklidir!
Tarihte yaşanan bir gerçek, tüm anlarda yaşanmaya kesintisiz devam eder

Devamını Oku
Slide Vahi, bir şeye kendi bilgisinin verilişi. Kuran, İnsana İnsanlığının inişi

Bir şey sana inerse Okursun! Öz-yapın ‘sende kurulursa’ Okursun
Peki, ya inmezse? Bu halde kişi, varlığında kendi bacakları üstüne basamaz

Havada asılı kalmış kar tanesini OKU da yararlan hadi! Mevsimine ne fayda?
‘CEMRE SİLSİLESİ’ dışında bir hareket olur. İklim dışı bi şey, sana ne fayda?
O kar tanesi inip dünyanda yaşarsa Okursun ki bak sen onunla neler yaptın?!
Devamını Oku PAPİRÜS Nedir
VAHİ Nedir
METOT
NEDİR
Metot: Öncelik-sonralık, ehem-mühim! Bunlar arasındaki denge
Metot, ehemi-mühimi düzenler. Disiplin bunun sana tatbiki demek olur
Çağdaki önceliklere oranlı maneviyatın, temel doyumları üzerine inşa HALİ!
Metot, çağın darlığına göre ehemle mühim arasındaki dengeyi öne çıkarır
Yaşamın temel önceliklerini ‘senin disiplinin’ yapar
Devamını Oku Nihayetinde anlarız ki Metot,
hem önceki ve sonraki programlar arası farka rağmen özün yaşanmasını,
hem de bulunulan çağ içersindeki harekette ‘ehem-mühimi’ dengeler
• Türk ve diğerleri!.. Türk varsa ırk yok, Kürt yok! Arap yok!
Dünyayı fethedişe kim katılmak istiyorsa “o ırk yok!”
Türk, vasfını-bilincini kaybetmişse dünyada ırk çok!
Bu ırklar, toplanıp TEK MİLLET olur da, sen MİLLETİNİ şaşırırsın. Şaşırma!
TÜRK KİMDİR
• Türk’ün mana karşılığı, arzı FETHEDİŞTİR
Hakk’a teslim olup Hakk namına ‘diğer olan şeyi’ TESLİM ALMAKTIR

• Türk bir ırkın adı değil, VASFIN adıdır. Tarihsel bir vasıftır bu
Orta Asyalarla ilgisi yok
Devamını Oku
Devamını Oku Tercihler, önüne başkalarının sürdüğü şartlara bağlı çözüm listesi
Kararsa şartlara rağmen ‘şartları değiştirmeye yönelik’ kendi çözümün!
Tercihler, bilginin işimize gelen yüzü.. KARAR idrakin eseridir

Karar, aklın en temel faaliyeti
Akılda bir KARAR MERKEZİ bulunur ki bu merkez,
DÜŞÜNMEK ile DÜŞÜNCENİN ayırt edilmesiyle faaliyete geçer
Bu faaliyete geçmemişse tercihlerle yaşıyoruz demektir
Yanlıştan -yılmış yorulmuş olunmadan, karar merkezimiz faaliyete geçmiyor
Sadece KARARLAR uygulanır. Tercihler ise kendilerini uygulatır
Karar Vermek Nasıldır
Neremizden Geliyor
Slide
Yazmak edebiyatın işi değil, FİKRİN İTİŞİDİR
Cümle kurabilirsin fakat anlam yoksa ‘söz’ niye?
İfadelendiriyorsan düşündürüyorsundur! Düşündürmüyorsa fikir ne?
Düşündürmek yoksa edebiyat niye! Fikrediş yoksa AKIL NE?
Devamını Oku EDEBİYAT, İdrakin Alfabesi EDEBİYAT
NEDİR
KADER NEDİR
Doğru Anlaşılmalı
Devamını Oku

Kaderini yazmanla uygulaman aynı anda oluyor
Zaman birisine kader diyor, birisine kaza…
Zaman içinde bir zaman daha vardır ki bu bir senkron kayması gibidir
İkisi aynı anda seyredilebildiğinde Kader ve Kaza birbirine çok yaklaşır

Hayattan İsteğimizin Karnesidir Başımıza Gelenler
İsteğimizi karara bağlamazsak Şartlar, bize tercihler listesinden bir rol verir
Buna göre KAZA sonuçtur! Sonuca göre şartların yazılmasına kader diyoruz
Şartların bizi sürdüğü yere hayat demiyoruz

Sonucu tercih eden biziz
Şartlar dairesinde tutsak yaşama razı olan da biziz. Hürriyeti seçen de...




Kamalcılığın da bir din olduğunu ve anayasanın tüm maddelerinde
kendi tatbikatını açan ‘anahtar ruhsat’ olduğunu fark etmesi lazım gelir
Yani dinsiz hiçbir hareket, yapılanma ve ‘savaş ve mücadele zemininin’
olmadığı-olamayacağı denklemine ulaşmış bir algı nizamı taşıması gerekir
Kavramları ilkin yüksüz(nötr)yani objektif bir dengeden işitmesi gerekir
Devamını Oku LAİKLİK!
Hiç Söylenmemişler
İnsanın İslam’ına DİN deyip, insanın dinine DİN deyip fakat
İsyanın TEOLOJİ MEKTEPLERİ olan tüm yeryüzü faaliyetlerini
‘bilim kelimesiyle’ yürüterek kendi dinini favori göstermek!
Kendi DÎNÎ ANAYASA temellerini ‘bilimsel anayasa’ tabiriyle açıklamak!..
İşbu İnce Tezgahları sorguluyor olması gerekir
BİR KİMSEYLE LAİKLİĞİ TARTIŞABİLMEMİZ İÇİN o kimsenin ‘din başka bilim başka’ diye bir söylemin uydurulmuş olup
bunun -önüne konmuş bir dayatma olduğunu fark etmesi lazım gelir
Slide

Şadırvan yazılarının her satırı, ‘harf sayısı kotası’ kullanılarak yazılmıştır
Telefondan okuyanın yapması gereken şey, telefonunu yatık tutmasıdır
Böylece bakıldığında her satırın ölçüyle sonlandığı derhal fark edilir

 

/Okyanusta Şadırvan

Sorulur hep: “İnsanlar
neden kitap okumuyor?”

‘Düşünmekten kestirilmiş insanlık biberonlanıyor da’ o yüzden okumuyor
Beyni kızağa çekilmiş insanlığın ‘kitabı kitaptan okuması’ unutturulmuştur!
“Kitabı kitaptan” okumaz! Papirüslerde ‘kitap’ arar
Kendince bulduğunu sandığı şeyi de ‘yazıca okur’ ama nafile!
Çünkü önüne bir şekilde konulmuş yayınlar-şeyler,
kişinin sanki kendi hür seçimiymiş gibi gösterilen
aslında yersiz ihtiyaç listesi olarak yığınlara pompalanmış papirüslerdir
BU, ‘KİTAP OKUDUĞU’ ANLAMINA GELMEZ

Hiç bilmeden yaşar KENDİ olmadığını. Onda yaşayan her şey PİYASAdır
Yaşam, onun hem kontrolünden hem öz-karar ve özel tespitlerinin
‘ona kazandırabileceği idrak ve inançtan’ artık çok uzak bir yerdir
Gerçek’ten kopmalar başlar. İşte Piyasa görevini başarıyla tamamlamıştır!

Piyasa, bu şekil programla her koşulda başarır
‘Kendi kararım’ sandığı tercihleri, aslen piyasanın ona vurduğu prangadır
Koşullar, UFUKLARI perdeleyen sınırlı bir penceredir onda
Artık sıradan TERCİHLERİNİ ‘bunlar benim kendi KARARIMdır’ sanır
Düşmanın maksatlarını “kendi hedefimdir” sanır
BU, ‘KİTAP OKUDUĞU’ ANLAMINA GELMEZ

Yani okumayanların niçin okumadığı sorusundan ziyade
sözde okuyanların ‘acaba ne okuduklarını!’ sorgulamalıyız
Zaten de kitap okumayanlar,
okuyup da topluma örnek olmadıkları bilinen bu kesim yüzünden okumuyor
Bu gözlem toplumca her an yapılıyor olmalı ki
bu yüzden sonuç “tepki olarak kitap okumamak” çıkıyor
Kafa, ‘bilgi stoğu için’ okumak istiyor,
bilinçse ‘pek de işe yaramaz habersel bilginin’
OKUmak yerine geçmediğini
biliyor da bu yüzden okumuyor


13

yıl
yüzlerce makale

her konuda
binlerce yazı

 

 

Kişi, heves ve korkularından yönetilir

ZAN dediğimiz,
gönlüne akmak üzere yola çıkan her duyumu,
kafanın şartlarına uydurmak diplomasindir

‘Yanlış Bilgi’ diye bir şey yok! Hevesler, bilgiyi ZAN yapar!
Zanların temel suyu, heves ve korkularındır,
daha da mı göremiyorsun?

Gör

İnsan ‘düşünen hayvandır’ dediler ama DÜŞÜNMEK ne, açıklanmadı
İnsan ‘konuşan hayvandır’ dediler, bunu da eksik dediler
Ben de diyorum: ‘İnsanoğlu konuşursa hayvandır, İnsan ifade eder
Çünkü gözlerle görünmez. Gözler bakar, bakış görür
Konuştuğu ‘laf‘tır, ifade ediyorsa SÖZ’dür. Konuşma anlatmaz, ifade anlatır
Bakıyorsa GÖZ’dür. Bakmayan göz kördür. Göz anlatmaz, bakış anlatır!
İfadeye bak ki görerek anlayasın. Alfabeler gözle okunmaz da görünmez de
Alfabenin gerçeği İDRAK, anlayışa hakim olabilme vasfı… Bu alfabe bakışta!
Gözlere aşık olan kördür. BAKIŞA aşık olan, başlangıcı GÖRMÜŞTÜR
Gözler toprak, bakış şimşektir. Gözyaşın, topraktan süzülen yağmur
O da aşk varsa hayat berekettir

 

 

Ne kadar anlatırsan anlat!
Karşındaki kendi zannına tercüme ediyor!

Daha öncesi alışkanlıklarında bir karşılığı varsa,
nidayı sepetine koyuyor!

Her şeyi ZAN AMBALAJLARINA sarıp
bir vagonla kafada raylıyoruz

Kafa sente vurduğu anda,
ilk makasta gerçeğimizle yolumuz ayrılıyor

Ambalajını önceden hazırlamadığı hiçbir hakiki duyumu tınmıyor
Önceki sepetinde bir sapı varsa yeni salkımı bu küpünde sirke yapıyor
Mevcut kabullerini ‘arayışına referans yaptıkça’ körlüğü pekişiyor

 

 

Bizler fikre ve huzura kavga ederek ulaştık,
pes ederek değil

İlmin şehri İNSAN, Kapısı da FİKİR…
‘Kuru gürültüyle kapı dövülmez! Tokmağı sağlam vur!

Biz ‘dinsizlikten’ batmadık. FİKİRSİZLİKTEN battık
Bizde bu din, fikirsizlikten çöktü! Hatimsizlikten değil, tebliğsizlikten değil
İmam Hatipsizlikten, ElifBasızlıktan, İlahiyat kürsüsüzlüğünden değil…
O halde tekrar yepyeni bir fikir-metotla inancımıza şahit olacağız

Bu sanatı, vazifeyi, ilmi, inceliği, emri okumayı CAMİDEN almadık ki
anlatmaya “cami cemaatine anlatmayla” başlayalım

Bu sanatı, ilmi, inceliği, OKUmayı MAĞARADAN aldık!
Bu yüzden mağara bölümü mezunlarına anlatırız da ancak onlar anlaya!

Bu FİKRİ, İNCELİĞİ, ANLAYIŞI aldığımız mağaradır ki
bu MAĞARA, insanın kendi derinliğindeki başlangıç noktasıdır
Dibe vurma cesaretini göğüsleyenlerin kalkış noktasıdır, sıfır sermaye budur

Bu sermaye üzerinden temellenmeyen bir kalkış, YAMALARIN dinidir

Önceki anti virüsünü KAPATMANI EMREDER çağın son ictihadı
Önceki İCTİHADLAR, şu İsyanist Çağın virüslerini yakalayamaz!

Dünya olarak bizler, insanlık medeniyetini dinsizlikten kaybetmedik
FİKİRSİZLİKTEN kaybettik

 

Her şeyin cevabı ‘hürriyetin kadar’ verilir 
Cevaplara ne kadar dayanabilirsin?

Gerçeği ‘ömürde görmeye’ ne kadar ölümsüzlük ayırabilirsin?

Demem o ki soru sormak serbest. Cevap, esaretin başladığı yere kadar sebil
Sonrası, kişi gerçeğe kapalı! Esir kişi, ‘cevap olan nedir’de hep takılı…

 

Şu halde gerçeğine hürriyet isteme!
Hürriyeti yaşamana engel olan gerçeklerini değiştir
Mevcut kabullerini terk et, DOĞRUYA ulaş
Hürriyet, doğruya ulaşmaktır
Gerçeklerini genişletmek hürriyet değildir

Sadece doğruların özgürlüğe, yanlış yaşayanların hadde ihtiyacı vardır
Özgürlük eğer ki birilerinden istenecek şeyse cesaret bu özgürlüğü satın alır
Pazarlanmayan bir özgürlük iste ki özgürlük satanların üzerinde özgür yaşa!

Hürriyet canını vermekse can vermeye ne kadar hazırsan o kadar hürriyet!
Öyleyse ‘can nasıl verilir, niçin verilir?’ Şadırvan bunu açıklar, bu bilgiyi verir

Soru, bir kurttur!
Doğru cevabı bulur da beslersen bu ‘kelebek olur’ sende

Geçiştirirsen sen gibi meyveyi gübreye çevirir
İçine girip beyninin, yer durur

Cesaretin en yüksek derecesi samimiyet, korkaklığın en büyüğü inattır

Korktuğun yerden aldığın güce cesaret denir

Sözüne muhatap bulamaman sabrındandır
Muhatabına söz bulamaman cehaletinden

Kudret, İradenin İktidar Olmasıdır

Haklılık, güç.. bu güç de İKTİDAR olduğunda KUDRET açığa çıkar!
Zulmü güç.. bu gücü de ‘hak’ gören aldanış, hangi kudrete savaş açmakta?!

Kelimelerde ayrıntı için Şadırvan Kavramlar Sözlüğü